31 Ocak 2008 Perşembe


bugün zam almış bir kişiyim, sağolsun müdürlerim ööle cömert davranmışlar kiii sadece 10 eurocuk arttırmışlar. 10 euro ile neler yapılır bi düşünelim :S ne önerirsiniz sevgili okurlarım nası değerlendirsem bu 10 euroyu:)

29 Ocak 2008 Salı



bu ne soğuk yahuuu, donmadan eve varmış olmanın mutluluğu ile yazıyorum, evim güsel evim benim... bu akşam yalnızım evde, bu ürkütücü soğuk rüzgar ve yağmur üçlüsü birleşince bu kenti sevmiorum ben. halbuki daha dün ödemişte ailemle piknik yaptım, gezdim dolaştım güneşin ve mangalın tadını çıkarttım. bugün bi anda ne olduysa oldu bu havaya, ama ztn bisim havayı koklayan hatun kişi annem de sıkı sıkı tembihlemişti beni, yani koskoca 24 yaşındaki kızını ;) ammmaaaan sıkı giyin die...


okullar tatil oldu dimi ya, hoşgeldim meltemcimmm, umarım dersler ii gidiodur, herşey yolundadır. tatilin de tadını çıkarmaya bak tabi var mı bakiiim planların ;)


manisaya yine kar yağmış bakalım benim dağıma da yağacak mı bu gece merakla bekleyeceğim, servisteki iş arkadaşlarına söyledim ztn, bu gece yağarsa kar kesin mahsur kalırım gelemem işe die. merakla bekliorum bakalım...


23 Ocak 2008 Çarşamba

İncelikler Yüzünden...

İncelikler yüzünden…Bütün bu küsmeler, kabuğuna çekilmeler, zamansız yalnızlıklar bu yüzden…Hıza meydan okuduğunuz, düzene karşı çıktığınız, hayallerinizin peşinden koştuğunuz için…Bir derin nefes, bir yudum su, bir avuç toprağı önemsediğiniz için…

Neden başkalarının hayatına bunca değer verdiniz? Onların incinmesi sizi niçin bu denli yaraladı? Kim öğretti ağlamayı, gözyaşlarınıza niye söz geçiremediniz? Boşuna değil kendinizi 'dışarıda' hissetmeniz. Diğerleri gibi olmadığınız sürece dışlanacağınızı hiç mi tahmin edemediniz? 'Her şeye ve herkese rağmen' doğru bildiğiniz yolda yürümenin nelere mal olacağını kimse söylemedi mi size?

Onlar manadan, hakikatten, doğadan ve doğaldan uzak, kendine, dünyaya, evrene yabancı, durmadan dinlenmeden, bakmadan ve görmeden, sevmeden ve sevilmeden, yalın değil basitçe, satıhta yaşayıp giderken…Siz yağmurlusunuz yine, incelikler yüzünden…Kalmakla gitmek arasında bir yerde…Yol uzun ve ince ama yine de, her şeye rağmen yürümeye devam…

21 Ocak 2008 Pazartesi

ekmek arası hayat- ayşenur yazıcı

Bu kitabı hediyelik eşya fuarında gezinirken buldum, daha önce ismini duymuştum ama okuma şansım olmamıştı. Arkasını çevirip şu yazıyı okuyunca acilen okumam gerektiğine inandım.
Yaşamından şikayet etmeyen kac kişi var? Neden herkesin "keske" leri, "iyi ki" lerinden cok? Bir şölen masasında karnımızı doyurmak uzere oturduğumuz hayatımızı isteyerek mi ekmek arasına sokuşturuyoruz?
Aysenur Yazıcı'yı mutlaka ki gördünüz. En son CNN Turk'de spikerlik yapıyordu. Ne cevherler varmış hatunda meğer, ne cevherler. Hayata tamamen tatlı-sert, kendisi ile çevresine yüzünde hafif kinayeli, hafif bilmiş bir gülümseme ile bakan, çok ilginç bir gözlemci kendisi. Nereden mi biliyorum? Kitabindan. Kitabinda tamamen kendisini, çevresini ve gözlemlerini anlatıyor çünkü.

Baziı alıntılar:

Sen benim doğurmadığım küçük kızımsın, anne!

Yaşamı geldiği gibi yaşamaktan korkma!

Insanlar beni çok kırdı anne!

(kizilderili şefinden alıntı ile) "yanlızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten, son balık yakalandıktan sonra...ancak ondan sonra paranın yenmeyeceğini anlayacaksınız"

(hayata bilgisayar oyunu gibi bakan ogluna nasihat veriyor) Hayatın RESET'i yok...Anlatamıyorum....

(yine ogluna) Herkes ormanda ulu bir çınar olamayabilir, kimileri de yol kenarında bir çalı olacaktır. önemli olan, yol kenarındaki çalılar arasında en iyisi olabilmek...

(kendisine alaycı baktıgı satırlardan bir kaçında) Sanık Aysenur ayağa kalk! E ben zaten ayaktayım, hiç oturmadım ki.

Affetmeyi, kendimle alay etmeyi, üretmeyi, paylaşmayı ve koşulsuz kucaklamayı öğrendim...

Paylaşmaktan yoruluyoruz. "Biz" demek ağır geliyor, "ben" demek daha kolay. Fedakarlığımız süreklilik kazanınca kendimizi "aptal", karşı tarafı "uyanık" görüyoruz. Tokat yediğinde, utansın diye obur yanağı uzatan yok. çünkü karşı taraf obur yanağa da vurmak icin eli havada bekliyor.

(oğlundan bahsediyor) Biz küçükken "Canım sıkılıyor" dediğimizde annem "bir kız canım sıkılıyor derse evlenme zamanı gelmiş demektir" derdi. Ee, bunun canı cok erken sıkıldı yahu daha 15 yaşında!!
bu kitabı okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum, okuduktan sonra düşünme payı bırakın kendinize dar zamanlarda okumayın sindire sindire okuyun derim her denemeyi...
Hayat ile araniza hic kimsenin ve hic bir seyin girmesine izin vermeyin.

20 Ocak 2008 Pazar

Hüsü'nün annesinin elmalı tatlısı


bu lezzetli tatlıya başlarken elimize bir adet geniş borcam tepsimizi alıyorus içine 2 kat bisküiyi diziyoruz (tercihen çifte kavrulmuş) bisküilerin üzerine yaymak üzere iki ela rendesi iri kırık ceviz içi ve bir tatlı kaşığı tarçını karıştırıyoruz. (dilerseniz ince rende ile çiğ olarak, dilerseniz hafif pişirip suyunu çektirerek)
diğer taraftan bir avuç şekerin içerisinde soyulup ortadan ikiye bölünmüş ve oyulmuş 6 adet yeşil yerli sert elmayı haşlayıp, çatal batacak kıvama getiriyorus. daha sonra elmaları suyun içerinden çıkartıp hafif sulu şekilde borcama yerleştiriyoruz. bombeli kısım yukarıda kalacak şekilde.
üzerine de muhallebiden biras yoğun bi kıvamda karışım hazırlıyoruz.
1 lt süt
2 çorb kaşığı un
2 çorb kaşığı mısır nişastası
1 pkt vanilya
1 su bard. şeker
tüm bu malzemeleri çırpıp kısık ateşte pişiriyoruz içerinine bir çorba kaşığı margarin ekliyoruz ve yoğun kıvamı elde edene kadar pişiriyorus. bu muhallebiyi elmalaın üzerini kaplayacak şekilde döküyoruz tepsiye.
en üstü de iri kırık ceviz ve tarçınla süsleyip soğumaya bırakıyoruz. daha sonra elmaların kabarık görünen kısımlarından porsiyonları ayarlayarak kesip servis yapıorus. afiyet olsun sevgili okurlar.
bu bisim şirkette çok meşhur bi hale geldi. ben tarifi aldıktan sonra fotokopi ile çoğaltıp merak eden tüm departmanlara dağıttım. sanırım haftasonu herkes bunu yapıyor evde ;) acaba onlarınki nasıl oldu :)
bu arada lüfiye teyzeye tarif için teşekkür ediorusss, sırada onun tavuk salatası tarifi var yrn da onu deneyeceğim ...

17 Ocak 2008 Perşembe

işte yalnızlığın en çok koyduğu anlar...


Zaman zaman hepimiz gebeririz yalnizliktan. .Iste yalnizligin en cok koydugu anlar:(((

* .akşam yemeğini yalnız başına yerken birden anlatmak, paylaşmak istediğin binlerce cümle olduğunu ve bu cümlelerin boğazına dizildiğini anladığın an...

* .hastalandiğinizda bir tas çorba pişireniniz yoksa, ameliyata girerken cüzdanınızı hastabakıcıya birakip hakkını helal et diyorsanız yalnızliği iliklerinize kadar hissedebilirsiniz.

* .arkadaslarla icmek varken, yanliz basina bilgisayarin basinda ictigin an * .iceriden nefis yemek kokularinin gelmedigi, hosgeldin oglum/kizim/ sevgilim/ arkadasim seklinde karsilanmadigin, bir eve adim attiginda.

* .the doorsdan people are strange şarkısı dinlerken şarkının sözlerinin kendinize ne kadar uyduğunu anladığınız anlar.

* .yolda hicbiryere yetisme geregi olmadan yururken, birden yavas yavas yagmur baslar. kisi aliskanlik olarak adimlarini hizlandirir. sonra hatirlar ki nasilsa gorecek, seni umursayan, sirilsiklam olmus olmana uzulecek, seni seven biri yok. adimlari tekrar yavaslatir, evine yalniz basina aksam yemegini yemek uzere en uzun yoldan doner.

*. gozlerinizden yas duserken kendi mendilinizi kendiniz aldiginiz an.

* .etrafinizi deli gibi dagitmaniza ragmen kimselerin size laf soylemedigi, kimselerin o daginiklarinizi toplamadigi anlar.daginik olmak ho$ ama, bu noktada anla$ilan yalnizlik en az o e$yalar kadar dagitir, toparlanamaz hale getirir insani.

* .sevdigin sarkiyi senin kadar sevebilecek hickimsenin yaninda olmadigi an.

* .digerlerinden olmadıgın, biraz daha farklı oldugun icin arkadaslarının seni terkettigini anladıgın anlar...

* .evde şaşkın bi vaziyette salya sümük ağlarken uzun uzun kimi arasam diye dusundugunuz ve isteginiz gibi bi isim bulamadıgınız zamanlar

* .istiklalde yalnız başınıza yürüdüğünüz zaman

* .iş dönüşü kapıyı anahtarla açıp karanlık eve girdiğinizde "ben geldim" diyecek kimse olmadığında.hatta daha beteri, kimse olmadığını bile bile "ben geldim ulan evim, nasıl geçti günün beyav" dediğinizde. evle, bilgisayarla, televizyonla, puzzle'la, müzikle, mutfak penceresiyle, otla bokla yüksek sesle konuştuğunuzda.

* .gece çok geç olmuş sanıp yatarken saatin daha 12 bile olmadığı anlaşılan ve kendi kendine gülerek "tavuk gibi erken mi yatacaksın" denilen an.

* .elektriklerin kesildiği gecelerde daha net hissedilir. ne tv ne de bilgisayar olduğundan minderle ya da kolonya sisesi ile konuşulan anlardır.

* .bir bayram sabahı, ailece yaşayan karşı komşunuzun sizin yalnızlığınıza çare olsun diye 'istersen gel beraber kahvaltı yapalım' çağrısını duyduğunuz an

* .hastayken, nane-limon yapacak, atesinize bakacak, uzerinizi ortecek ve sefkat gosterecek kimsenin olmadigi anlar.

* .heves edip aldığınız tüm yiyeceklerin en küçük boy olmalarına rağmen bitmeden bayatlayıp atıldığı anlardır. yiyeceği çöpe dökerken başınızı kaldırıp gözlerinizi kısıp, dersiniz: işte bu an o an, anladım..

* .pink floyd - wish you were here ı uzaklara dalıp dinlerkenki zaman dilimi

*. evinizde müzik dinlerken sevdiginiz bir sarkinin ciktigi bir anda, gaza gelip bagira bagira sarkiyi soylediginiz ve igrenc sesiniz yuzunden kimseden firca yemeyeceginizi anlayip kedere boguldugunuz andir.

* .güzel bir yemek yaparsın tek başına yerken halıya bir parça dökülür eğilip sorarsın "nasıl güzel olmuş mu?" işte yalnızlığını anladığın an o andır.

* .televizyondaki sipiker sunumunu bitirip iyi akşamlar dediğinde "sanada" diye karşılık verme ihtiyacı duyduğun an.

* .yılbaşı akşamı eve gelirken sokaklardaki neşeli kalabalığı izlemek sonrasında boş evde yapacak birşey bulamamak . ..

* .aziz nesin sesler adlı şiirinde bu anları cok güzel anlatmıstır.şiiri okudugunuzda yalnız oldugunuz kafanıza cok güzel dank eder.

* gecenin bir zamanı evine gelince kilitte duyuyorsan anahtarın sesini anla ki yalnızsın elektrik düğmesini çevirince çıt diye bir ses duyuyorsan anla ki yalnızsın ......

15 Ocak 2008 Salı

oguzhan - gül ki...



Bu sabah yerini kimler almış diye düşündüm kalktığımda
Hiç biri seni hiç biri beni hiç biri bizi anlamamış
Bu sabaaaah telefonu hiç açmadım çaldı durdu aldırmadım
Hiç birşey seni seni düşünmemi engelemez ben anladım bu sabah

Gül ki sevgilim gül ki gözlerin solmasın sakın aşk çiceğim
Gel biraz bana gel biraz daha arşa çıksın nağmalerim

13 Ocak 2008 Pazar


Fırtınalara yol verdim. Şimdi sükunetin var olduğu gemim ve tayfalarımla herhangi bir limandayım...

8 Ocak 2008 Salı

kaçan kovalanır mı cidden?

cümle alem duydu duymadın
gönlümün ilk yangınını
her gören halime acıdı
sen oralı bile olmadın
okyanuslar yandı yakmadın
bir küçük sevda ateşi
hiç mi sevdalı bakmadın
hiç mi görmedin güneşi
sular seller gibi aşığım
benim yerim senin yanın aşığım
gönül kaçanı kovalar aman aman
peşine düştüm yar
gönül kaçanı kovalar aman aman
peşine düştüm yar

bugün radyoda dinledim bu şarkıyı oya bora söölüyordu sanırım. aratırken google da bi baktım şööle bi cümle çıktı karşıma "liseli kızlar arasında gkk olarak bilinen aşk kuralı." :) çok güldüm yaa...
bi tane link buldum şarkıyı indirebileceğinis tıklayın

6 Ocak 2008 Pazar

Sokaktaki Şiddet ve Mor İğne...

Kadınlar toplumda şiddetin çeşitli biçimlerine maruz kalıyorlar. İş yerinde, evde, sokakta, otobüslerde... Mesela kadınsanız, minibüste derli toplu oturmanız lazım, sağa sola bakmak mı; aman her an yanlış anlaşılabilir.

Yolda mı yürüyorsunuz, hele hele bir dükkan önünden mi geçiyorsunuz, baş mutlaka önde olmalı. Yoksa her an biriyle göz göze gelebilirsiniz; o zamanda laf atılmasına ya da sarkıntılık edilmesine razı olun. Bir de hava kararmışsa ve siz tek başınıza bir kadınsanız sokak ortasında vay halinize. Bir ürküntü verir o zaman, o çok iyi tanıdığınız şehrin tanıdık sokakları, caddeleri, kaldırımları. Çünkü kent erkekleşir o zaman ve kadın kendisini karanlığın hallerine, karşıdan gelen insanların silüetlerine göre korumaya alır, yapabileceği tek şey, kaldırımda yürürken zigzaglar çizmek ya da karşı kaldırımla arada mekik dokumaktır. Onun böyle bir anda derin düşüncelere dalması ya da yolda yürümenin zevkini yaşaması mümkün değildir; tek derdi varmak istediği yere ulaşmaktır sağ salim. Belki karşıdan gelen silüet kötü biri değildir; hatta kadın haklarını savunan biridir, belki iyi bir aile babasıdır ya da eşcinsel. Ama kadın bunu anlayamaz ki; çünkü o karanlıkta beliren silüet “belki” dir.
"şimdi size, harika bir ürün tanıtmak istiyorum. elimde gördüğünüz bu iğne, paslanmaz çelikten olup, nikel-krom alaşımlı olup, 7 cm. uzunluğundadır. üzerinde bulunan mor kurdele, tüm giysilerinizle birlikte kullanabileceğiniz bir aksesuar görünümündedir. bu şık aksesuarın aynı zamanda size sarkıntılık edenlere karşı savunmanızda bir araç olduğunu şimdi size göstereceğiz. hareket şu... hiç acımadan batırın, korkmanıza gerek yok, tetanoz yapmaz.bu iğne, mor iğne kampanyası'nın bir ürünüdür. kampanya grubumuz kadınlardan meydana gelmiş olup, elle, sözle, gözle yapılan sarkıntılığa karşı etkin ve kalıcı önlemler geliştirmeyi amaçlamaktadır. sarkıntılığa karşı çıkmak isteyen bütün kadınları, mor iğne kampanyası'na katılmaya çağırıyoruz." (2 kasım 1989 günü kadiköy-karaköy vapuru'nda mor iğne satan kadınların mor iğne kampanyasi'nı tanıtım sözlerinden.)

5 Ocak 2008 Cumartesi

Ev arıyoooo...

kiralık ev aramaktan bugün ayaklarımısa kar sular indi diyebilirim, bu soğukta düştük yollara merkezden özkanlara kadar her yeri dolaştık. ne kadar döküntü küçücükler evler var ve çok yüksek rakamlar söölüolar, şaşırdık bi anda. eve gelince şu anda oturduğum yer saray gibi geldi bi anda :S o dökülen kapı pencerler, ufacık eski mutfaklar hiçbir mutfak eşyamızın sığamayacağı dolaplar ha kırıldı ha kırılacak hsbı , daracık banyolar makina koymak için zor yer bulunan termosifonu da kucağına alıp oturabileceğin yerler, offf ya ne zor işmiş bu ev aramak. yardımlarınızı bekliyorum arkadaşlar, bornova civarında 3+1 sağlam bi daire istiorum...

expo2015 oylaması izmir-milano arasında izmir kazanırsa 2015 yılına kadar 20 milyar dolarlık yatırım yapılıcak 30-40 milyon turistin izmiri ziyaret edeceği belirtiliyor izmirin kazanması için bir oyda sen kullan ve bütün tanıdıklarına hbr ver.

siteye girdikten sonra izmiri işaretleyin ve vote yazısını tıklayın !!!
http://www.infoexpo 2015.com

4 Ocak 2008 Cuma

Paco de Lucia - Sólo quiero caminar



Paco amcasının hoş bi parçasını benimle paylaştığı için Evren'e sevgiler...

3 Ocak 2008 Perşembe

Kalp kalbe karşı derler...

Uyandım birden seninle
Gece üçü bulmamış,
Bir bulut durdu gözümde
Hasret bize uymamış
Kalp kalbe karşı derler
Sende üzüldün mü?
Ay bile çeker gider
Geceyi düşündün mü?
Yalnızlık bende saklı
Çıkmaz bir an dışarı
Elimde bir fotoğraf
O şimdi burda olmalı

1 Ocak 2008 Salı

2008 dileklerim...


Kahkahalar, yeni heyecanlar, bebekler, düğünler, eğlence ve tatlı süprizler olsun…

Tatlılar olsun tiramisu, profiterol, elmalı kekler, şekerli kahveler.

Buluşmak için telefonlaşmalar olsun...

Buluşmalar olsun, kavuşmalar olsun...

Kayıplar, depremler, afetler olmasın.

Kırgınlıklar, anlaşmazlıklar, ayrılıklar, yalanlar olmasın.

“biz” olsun; “ben” olmasın…

Mutluluk parayla, eğlence zoraki olmasın...

Kellerin saçı çıksın...

Göbek, göbek atmak için olsun.

Kolesterol olmasın.

Bir kere söylensin ve yeter olsun.

En önemlisi sevgi olsun…

Aşkolsun…

Happy New Year 2008