27 Ocak 2009 Salı

daha ne kadar dağınık olabilir bi insanın kafası...

bu aralar kafamı toparlayıp yazamama problemim var ne yazıkki :S benim gibi çalışmayı seven bi insanın bu kadar süre işsiz kalması bu dağınık kafanın en başlıca sebebi, tabi bunun yanı sıra özel ve güzel nedenler de yok değil...


oyalanacak bişeyler buluyorum ama bi süre sonra hepsinden sıkılır hale geliyorum. arabamız geldi ona bile sevinmem kısa sürdü sanki, bi tuhaflıktır gidiyor, bana acilen iş gerek iş, tek ilacın bu olduğunu biliyorum:(


bi yandan direksiyonumu geliştirmeye çalışıyorum turlar atıyorum. geçen hafta ailem bisdeydi, onlarla keyifli zmnlar geçirdik, güldük eğlendik, gezdik... onları da çok özlüyorum, iyi oluyor bööle ziyaretleri... hava çok ılık bu günlerde, tam yürüyüş havası ama ona bile üşeniyorum, acilen yüzmeye de devam etmem lazım, sportif faaliyetlerden epey bir uzak kaldım. bu mevsimden itibaren yaza kadar çiçekliköy tarafları çok güzel oluyor, hem pazar kahvaltısına hem de yürüyüşlere o tarafa gitmek lasım... yeni açılan köyüm kahvaltıevinin ikinci şubesine bayıldım bu arada tavsiye ediorum şiddetle.web sitesinden bilgi edinebilirsiniz. gerçi bu sitede yeni açılan şubeye henüz yer vermemişler ama yakaköy köy meydanından sonra tabelaları takip ederseniz rahatlıkla bulabilirsiniz.


hımm geçende gittiğim ve beğendiğim bir mekan daha geldi aklıma... çikolata tutkunu biri için izmirde nihayet açılan bi fondü cafesi büyük bir sevinç yaratıyor doğal olarak, adı Fondue Switzerland Restoran Cafe&Bar, ortam, servis ve lezzet üçlüsü bakımından güzel bir mekan, eski alsancak evlerinden birini bembeyaz boyamışlar, iç dekorasyonunda da kırmızı hakim sıcak bir havası var...


italyanca hocam yurtdışına gittiği için 2 hafta ara verdik kursa, bekleme ve pekiştirme modundayım bu ara, sürekli italyanca şarkılar dinlemeye çalışıyorum, varsa sizin de önerdiğiniz güzel parçalar bekliyorum;)

19 Ocak 2009 Pazartesi

geceye renk katan bir iki şarkı



uyku tutmaması halinde dinlediğiniz takdirde...
boşverin, siz en iisi normal bi zmnda dinleyin;)


18 Ocak 2009 Pazar

amore...


Aşk eşitsizlik üzerine kuruludur, dostluk eşitlik üzerine...

W.B.Yeats

12 Ocak 2009 Pazartesi

izmir'i istiyorum


Nasıl alırsınız?

Sulu mu - Susuz mu?

Efeli mi – efesiz mi?

Kavun – peynir tabağı, roka – balık tadında, imbatının havası…

Denizi kız,

Kızı deniz,

Sokakları hem kız, hem deniz kokan şehir

İzmir Cumhuriyeti burası. Bu kent başka bir ülke.

Laik – demokrasi kalesi.Başkadır insanları. Özgürdür yaşamları.Geleni de benzetir kendine, taviz vermez yaşam öyküsüne. Giden kalır kıyısında, dokundu mu suyuna havasına… Benzer çağdaş Türk insanına! İşte böyle bir memleketin kadını – erkeği – çocuğu – genci – yaşlısı teslim edecek mi ruhunu derin siyaset kulislerine? Rakı masasında balık mı olalım? İzmir'in balığı masaların kralı…Birkaç ne – niyetli adamın yokladıkları nabızların İzmir de atmayacağını bilmeleri gerek – bildirmemiz gerek… AKP çok yakınlarındaki kişilerle İzmir Büyük Şehir Belediye Başkan adayı ile ilgili kazanma hedeflerinin hesabını yapıyor. Vitrini koruyalım, yolumuza bakalım! İzmir işgal altında!

İzmir'i kim verecek?

Gelin alın bizden… Biz yüreklerden. Taviz vermeyiz dikliğimizden…

Gelirsiniz – gidersiniz ama İzmirli asla değilsiniz.İzmir de yaşamak kim olduğunu düşünmeden o şehre ait olmaktır. Tanımak ve bilmektir. Kar yağmaz İzmir'e. Yağdığında 'İzmir'e kar yağdı sayın seyirciler' der tüm haber kanalları. Apartman bahçelerinde limon ağaçları, zeytin dalları… Aşk eder, meşk eder Güzelyalı'nın ağaçları, bakışıp durur 'Karşı kıyıdakiyle. Zaten aşk ve meşkin ta kendisidir bu şehir. Şu kordon boyunca yemyeşil çimenlere uzanır özgür bedenler. Denize karşı ne yaşı ne başı nede türbanı dinler, 'nede daha çocuk onlar'ı' … Uzanıp çimenlere alır busesini denizin iyodunu içine çeke çeke, İzmir'in saçları karıştıran, etekleri uçuran rüzgârında… Küçük geveze, neşeli yalıçapkını, geçirir zamanını kayıtsız aşklarıyla! İzmir'i istemek ve almaya çalışmak zor bir iştir. İzmir Türkiye değil, Türkiye de İzmir değil.

Çağdaş – Demokrat – Aydın - Laik İzmir'i seviyorum.

Ah keşke Türkiye'nin her kenti İzmir gibi olsa…

Suluda içilir, susuzda…

Sağlığınıza!

"bu yazı bana üye olduğum bir mail grubu aracılığı ile ulaştı, kim yazmış bilmiyorum ama yazanın eline sağlık olduğu gibi eklemek istedim bloguma"

hala haber bekliyorum senden....


-

Hala haber bekliyorum senden
Hala haber bekliyorum senden
Yazık bir şey gelmiyor elden
Yazık bir şey gelmiyor elden

Şükür çocuklarımız büyüdü
Elleri ekmek tutar oldu
Bu yalnızlık aldı yürüdü
Gitgide sen oldu büyürken

İyi şeyler de olmadı değil
Aynı deryaya doğru bu seyir
Okçu'nun önünde saygıyla eğil
Bir selam yolla gittiğin yerden

Bu şarkılar şifa duaları
Bu şarkılar yıkar duvarları
Bu şarkılar dostluk sal'aları

sezen'in yine müthiş şarkılarından biri...

11 Ocak 2009 Pazar

kırmızı şapkalı kız...









bu haftasonum yine oldukça hareketli geçti. özellikle de cumartesi... güne güsel bir kahvaltı ertesinde kablo yanığı kokuları ile başladım. ama kokunun nerden geldiini tespit etmemiz oldukça büyük bir zmn aldı. tüm apartmanı sarınca koku oldukça telaşlanıp, apartman da yalnızca 2 bayan olmanın da haliyle ya yangın çıkarsa die komşumla baya bi panikledik. neyseki büyük çabalar sonunda gelen elektrikçimiz binaya gelen ana şartelde problem olduunu tespit etti ve az da olsa rahatladık. sonrasında koşuşturmanın verdiği yorgunlukla miskin miskin tv izlerken bi arkadaşımın yoğun ısrarı üzerine dışarı çıktım, k.parkta gezindik eğlendik bi süre, gece eve geldiğimde de tesadüfen istanbulda oturan 2 yakın arkadaşımla msnde koyu bir muhabbete başladık ve pek de alışık olmadığım bir şekilde gece 3e kadar konuşmuşus, daha doorusu hayatımısda yapmadıımıs kadar bir dedikodu yapmışıs. sabaha uyanmam tabi biras zor oldu, ama pazar kahvaltılarını beraber yapma alışkanlığımızı bozmamak adına sürünerek de olsa yataktan kalkan ben, kocaman bir fincan çay ile gözlerimi açtım. sonra uzun çabalar sonucu evden çıkartabileceğim (baştan çıkartmak gibi bişii bu resmen ) güneşin cazibesine benim gibi kapılabilecek ve soğuğa rağmen evden çıkabilecek arkadaşlar listesini tek tek yoklayarak en dooru kişiyi buldum ve karşıyakadan bostanlıya dooru yürümeye başladık. bu arada tabi çarşının içinden geçmeden edemeyen alışveriş çılgınları olarak iki dkda şapkalandık ve ööle başladık yürüyüşümüse... yine bol fotolu, bol çeneli bi yürüyüş oldu ve uyuşukluumusdan kurtulmuş olduk. ve şimdi sıcacık evimde bi elimde kahvem önümde notebookumla ve dinlemekte olduğum bu aralar favori parçam olan "ben kimim" ile geceye devam ediyorum...

7 Ocak 2009 Çarşamba

pancake çılgınlığı


bu aralar yaptığım yemeklerin fotoğrafına çekmeye kalmadan bitiyor olması, blogumda sizlerle paylaşamamama neden oluyor:( ama sevilerek hemen tüketilmesi de ayrı bir güselliği. yeni yıl için yemek bloglarında tarifini bulmuş olduğum meşhuuuur şeftali kurabiyesinden yaptım ve süslü keseler yaparak hediye ettim sevdiklerime, çok beğendi herkes tadını, ben tabii zevkten dört köşe, alınca bi sürü iltifatı nasıl olunur ki kihhh kihhh:))) tarif için el emeği göz nurununu tıklayın


bi de pazar sabahı kardeşciimi ve anneannemi canlandırmaya yarayan pancakelerimden sözediim. onlar da müthiş oldu, yine bloglardan toplamış olduum ön bilgiler sayesinde portakal kabuğu rendesi müthiş bir tat verdi, denemek isteyenler siz de eklemeyi unutmayın!!!

pazar kahvaltısında kapışılan bir lezzet sıcak sıcak servis yapılması gerekiyor o nedenle bi kişi pişirip o sofrada olmamayı göze almalı;)

benim yaptığıma oldukça benzeyen bir örnek fotoğrafı da gözünüzde canlandırmanız için eklemeden geçemeyeceğim:)

6 Ocak 2009 Salı

avusturalya...

pazartesi akşamı kardeşimle birlikte ne yapalım ne yapalım die düşünürken, methini duyduğumuz "Avusturalya" filmine gitmeye karar verdik. 3 saat gibi uzun bi film olduunu bildiimis için sevgili koltuğu almayı tercih ettik, iice yayılıp isledik keyfile filmimizi. cidden anlatılan kadar varmış, her türlü duyguyu yaşatan içinde farklı tatlar barındıran bir film, ben de sizlere tavsiye ediyorum.

benvenuti nel mio blog ran:) nerde benim takipçilerimmmm

hoşgeldin bloguma yeniden, öslettin kendini yahu... neyse gönlümü almayı başardın;)
meltem sen de unuttun beni, sıkı takipçilerimi yeniden toplama kampanyası başlattım.

bi de ispanyolca orjinal nickli bi arkadaş vardı, o da kayıp çoktandır:(

çamdibinden bi arkadaş da vardı o da kayıplarda...

ömer zaten iş güç derdinde ihmal etti blogumu

görki, ayşe ve jami de unutmadık tabi...

herkesi yeniden bekliorum bloguma, yorumlarınısı ösledim şekerler:)

5 Ocak 2009 Pazartesi

yılın en stresli günü

"Bugün yılın en stresli günü. Tatil sonrası, soğuk havalar ve ekonomik kriz ve yılın ilk pazartesi günü olması bugünü yılın en stresli günü yapıyor.
Yeni yıldan beklentiler, tek yıl olmasının endişe verici olması ve gelecekle ilgili kaygıların tavana vurması ve tabi bugünün bu yılın ilk pazartesi günü olması ile stres hormonu da tavana vuruyor. "

Milliyeti okurken dikkatimi çekti, cidden ööle benim için de bugün oldukça stresli, sıkıntılı geçen bir gün. gece uyku tutmama haliyle başladı tabi herşey:( halbuki dün ne kadar güseldi...

4 Ocak 2009 Pazar

barış anıtına yolculuk:)

yağmur çamur demeden bol sulu bir pazar günü azmedip mukocumla çıktık barış anıtına, evde oturmamak ve yeni yerler görmek olunca maksat, hiçbişiii kesemiyor yolumuzu:)))
film haline gelmiş bir pazar günü sizlerle okurlarımmm....

ben kimim???


Candan Ercetin - Ben Kimim 2008 - Celebrity bloopers here

az mıyım çok muyum
var mıyım yok muyum
ben neyim
masal mıyım gerçek miyim

kaç mıyım göç müyüm
hiç miyim suç muyum
ben kimim
ibret miyim cinnet miyim

hiçlikler içinde kanayan yürek
yokluklar içinde savaşan beden
boşluklar içinde karişan zihin
güçlükler içinde değil miyim

yoksa… yoksa….

her ihanete akil erdiren
her cehalete kilif uyduran
her esarete fiyat biçtiren
sen değil de ben miyim?

geçimsizim bu günlerde
kimsesizim bu yerlerde
değersizim bu ellerde
çaresizim doğduğum yerde

gölgesizim her gün her yerde

ses miyim sus muyum
sis miyim pus muyum
ben neyim
deha mıyım heba mıyım

ak mıyım pak mıyım
al mıyım sat mıyım
ben kimim
yarar mıyım ziyan mıyım

yalanlar içinde doğruyu bulan
cayanlar içinde sözünde duran
satanlar içinde ayak direyen
yananlar içinde değil miyim

her adalete duvar ördüren
her cesarete kilit vurduran
her asalete boyun eğdiren
sen değil de ben miyim

geçimsizim bu günlerde
kimsesizim bu yerlerde
değersizim bu ellerde
çaresizim doğduğum yerde
gölgesizim her gün her yerde