
31 Ocak 2008 Perşembe
29 Ocak 2008 Salı

24 Ocak 2008 Perşembe
23 Ocak 2008 Çarşamba
İncelikler Yüzünden...
Neden başkalarının hayatına bunca değer verdiniz? Onların incinmesi sizi niçin bu denli yaraladı? Kim öğretti ağlamayı, gözyaşlarınıza niye söz geçiremediniz? Boşuna değil kendinizi 'dışarıda' hissetmeniz. Diğerleri gibi olmadığınız sürece dışlanacağınızı hiç mi tahmin edemediniz? 'Her şeye ve herkese rağmen' doğru bildiğiniz yolda yürümenin nelere mal olacağını kimse söylemedi mi size?
Onlar manadan, hakikatten, doğadan ve doğaldan uzak, kendine, dünyaya, evrene yabancı, durmadan dinlenmeden, bakmadan ve görmeden, sevmeden ve sevilmeden, yalın değil basitçe, satıhta yaşayıp giderken…Siz yağmurlusunuz yine, incelikler yüzünden…Kalmakla gitmek arasında bir yerde…Yol uzun ve ince ama yine de, her şeye rağmen yürümeye devam…
21 Ocak 2008 Pazartesi
ekmek arası hayat- ayşenur yazıcı
Baziı alıntılar:
Sen benim doğurmadığım küçük kızımsın, anne!
Yaşamı geldiği gibi yaşamaktan korkma!
Insanlar beni çok kırdı anne!
(kizilderili şefinden alıntı ile) "yanlızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra...ancak ondan sonra paranın yenmeyeceğini anlayacaksınız"
(hayata bilgisayar oyunu gibi bakan ogluna nasihat veriyor) Hayatın RESET'i yok...Anlatamıyorum....
(yine ogluna) Herkes ormanda ulu bir çınar olamayabilir, kimileri de yol kenarında bir çalı olacaktır. önemli olan, yol kenarındaki çalılar arasında en iyisi olabilmek...
(kendisine alaycı baktıgı satırlardan bir kaçında) Sanık Aysenur ayağa kalk! E ben zaten ayaktayım, hiç oturmadım ki.
Affetmeyi, kendimle alay etmeyi, üretmeyi, paylaşmayı ve koşulsuz kucaklamayı öğrendim...
Paylaşmaktan yoruluyoruz. "Biz" demek ağır geliyor, "ben" demek daha kolay. Fedakarlığımız süreklilik kazanınca kendimizi "aptal", karşı tarafı "uyanık" görüyoruz. Tokat yediğinde, utansın diye obur yanağı uzatan yok. çünkü karşı taraf obur yanağa da vurmak icin eli havada bekliyor.
(oğlundan bahsediyor) Biz küçükken "Canım sıkılıyor" dediğimizde annem "bir kız canım sıkılıyor derse evlenme zamanı gelmiş demektir" derdi. Ee, bunun canı cok erken sıkıldı yahu daha 15 yaşında!!
20 Ocak 2008 Pazar
Hüsü'nün annesinin elmalı tatlısı
19 Ocak 2008 Cumartesi
17 Ocak 2008 Perşembe
işte yalnızlığın en çok koyduğu anlar...

Zaman zaman hepimiz gebeririz yalnizliktan. .Iste yalnizligin en cok koydugu anlar:(((
* .akşam yemeğini yalnız başına yerken birden anlatmak, paylaşmak istediğin binlerce cümle olduğunu ve bu cümlelerin boğazına dizildiğini anladığın an...
* .hastalandiğinizda bir tas çorba pişireniniz yoksa, ameliyata girerken cüzdanınızı hastabakıcıya birakip hakkını helal et diyorsanız yalnızliği iliklerinize kadar hissedebilirsiniz.
* .arkadaslarla icmek varken, yanliz basina bilgisayarin basinda ictigin an * .iceriden nefis yemek kokularinin gelmedigi, hosgeldin oglum/kizim/ sevgilim/ arkadasim seklinde karsilanmadigin, bir eve adim attiginda.
* .the doorsdan people are strange şarkısı dinlerken şarkının sözlerinin kendinize ne kadar uyduğunu anladığınız anlar.
* .yolda hicbiryere yetisme geregi olmadan yururken, birden yavas yavas yagmur baslar. kisi aliskanlik olarak adimlarini hizlandirir. sonra hatirlar ki nasilsa gorecek, seni umursayan, sirilsiklam olmus olmana uzulecek, seni seven biri yok. adimlari tekrar yavaslatir, evine yalniz basina aksam yemegini yemek uzere en uzun yoldan doner.
*. gozlerinizden yas duserken kendi mendilinizi kendiniz aldiginiz an.
* .etrafinizi deli gibi dagitmaniza ragmen kimselerin size laf soylemedigi, kimselerin o daginiklarinizi toplamadigi anlar.daginik olmak ho$ ama, bu noktada anla$ilan yalnizlik en az o e$yalar kadar dagitir, toparlanamaz hale getirir insani.
* .sevdigin sarkiyi senin kadar sevebilecek hickimsenin yaninda olmadigi an.
* .digerlerinden olmadıgın, biraz daha farklı oldugun icin arkadaslarının seni terkettigini anladıgın anlar...
* .evde şaşkın bi vaziyette salya sümük ağlarken uzun uzun kimi arasam diye dusundugunuz ve isteginiz gibi bi isim bulamadıgınız zamanlar
* .istiklalde yalnız başınıza yürüdüğünüz zaman
* .iş dönüşü kapıyı anahtarla açıp karanlık eve girdiğinizde "ben geldim" diyecek kimse olmadığında.hatta daha beteri, kimse olmadığını bile bile "ben geldim ulan evim, nasıl geçti günün beyav" dediğinizde. evle, bilgisayarla, televizyonla, puzzle'la, müzikle, mutfak penceresiyle, otla bokla yüksek sesle konuştuğunuzda.
* .gece çok geç olmuş sanıp yatarken saatin daha 12 bile olmadığı anlaşılan ve kendi kendine gülerek "tavuk gibi erken mi yatacaksın" denilen an.
* .elektriklerin kesildiği gecelerde daha net hissedilir. ne tv ne de bilgisayar olduğundan minderle ya da kolonya sisesi ile konuşulan anlardır.
* .bir bayram sabahı, ailece yaşayan karşı komşunuzun sizin yalnızlığınıza çare olsun diye 'istersen gel beraber kahvaltı yapalım' çağrısını duyduğunuz an
* .hastayken, nane-limon yapacak, atesinize bakacak, uzerinizi ortecek ve sefkat gosterecek kimsenin olmadigi anlar.
* .heves edip aldığınız tüm yiyeceklerin en küçük boy olmalarına rağmen bitmeden bayatlayıp atıldığı anlardır. yiyeceği çöpe dökerken başınızı kaldırıp gözlerinizi kısıp, dersiniz: işte bu an o an, anladım..
* .pink floyd - wish you were here ı uzaklara dalıp dinlerkenki zaman dilimi
*. evinizde müzik dinlerken sevdiginiz bir sarkinin ciktigi bir anda, gaza gelip bagira bagira sarkiyi soylediginiz ve igrenc sesiniz yuzunden kimseden firca yemeyeceginizi anlayip kedere boguldugunuz andir.
* .güzel bir yemek yaparsın tek başına yerken halıya bir parça dökülür eğilip sorarsın "nasıl güzel olmuş mu?" işte yalnızlığını anladığın an o andır.
* .televizyondaki sipiker sunumunu bitirip iyi akşamlar dediğinde "sanada" diye karşılık verme ihtiyacı duyduğun an.
* .yılbaşı akşamı eve gelirken sokaklardaki neşeli kalabalığı izlemek sonrasında boş evde yapacak birşey bulamamak . ..
* .aziz nesin sesler adlı şiirinde bu anları cok güzel anlatmıstır.şiiri okudugunuzda yalnız oldugunuz kafanıza cok güzel dank eder.
* gecenin bir zamanı evine gelince kilitte duyuyorsan anahtarın sesini anla ki yalnızsın elektrik düğmesini çevirince çıt diye bir ses duyuyorsan anla ki yalnızsın ......
15 Ocak 2008 Salı
oguzhan - gül ki...
Bu sabah yerini kimler almış diye düşündüm kalktığımda
Hiç biri seni hiç biri beni hiç biri bizi anlamamış
Bu sabaaaah telefonu hiç açmadım çaldı durdu aldırmadım
Hiç birşey seni seni düşünmemi engelemez ben anladım bu sabah
Gül ki sevgilim gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiceğim
Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmalerim
11 Ocak 2008 Cuma
8 Ocak 2008 Salı
kaçan kovalanır mı cidden?
6 Ocak 2008 Pazar
Sokaktaki Şiddet ve Mor İğne...
Yolda mı yürüyorsunuz, hele hele bir dükkan önünden mi geçiyorsunuz, baş mutlaka önde olmalı. Yoksa her an biriyle göz göze gelebilirsiniz; o zamanda laf atılmasına ya da sarkıntılık edilmesine razı olun. Bir de hava kararmışsa ve siz tek başınıza bir kadınsanız sokak ortasında vay halinize. Bir ürküntü verir o zaman, o çok iyi tanıdığınız şehrin tanıdık sokakları, caddeleri, kaldırımları. Çünkü kent erkekleşir o zaman ve kadın kendisini karanlığın hallerine, karşıdan gelen insanların silüetlerine göre korumaya alır, yapabileceği tek şey, kaldırımda yürürken zigzaglar çizmek ya da karşı kaldırımla arada mekik dokumaktır. Onun böyle bir anda derin düşüncelere dalması ya da yolda yürümenin zevkini yaşaması mümkün değildir; tek derdi varmak istediği yere ulaşmaktır sağ salim. Belki karşıdan gelen silüet kötü biri değildir; hatta kadın haklarını savunan biridir, belki iyi bir aile babasıdır ya da eşcinsel. Ama kadın bunu anlayamaz ki; çünkü o karanlıkta beliren silüet “belki” dir.
5 Ocak 2008 Cumartesi
Ev arıyoooo...
expo2015 oylaması izmir-milano arasında izmir kazanırsa 2015 yılına kadar 20 milyar dolarlık yatırım yapılıcak 30-40 milyon turistin izmiri ziyaret edeceği belirtiliyor izmirin kazanması için bir oyda sen kullan ve bütün tanıdıklarına hbr ver.
siteye girdikten sonra izmiri işaretleyin ve vote yazısını tıklayın !!!
http://www.infoexpo 2015.com
4 Ocak 2008 Cuma
Paco de Lucia - Sólo quiero caminar
Paco amcasının hoş bi parçasını benimle paylaştığı için Evren'e sevgiler...
3 Ocak 2008 Perşembe
Kalp kalbe karşı derler...
1 Ocak 2008 Salı
2008 dileklerim...

Kahkahalar, yeni heyecanlar, bebekler, düğünler, eğlence ve tatlı süprizler olsun…
Tatlılar olsun tiramisu, profiterol, elmalı kekler, şekerli kahveler.
Buluşmak için telefonlaşmalar olsun...
Buluşmalar olsun, kavuşmalar olsun...
Kayıplar, depremler, afetler olmasın.
Kırgınlıklar, anlaşmazlıklar, ayrılıklar, yalanlar olmasın.
“biz” olsun; “ben” olmasın…
Mutluluk parayla, eğlence zoraki olmasın...
Kellerin saçı çıksın...
Göbek, göbek atmak için olsun.
Kolesterol olmasın.
Bir kere söylensin ve yeter olsun.
En önemlisi sevgi olsun…
Aşkolsun…



