11 Ocak 2009 Pazar

kırmızı şapkalı kız...









bu haftasonum yine oldukça hareketli geçti. özellikle de cumartesi... güne güsel bir kahvaltı ertesinde kablo yanığı kokuları ile başladım. ama kokunun nerden geldiini tespit etmemiz oldukça büyük bir zmn aldı. tüm apartmanı sarınca koku oldukça telaşlanıp, apartman da yalnızca 2 bayan olmanın da haliyle ya yangın çıkarsa die komşumla baya bi panikledik. neyseki büyük çabalar sonunda gelen elektrikçimiz binaya gelen ana şartelde problem olduunu tespit etti ve az da olsa rahatladık. sonrasında koşuşturmanın verdiği yorgunlukla miskin miskin tv izlerken bi arkadaşımın yoğun ısrarı üzerine dışarı çıktım, k.parkta gezindik eğlendik bi süre, gece eve geldiğimde de tesadüfen istanbulda oturan 2 yakın arkadaşımla msnde koyu bir muhabbete başladık ve pek de alışık olmadığım bir şekilde gece 3e kadar konuşmuşus, daha doorusu hayatımısda yapmadıımıs kadar bir dedikodu yapmışıs. sabaha uyanmam tabi biras zor oldu, ama pazar kahvaltılarını beraber yapma alışkanlığımızı bozmamak adına sürünerek de olsa yataktan kalkan ben, kocaman bir fincan çay ile gözlerimi açtım. sonra uzun çabalar sonucu evden çıkartabileceğim (baştan çıkartmak gibi bişii bu resmen ) güneşin cazibesine benim gibi kapılabilecek ve soğuğa rağmen evden çıkabilecek arkadaşlar listesini tek tek yoklayarak en dooru kişiyi buldum ve karşıyakadan bostanlıya dooru yürümeye başladık. bu arada tabi çarşının içinden geçmeden edemeyen alışveriş çılgınları olarak iki dkda şapkalandık ve ööle başladık yürüyüşümüse... yine bol fotolu, bol çeneli bi yürüyüş oldu ve uyuşukluumusdan kurtulmuş olduk. ve şimdi sıcacık evimde bi elimde kahvem önümde notebookumla ve dinlemekte olduğum bu aralar favori parçam olan "ben kimim" ile geceye devam ediyorum...

1 yorum:

ran dedi ki...

yaww gökce sana inanmak istemiyorum nasıl bir yaşamdan keyif alma sanatıdır bu... bu yaşam keyfin hiç bozulmasın, dahada katlanarak büyüsün, aldığın keyifler daim olsun...