12 Mayıs 2008 Pazartesi

hayata nasıl bakmalı...


Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden, her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı.Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.


Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu.


Daha sonra kızına tek kelime etmeden beklemeye başladı.Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi.


Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı.Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra, son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.

Kızına dönerek sordu:


- Ne görüyorsun?

- Patates, yumurta ve kahve? diye alaylı bir cevap verdi kızı.

“Daha yakından bak bir de” dedi baba, “patatese dokun.”


Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.


“Aynı şekilde, yumurtayı da incele.”


Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.


En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.


Söyleneni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:


- Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?


Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı.


Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı tepki vermişti.


Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.


Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş; katılaşmıştı.


Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.


- Sen hangisisin? diye sordu kızına. Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?


Patates gibi, yumuşayıp ezilecek misin?


Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın?


Yoksa, kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?

1 yorum:

ranger_ dedi ki...

Okyanusun dibinde yatan bir istiridye, su uzerinden akip gecsin diye,
kabugunu acmis. Su icinden gecerken, solungaclari yiyecek toplayip
midesine gonderiyormus. Aniden, yakinindaki bir balik, bir kuyruk darbesiyle
kum ve camur firtinasi yaratmis. Istiridye de kumdan nefret edermis;
zira kum oylesine puruzluymus ki kabugunun icine kacarsa son derece
rahatsiz olurmus. Istiridye derhal kabugunu kapamis ama cok gec kalmis;
Sert ve puruzlu bir kum tanecigi iceri girip, ic derisi ile kabugun arasina
yerlesmis.
Kum tanesi istiridyeyi ne cok rahatsiz ediyormus.
Ama, kabugunun icini kaplamasi icin kendine verilmis olan salgi hucresini
hemen calistirarak, minik kum tanesinin ustunu kaplamaya baslamis;
ta ki, nefis, parlak ve duzgun bir ortu olusana kadar...
Istiridye, yillar yili, minik kum taneciginin ustune katlar eklemeye devam
etmis
ve sonunda muthis guzel, parlak ve son derece degerli bir inci olusmus. Karsi karsiya oldugumuz problemler bu kum tanecigine benzer,
bizi rahatsiz ederler ve niye bize bu derece eziyet cektirip
asabilestirdiklerine sasariz;
fakat ; ... azmin getirdigi cesaret ve kuvvetle, sorunlarimizin ve zayifliklarimizin
ustesinden geliriz. ...daha alcakgonullu, isteklerimizde daha israrli, cevremizdekilere daha
yakin,
daha akilli ve sorunlarimiza karsi daha dayanikli hale geliriz. ...gizli gücümüzle, yasamımızdaki pürüzlü kum taneciklerini,
bize kuvvet veren ümit ve ilham kaynagi olan degerli incilere
dönüstürürüz....