31 Mayıs 2008 Cumartesi
30 Mayıs 2008 Cuma
26 Mayıs 2008 Pazartesi
biras da gündemden...
Nuri Bilge Ceylan "Üç Maymun" filmiyle 61. Cannes Film Festivali'nde en iyi
yönetmen ödülünü aldı. Ceylan, ''Kazandığım ödülü güzel ülkem Türkiye ithaf
ediyorum''dedi.ne mutlu ki bööle başarılı sanatçılarımız var, gurur duyuyorum. bu filmi izlemek şart oldu;)
NASA nın Mars’a gönderdiği uzay aracı Phoenix yani Anka Kuşu, Türkiye saatiyle 02.55’te Kızıl Gezegen’in yüzeyine başarıyla indi. İnmesinden kısa bir süre sonra, uzay aracından ilk görüntüler de Dünya’ya ulaştı.
bu dünya bize yetmemeye başladı ztn, bi yerlerden başlayıp yeni alternatifler aramak gerek. bende de bu aralar bi astronomi merakı sormayın yani. yıldızlarla da aram ii, gece vapurda körfezin üstündeki yıldızları izleyerek daha da pekiştirmem lasım ve bunu sık sık yapmak lasım ;)
25 Mayıs 2008 Pazar
You're the sun in my universe
Right now, everything is revolving
around you and your tender touch.
All knots in my mind are just solving,
for my fears I don't care very much.
23 Mayıs 2008 Cuma
başındasın herşeyin.
bebeksin işte!
dünya'nın bütün bebekleri aynı şekilde doyar.
tadını çıkar.
belki muhammed olur adın.
belki musa. belki isa.
boyun 2 metre olabilir.
belki de esmer olursun.
belki kısa.
o zaman bebek demez kimse sana.
başını aç derler ya da kapa!
sen çalış! sen doğur! sen savaş! sen sus!
istedikleri gibi olmassan öldürebilirler seni!
töreler daha değerliymiş gibi hayattan!
herkes eşittir!
ama göreceksin, bazıları daha eşittir hayatta!
şaşırma, burası tuhaf bir dünya!
gülümse yinede.
büyüdüğünde eşit yaşaman için çalışan insanlar var burada!
gülümse bebek.
gün gelecek, herkes sana sadece insan diyecek...
her geçen gün izledikçe tüylerimi diken diken eden Hürriyetin İnsan
Hakları Evrensel Bildirisinin 60. yılında hazırlamış olduğu bu videoda geçen sözleri paylaşmak istedim.
22 Mayıs 2008 Perşembe
Yumdum gözlerimiKaranlıkta sen varsın
Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin
Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
Şimdi orda herşey seninle başlıyor
Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
Ve sana ait olmayan
NAZIM HİKMET
20 Mayıs 2008 Salı
19 Mayıs 2008 Pazartesi


16 Mayıs 2008 Cuma

"Ruhumun renkleri var. İçimde uçuşan kelebekler var. Rengarenk çeşit çeşit kelebekler. Zaman zaman değişir kelebeklerimin sayısı , renkleri, hızları, nazları...
Bazen masmavi, bazen yemyeşil, bazen bembeyaz bazen pespembeeee uçuşurlar… Neşe, umut, heyecan dağıtırlar yüreğimin her noktasına. Yaşamın benim elimde olduğunu, nasıl bakarsam öyle göreceğimi, inandığım değerlere sahip çıkmam gerektiğini nakşederler usulca… "
Güsel sözler dimi okuyunca beni yansıttığını düşündüm blogladım hemen:)
15 Mayıs 2008 Perşembe
14 Mayıs 2008 Çarşamba


12 Mayıs 2008 Pazartesi
hayata nasıl bakmalı...

11 Mayıs 2008 Pazar
kafana göre...
tıklayın
10 Mayıs 2008 Cumartesi

izmir sanatın etkinliklerinden olan ispanyol gecesindeydik geçen akşam, çok keyifli bi gösteriydi, müzikler insanı alıp götüren cinstendi ve piyano çalan kıza hayran oldum. o piyano ve kemanın ahengi de müthişti. yalnız bi ufak sorun yanımda vızıldayan iki küçük çocuktu, nası yaş sınırı koymazlar anlayamıyorum bu tip etkinliklere :S6 Mayıs 2008 Salı
bu konuda gelen yoğun mail ve msjlara bi açıklık getireyim sevgili okurlarım bu fotoların nası muhteşem bi haftasonuna ait olduundan bahsedeyim sizlere. cumartesi sabahı salihli istikametinde yola çıkıp salihliye 10km. kala bir kır kahvesinde yapılan köy kahvaltısı ile güne başladık. yanımda misafirlerim muko ve erich çifti ile kardeşim vardı. güsel bi kahvaltının ardından yolkenarında gördüğümüs gelincik tarlasına daldık ve birbirinden hoş kareler yakaladık. ardından bozdağlara dooru yola dvm ettik, yine beğendiğimis yerlerde manzara seyretme ve foto amaçlı durduk. kırk oluklara geldimisde bir dilek tutup her oluktan biras biras su içtik bakalım dileğim gerçek olacak mı ;) hiçç ısrar etmeyin söölemicem ne dilediğimi :) soora bozdağın meşhur helvasından tattırıp misafirlerimize gölcüğe dooru ilerledik. göl kenarında sakin huzurlu bi ortamda güsel bi yürüyüş, soora göl kenarında içilen sıcacık çaylar ve havanın serin olmasına karşın zıp zıp zıplayarak oynadığımıs langırt oyunu (bu arada bilmeyenler düşünmesin ki bu zıplanarak oynanan bi oyun muydu die bu sadece ilke ve bana özgü bişii kendimisi kaptırıp zıplıorus) ve ilkeyle benim aldıımıs malubiyetle sonuçlandı:( olsun cnm onlar misafir dierek kendimisi avutsak da nerden bilelim langırtın almanların da ii bildiii bi oyun olduunu. erich eniştecim bu konuda çok başarılı çıktı;) gölcüün ardından birgiye dooru ilerledik ve inişe geçtik. çakırağa konağını gezdirip, oraya dair hikayeleri anlatarak ödemişe geçtik. meşhur kadınlar pazarımısı ve cumartesi pazarımısı gezdirip bikaç alışveriş yaptık. fresh meyve denilen olayı öslemişim bis burada bulamıyorus nerdeyse dalından pazara çoook güsel çook. çileğin bile gerçek bi kokusu oluo ödemişte... neyse iiice ballandırdım sanırım. soorasında annemin hazırlamış olduu bia akşam yemeği ve uykunun ardından pazar sabahı kalkıp tire-değirmene gittik, oldum olası bayıldıım bi yer doğa ile baş başasın, su sesleri kuş cıvıltıları eşliğinde yemek yemek müthiş oluoyor, bu zevki misafirlerimis de tatsın istedik ve derken dönüşe geçtiik. oldukça keyifli dolu dolu bi program oldu...
5 Mayıs 2008 Pazartesi










