29 Ekim 2008 Çarşamba

doğum günüüüü:)




bugün benim doğum günüm:) kaç yaşına bastın die sormayın, Cumhuriyetin 85. yılını kutladıımısa göre ve ben de 60. yılda doğduğuma göreee epey bi yaşlandım gördüünüs üzre.
cıvıl cıvıl hareketli süprizlerle dolu bir gün geçirdim, herşey çok güseldi... en son günü sertab konseri ile kordonda eğlenerek noktaladık. avaz avaz bağırıp şarkı söölerken sesim biras kısılmış tabi, olacak o kadar ;)

sertabın da dediii gibii bu yeni yaş bana yeni bir iş, yeni bir aşk getirsin mümkünse, çünkü lasım çok lasım :)



Not: yukarıda gördüünüs aslında bi düğün pastası örneği olmakla beraber, laler içinde olduu için çok beğendim koymak istedim :)

CUMHURİYETİN 85. YILINI GURURLA, MUTLULUKLA VE HEYECANLA KUTLUYORUM...

28 Ekim 2008 Salı

bloggera kavuştuk :)


24 Ekim’de http://gokceertin.blogspot.com adresini yazdığımda, kişisel blog sayfamın yasaklanmasının şokunu yaşadım. Defalarca sayfayı yeniledim, açtım tekrar kapattım ama önümdeki yazı değişmedi

Sayfada;“Bu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir.T.C. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi 20.10.2008 tarih ve 2008/2761 sayılı kararı gereği bu siteye erişim engellenmiştir.Access to this web site has been suspended in accordance with decision no: 2008/2761 of T.R. Diyarbakır 1st Criminal Court of Peace.” yazıyordu.


Kendimi türk blog yazarları sitemizde buldum, işin aslını öğrenmek için herkes benim gibi panik halindeydi ve isyanlardaydı…


Kendimi ifade etmenin bir yolunu bulduğum, farklı paylaşımların, 7den 70e hoş arkadaşlıkların doğduğu, yorumları okumanın heyecanı ile bilgisayarımı açtığım sabahlar artık geride mi kaldı diye büyük bir hüzün kapladı içimi…

ayrıca ben yasal bi suç mu işledim? eşe dosta tüm çevreme gururla verdiğim bu adres bir gün gelecek emeklerin boşuna gitti sen artık yazamazsın gibisinden bir saçma kararla kapatılcak mıydı? bunun genel bir blogger yasağı olduğunu anlayacak kaç kişi var ki, sonuçta bloggerı bilmek için blog işiyle ilgilenmek gerekiyor, gerçi artık popüler olduk yasaklanan son siteler kervanında. rezillik bence bu, kelimenin tam anlamıyla. dünya çapındaki itibarımız da zedeleniyor bu tip yasaklarla…Ben bu yasağı daha kendime anlatamazken, iş başvurularımda bile cvme yazdığım bu blog adresini tıklayınca, bu kız terörist mi ne demezler mi :S WALLA BEN KÖTÜ BİŞEY YAPMADIM(!) bilmediğim bir şehrim bilmediğim mahkemelerince alınan bu kararla genel bi kapatma olduğunu anlatmak çok güç.


UMARIM BU SAÇMALIK Bİ AN ÖNCE ÇÖZÜMLENİR VE TEKRAR BLOGGER ÜZERİNDEN YAYIN YAPMAYA DEVAM EDERİZ.


Bi süreliğine wordpresse konuk oldum diyebilirim, bunu şablon şekline alışmak da güç oldu ama napalım diğerine kavuşana kadar sabır sabır sabır…

diyerekten wordpresste yeni yazımı yazmıştım kiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii

bloggerıma kavuştuğumu farkederek koşup geldim;)

24 Ekim 2008 Cuma

yarışma programlarını oldum olası hiç sevmem-kültürel bikaç tanesi hariç- ama bu aralar "yemekteyiz" programını beğenerek izliyorum. keşke izmirde olsa da katılsam diyerekten, ben olsaydım şööle yapardım, bunları koyar şu şekilde sunardım die aklımın bi köşesinden hep geçiyor. öyle bi şans olsa keşke...
sağolsun kardeşim de (kendisi bu aralar bana "yaşam koçum" sıfatını uydurdu, önce bi karar veremedi kariyer danışmanım mı desem yoksa yaşam koçum mu die) bana tam destek veriyor bu konuda:)

22 Ekim 2008 Çarşamba


ÇOktandır okuduğum kitaplardan bahsetmediğimi farkettim blogumda, gerçi uzun zmndır böylesine sürükleyici bir roman okumamıştım. daha çok kişisel gelişimim için iş dünyası ve insan psikolojisi üzerine kitapları seçiyorum ama arada bu tarz serpmeler de şart bence.
Romanımız SAFRAN SARI-İnci ARAL

kitap fuarında dolaşırken "geleceksizliğin romanı" tarifiyle dikkatimi çeken bir eserdi. okumaya başladıktan sonra netteki yorumları merak ettim ve incelemeye başladım, bu sırada karşıma çıkan bir blog yazısı ilgimi çekti sizlerle de paylaşmak istedim okumak isteyenler için

Kan yasası bu insanın:

Üzümden şarap yapacaksın

Çakmak taşından ateş

Ve öpücüklerden insan!


Can YÜCEL

21 Ekim 2008 Salı



bachata öğreniyorum:) çok zevkli çoookk...

17 Ekim 2008 Cuma



Yakın tarihte programımda yer alan etkinlikler;)

ooo kaç gün olmuş bloguma yazmayalı, yoğunluktan walla başka bi nedeni yok. hergün işe gider gibi bikaç iş grşmesine gidiyorum, işsizler kervanına katılmamam lazım. bazı firmalar soruyor, daha çok az zmn geçmiş bi ay ne ki diyorlar, gelin bir de bana sorun o geçmek bilmeyen bir ayı:(
gitmediğim sanayi bölgesi, girip çıkmadığım ofis tipi kalmadı sanırım, ama henüz doğru işi bulabilmiş değilim. sabırla bekliyorum...

13 Ekim 2008 Pazartesi


"Hamdolsun, krizden etkilenmedik, etkilenmeyeceğiz. Ayaklarımızı yere sağlam basıyoruz." diyemeyeceğim kesinlikle!!!

Tahammül de edemiyorum artık bu söylemlere... Kriz bu kadar burnumuzun ucuna gelmişken, sanayiciler üretimi yarıya düşürüp işçi çıkarmaya tam gaz başlamışken, bankalar kredileri geri istemeye başlamışken, borsa gün geçtikçe düşüp dolar artarken bu iyimserliğe hiçbir anlam veremiyorum, geçen gün bir makalede okuduğum gibi söyleyebileceğim tek şey var
"Hamdolsun seni doğuran anaya" (!)

12 Ekim 2008 Pazar

Bir Fotoğrafa


Karşımdasın işte...
Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni.
Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim.
Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim.
Tıkandığım o an,
Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,
Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.
Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.
Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.
Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,
bitti artık hepsi...
Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.
Bakış açım belli oldu yine.
Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.
Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.
Dağlara çarptım her esişimde.
Yollara küfrettim her gidişinde.
Demiştim sana hatırlarsan:
Önemli olan zamana bırakmak değil,
zamanla bırakmamaktir..
Şimdi bana, geçen o zamanın
Unutulmaz sancısı kalır
Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?
Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim...


Nazım Hikmet Ran

11 Ekim 2008 Cumartesi




Goran Bregoviç konseri müthiş eğlenceli geçti, bir kez daha hayran kaldım performansına. tüm gece kıpır kıpır olmama rağmen rüzgar içime işlemiş olacakki biras üşütmüşüm. (boğazımı bile sarmıştım ama yaa)
bu vücut kırgınlığının üzerine bugünkü programımda da aksamalar oldu tabiiki, yapmam gereken bazı alışveriş işlerini netten halledip, evde uzanıp ballı ıhlamur içip mandalina yiyerek günü geçirdim. akşama da dvdlerim beni bekliyor....
kardeşim de antalyada kampta olunca haftasonu evde tek başıma olmak sıkıcı oluormuş cidden. hatun "üniversite hayatımda bi kere de olsa çadır kampında kalıcam rafting yapıcam" dedi sırtladı çantasını arkadaşları ile köprülü kanyona gitti. Bu son zamanda çadırda sele kapılan ailenin acı haberleri beni çok etkilediği için, gitmemesi için büyük bi çaba göstersem de başarılı olamadım malesef:( neyseki içim rahat orada hava çok iyiyimiş şu anda, bütün gün denize girmişler, iyi eğleniyorlarmış, an be an hbr almaya çalışıyorum kendisinden, bir elimde telefon, bir elimde fincanım (kimileri sürahi dior gerçi), dizimin üzerinde notebookum uzanıyorum... abla olmak zor ;)
bu arada yeni şablonumda çıkan hatalar nedeni ile biras bekletiyorum sizleri, ama en kısa zmnda 3 kolonlu cıvıl cıvıl bi blog şablonuyla karışınızda olacağım. 3. kolon için de aklımda bi sürü gerçekleşmeyi bekleyen fikir var...

Çöp Kamyonu Kanunu...


Bir gün bir taksiye atladım ve havaalanından hareket ettik. Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı. Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu.

Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.

Taksi şoförü ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı. Ve gerçekten çok arkadaşçaydı.

Sordum: 'Neden bunu yaptınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastaneye gönderecekti.'

Taksi şoförü bana, şimdi 'Çöp Kamyonu Kanunu' dediğim şeyi öğretti.
Şoför pek çok insanin çöp kamyonu gibi olduğunu açıkladı. Her tarafta çöp dolu olarak dolanıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular. Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler.

Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.

İşin ana fikri şu ki, başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler. Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa, dolayısıyla 'size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için dua edin.'

Hayat, onunla ne yaptığınız, onu nasıl alıp karşıladığınızdır...
P.S Tşkler Ran ;)

9 Ekim 2008 Perşembe

evin delisi ile dekorasyonu incelerken ilgimi çeken bir site önerisine daldım hemen ve saatlerdir ayrılamıyorum 3D dekorasyon yapmak, hatta kendi odalarının fotolarını yükleyip onlar üzerinde çalışmak çok zevkli tam benim aradığım şeymiş bu, sizlere de tavsiye ederim

8 Ekim 2008 Çarşamba

şablonumu yenileme aşamasındayım birçok linkim kayboldu malesef onları yavaş yavaş ekleyeceğim

10Ekimde İzmir açıkhavada Goran Bregoviç konseri var duymayanlara duyrulur, bi aksilik çıkmazsa gitmek istiorum. bu arada Mustafa Kemal Atatürk'ün anlatıldığı ve müziklerini G. Bregoviç'in yaptığı "Mustafa" filmini de dört gözle bekliorum.




yemek faaliyetlerim tam gaz devam ediyor, insanın boş vakti çok olunca... bu ayın lezzet dergisini aldım ÇİKOLATALI Tarifler ekine bayıldım sabırsızlanıyorum denemek için, bunun yanı sıra netten bulduğum değişik lezzetlere de yer veriyorum mutfağımda:)

acaba şu bahsi geçen yemek yarışmasına mı katılsam;) oldukça cazip görünüyor...
bu kadar yoğun uğraşıların içerisinde ufak kazalar da atlatmıorum desem yalan olur. annemin sööledii buhardan elin yanması olayı benim de başıma geldi avcumun içi yandı çokkk acıyor. nazara pek inanmam ama ööle bişii mi oldu ne :S

artık aktif bir avon temsilcisiyim, iki aydır müthiş siparişler topluyorum. baş müşterinlerim annem ve kardeşim tabi ;) ama yine de her geçen gün genişleyen bi portföy oluşturuyorum. soyulan pirinç özlü maske ile yine soyulan tea tree özlü maskesini tavsiye ederim, en son deneyimlerim;)

7 Ekim 2008 Salı

şehrimde insanlar akın akın ispanyolca öğreniomuş da hbrim yokmuş, kaçırdım bu kurun kayıtları dolmuş, bi ay daha beklemem gerekecek:(
izmir'de başka ispanyolca kursu bilen var mı?

6 Ekim 2008 Pazartesi


ben geldiiimmm...
yoğun bir tatilin ardından merhabaaa...
süprizlerle dolu bir hayat diliyorum,
içimden bu gece için geçen en güsel dilek bu...