29 Ağustos 2008 Cuma

bikaç günlüğüne dikili'ye gidiyorum sevgili okurlar, ordaki festivali de kaçırmayayım dedim... bol bol foto çekerek döneceğimi düşünüyorum. herkse bol eğlenceli, keyifli haftasonları diliorum, öpüldünüüüsss;)

28 Ağustos 2008 Perşembe


şans getiren yoncalarım benimm...
izmire uzun zmndır yağmur yağmamıştı bunun bi şans olduğunu düşünmeye başlıyorum

"Vedalar değişmez aslında
Kalan hep yalnızlığına hesap verir
Gidenin hayatından sildiği
renkleri arar durur bırakılan.
Yüreğinin çığlıklarını unutur,
Susturur tüm derinlerinde isyanları dişlerini sıkarak
Gidenden tınılar arar geçmişin sızıntılarında
Bulduğu davetsiz yalnızlığa sarılır, ısınamaz... "
antolojiden
vedalar hep hüzün verir insana, bugün de bööle bir veda yaşadım ama hüzünden çok yeni bir başlangıcın temelleriydi. o nedenle uzun süredir alıştığım iş arkadaşlarımdan uzak kalmanın üzücülüğü dışında herşey daha bi heyecan verici. yeni bir sektörde işe başlamanın canlılığı var üzerimde. umutlu bir bekleyiş bu, on gün soora başlayacak yoğun tempoyu dört gözle bekleyiş;)

27 Ağustos 2008 Çarşamba


Unutuldum unutuldum kurutulmuş güller gibi
Yosun tutmuş duvarlara yazılmış günler gibi

Ardından
öncesi belki,
sonrası keşke bir hayat
öfkelenmedim bile
bir taş yumağı ağır misafir gibi
öylece sol köşemde
sen daha hafiftin
hani söner ışıkları şehrimin
gül dikenleri pusuda
sevgili niyetine iki korkak yürek
ne yaşadığını bilmeden ağlayabilseydi
ardından düşüverseydi iki damla
yanlış bir öykünün çılgın kahramanı
aynı yolun yolcusu
kimi gün ışığı hüzünlere yeşil
anılar inci, anılar sımsıcak anılar düş…
uçmayı belliyor zahir yüksek bir dalın serçesi
leylak mevsimi de geçmiş kokusu uzaklarda…
bir gelincik edasıyla batarken gün
gemiler çoktan kalkmış giden gitmiştir
bir buruk sancı avuçlarımda
ıslak köpükler taşar başımdan
çarpıla çarpıla kanar
baht açıklığı dilemek yazgı dilime
yolcu, yolunda gerek
bir yanın eksiktir şimdi
bir bakış, dokunuş,
belki de sesin duyulmaz,
çekilir el ayak
ne yüze gülenin dost ne sesine gelen
sevgili sokağı boş, kapısı kapalı
elinin tersinde sevda
yüreğime is döşüyor zaman inatlaşıyor renklerle
hep gidiyor birileri bir yerlerde
uzaktır en yakın en yakın uzaklarda
dilden dökülen neyse oydu yazgıya vurulan
yoksun diyedir belki es geçiyorsam yaşamı
komşu gezmelerine gidip de
hani bir gün batımı sırasında
utanmış kızarmış olsun da göğün yanağı
gözümü gözlerinle yoklayıp “seni seviyorum” desen
hazır hanımeli kokusu da sarmışken sokağı
atıversek şöyle baş başa
iki tek kutlansak
bir akşam üstü
hani gelsen diyorum gittiğin gibi

Neşe Ersoy

25 Ağustos 2008 Pazartesi

bozdağda bir taş evin bahçesinden...
yıldızlara ve bulutlara yakın olmak bu sıcakta müthiş bi duyguydu, elimi uzatsam dokunacakmışım gibi

mermerolukta çam ormalarının içersisinde mangal ve şarap keyfi yapmış bir gezi insanı...



uzun ömürlü bi aşk tablosu...
annecim ve babacım
özlemişim onlarla vakit geçirmeyi

şelalede çimlerin üzerinde yuvarlandıktan sonra bi çay molası vermek lasım
fiskiyelerin görüntüsünü islerken





bu elmalar benimmmm.... sayısız fotoğrafım oldu elma ağaçları ile bozdağda, bu da onlardan sadece bi tanesi

bu da böğürtlenlere dalmış bir hatun şekli, kıpkırmızı kocaman böğürtlenler o dağ havasında müthiş lezzetliydi


21 Ağustos 2008 Perşembe


yahşide çektiğim taş ev fotolarındaki o muhteşem evden umarım benim de bir gün olur ve evimin terasından şu görüntüyü fotoğraf karesine dönüştürebilirim. tabi benden önce foça civarında ev yapmak isteyenlere de duyrulur, benim için henüz yer belli diil...
bu haftasonu bi değişiklik yapıp denizden uzak kalmayı bile göze alarak seçimimi serinlikten yana kullanmak istiorum ve ailemle bozdağ gölcük taraflarında bikaç gün geçirmeye gidiorum. serinlik depolayıp getirmem gerekecek izmire dönerken...

17 Ağustos 2008 Pazar


Ay’ın bakır rengine büründüğü "Parçalı Ay Tutulması" gerçekleşti. Türkiye’den çıplak gözle izlenebilen tutulma TSİ 21.24’te başladı ve 00.10’da tam tutulma yaşandı. Yabancı ajanslar dünyanın çeşitli bölgelerinden bu kareleri geçti...


Kaynak Milliyet Gazetesi, diğer fotolar için tıklayın

15 Ağustos 2008 Cuma


ewt fuarın açılmasına tam bir hafta kaldı, etkinlik programı bu sene daha bi geniş eski fuar neşesini çocukluğumdan kalma o tadı yakalayacak gibiyim. araştırmalarım sonucu bulduğum programı siz okurlarımla da paylaşmak istedim. bu arada açılık günü açık havada Nev konseri var, o haftasonu için benim gibi önceden plan yapmış olanlar için zor bi seçim olacak eminim;)

Uluslararası Kültürpark Festivali programı şöyleYer:
Kültürpark içi ve dışı

Uluslararası İzmir Bando Festivali (20 - 22 AĞUSTOS 2008)

Uluslararası Halk Dansları Festivali ve klasik danslar & amatör müzik grupları (20 - 26 AĞUSTOS 2008)

2008 Türkiye Salsa Şampiyonası (23 - 24 AĞUSTOS 2008)

İzmir Ulaslararası Bayanlar Plaj Voleybola Şampiyonası (23 - 30 AĞUSTOS 2008)

Kültürpark Festival Kupası Yelken Yarışı (3 - 7 EYLÜL 2008)

77. İEF etkinlikleri
Yer: Kültürpark içi

Türkü şenliği (22 - 26 AĞUSTOS 2008)

Dünya mutfakları festivali (22 - 31 AĞUSTOS 2008)

Sinema Burada festivali (26 - 31 AĞUSTOS 2008)

3.Nostaljik Fuar Gazinosu (23 - 29 AĞUSTOS 2008)

Uluslararası sanat günleri- Resim, fotoğraf, heykel sergileri (22 -31 AĞUSTOS 2008)

Fuar çocuk kulübü (22 -31 AĞUSTOS 2008)

Kişisel gelişim günleri (22 - 31 AĞUSTOS 2008)

Küresel ısınma sempozyumu (22 - 31 AĞUSTOS )

Uluslararası 77. yıl 'Fuar Kupası' (22 - 31 AĞUSTOS 2008

13 Ağustos 2008 Çarşamba

dengesiz insanlar uzak durun bendeennn!!!
dengesizlik derecelerine göre sınıflandırılabilecek insanlardır.
birinci dereceden dengesiz insanlar vardır ki bunlardan kesinlikle uzak durulmalıdır. kendilerine ihsan edilen aklın ve mantığın kullanma kılavuzundan yoksun insanlardır ki yaptıkları birçok şeyde akıl ve mantık aranmamalıdır. ne zaman ne yapacağı belli olmayan kişilerdir. her şeyin yolunda olduğunu düşündüğünüz bir anda bir şeye sinirleniverir ama ne olduğunu anlamanız imkansızdır.bazen son derece normal biri gibi görünebilmektedir, bu da insanları yanıltabilmektedir. hele ki bu dengesiz şahıs sevdiğiniz biriyse yapabileceğiniz en mantıklı şey allah tan sabır dilemektir. sevginiz büyükse bırakıp gidemezsiniz ama onunla da yapamazsınız. en sonunda siz de dengesiz olur çıkarsınız. geçmiş olsun şimdiden.. kendi içinde dengesizler vardır, bunlar ne zaman ne yapacaklarını bilemeyen, ne istediklerine bir türlü karar veremeyen, farklı duygular arasında çok kolay yolculuk yapabilen insanlardır. gülüp eğlenirken hemen ardından ağlayabilirler. çevrelerine pek zararları dokunmamakla beraber kendi kendilerinin canına okurlar. bu guruba da allah tan acil şifalar dileriz. bir de bıyıkları kesildiği için dengelerini sağlayamayan kediler vardır. ama şimdi onlardan bahsetmek dengesizlik olur tabii. dengeli bir insan olarak bu kadar yeter..
itüsözlükte denk geldim bu tanıma dengesiz insanları çözmeye çalışırken, ve vazgeçtim artık onları anlamaya çalışmaktan. benim gibi inatçı biri de gün gelip pes edebiliomuş dedim içimden hatta bunu da yazıya döküorum şimdi vazgeçmemek adına. vazgeç artık gökçe;)

12 Ağustos 2008 Salı

"kimsenin gözyaşı olmadım ki ben" die bi şiir okudum bugün, takıldım kaldım sonra bu cümleye... başkasının gözyaşı olduğum oldu mu acaba die... olmuş mudur acaba farkında olmadan:S

öylesine başlar herşey...

biraz sonra ilgiyle okuyacağınızı düşündüğüm yazıyı ben ilk defa okuduğum birçok insanın benzer şeyler başına gelmiştir die düşündüm hep ve bu güsel anlatımı sizlerle paylaşmak istedim. yazanı tanımıorum ama hoş bi şekilde aktarmış duygularını...
tanışırsın, bakarsın iyi insan.. dersin zaten kötü de olsa umrunda değildir. çünkü o istediğin zaman konuştuğun, istemediğinde konuşmadığın sıradan biri.. yani senin hayatının bi`parçası değil bu yüzden de onu kolayca atabilirsin, bu yüzden onun karakterine önem vermezsin..
sonra;

onu biraz daha tanımaya başlarsın belki moralinin bozuk olduğu bi`gece MSN`de sana moral verir, belki de yolda rastladığında dayanacak bir omuz olur.. senin için ya da konuşurken sana bi`sıkıntısını anlatır ve senden yardım ister.. bunu yaparken o kadar tatlıdır ki ama üzülmesi artık seni de ilgilendirir olmuştur, çünkü artık soranlara -he evet tanıyorum- değil, -aa arkadaşım o benim ya, çok iyidir- demeye başlarsın..

daha sonra;

ilk başta fark etmezsin ama onun geçtiği yollardan “belki karşılaşırız” diye daha sık geçersin.. MSN’de herkesi kovalayıp bi onla konuşursun.. sana öyle bi`his verirki sanki senden başka kimseyle bunları paylaşmamış, kimseye bu kadar açık bi şekilde kendini ifade etmemiş gibi. herşeyini anlatır sana, bazen acı çektiğini anlatır bazende sevinçlerini paylaşır.. her ne olursa olsun onunla konuşmak onu dinlemek sana zevk vermeye başlar.. bazen sadece o anlatır sen susarsın ve içinden sadece şu geçer; -böyleleri var mı hala ya?- ya da -hayret, böylesi bana denk gelir miydi ya?- dersin..

ve daha da sonra;

artık o senin arkadaşın değil dostundur. o senin hayatın hakkında düşündüğünden daha az şey bilse de sen onun hakkında herşeyi bilirsin senden uzakta olduğunda ansızın ağzından dökülen kelimeler seni hem şaşırtır hemde çok mutlu eder ve her daim keşke şu an yanımda olsan değişi kulaklarında çınlar artık o senin vazgeçilmezlerinden olmuştur.. çünkü diğerlerinden daha çok şey paylaşmışsınızdır.. yada sen öyle sanıyosundur..

çook sonraları;

birden sanki birisi bi iğne batırmış gibi bazı şeyler bazı eksiklikler oturmaya başlar. farkedersinki artık seni dinlemiyordur evet sen onun için hala değerlisindr ama seni içini dökmek için kullanması ve senin bi`sorunun olduğunda sadece dinliyor gibi yapması yavaş yavaş acı vermeye başlar.. hala soranlara “dostum” dersin buruk bi gülümsemeyle ama onlar artık senin ona daha farklı baktığını bilirler ve bu dostluktan öte bi his dercesine sırıtırlar. sende farkındasındır ama bu güne kadar kusursuz giden bişeyler ters gitmektedir artık. bu durumu düzeltmek için elinden geleni yaparsın. sen bunun için çabalarken o dünya onun etrafında dönüyormuşçasına umursamaz bi`şekilde bildiğini okumaya devam eder ve bazen seni kırdığının farkında bile olmaz..

daha çok sonraları;

evet artık inkar faydasızdır bu arkadaşlıktan öte bi`şeydir.. çünkü onu hem annesi kadar düşünüp hem ondan bahsederken ağzının kulaklarında olmasını başka şekilde açıklayamazsın. ama hani olurya akşamları sessizliği dinlersin ve düşünürsün işte o anlarda bi`hıçkırık dolar boğazına çünkü her defasında sen aramışsındır, sen konuşmuşsundur, sen “Selam” demişsindir & yine sen onu çok düşünmüşsündür.. ona nasihatlar vermişsindir, oysa sana sadece “sen benim için çok değerlisin” demiş yanısıra hiç bir özveride yada incelikte bulunmamış seni dinlememiştir bile. sana bazen başka duyguların sinyallerini verirken bi gün pat dye eski sevgilisiyle barıştığını söyler bunu bile o kadar tatlı bi dille söyler ki - sevmiyorum ya ama nefrette etmiyorum, bakalım n`olacak o kadar değer vermiyorum- ama aslında böyle değildir yavaş yavaş bir başkası senin emek verdiğin üzerine titrediğin şeyi alıp götürür uzaklaştırır senden ve o kişiye sen yakın bir akraba olarak tanıtılırsın ki kıskanmasın buna bile boyun eğer susarsın neticede onun tarafından bakıldığında sen onun dostusun ve böyle bişey istemesi seninde yapıyor olman doğaldır diiğ mi?

en son olarak;

birgün arkadaşlarının sana bas bas bağarmasını duyamamış olmana şaşarsın çünkü artık sende anlıyorsundur ki onun hayatında ilk sıralarda olduğunu düşünürken aslında o ilk sıraları çoktan doldurmuş sana da en arkalarda ufak bi koltuk ayırmıştır.. sessizce oturursun asıl hakettiğin yere! onun hayatına bu kadar uzaktan bakmak ve aslında her zaman burdan baktığını ama ısrarla ayağa kalkıp önlere yürümeye çalıştığını fark edersin işte bu canını yakar.. (ne yani şimdi de suçlumuyum? -evet suçlusun! çünkü en baştan ona hak ettiğinden fazla değer verdin oysa o sana hak ettiğin değeri verdi- bkz; arka koltuk! acımasızca da gelse birine yüzde yüz inanmadan (eğer sen öyle olduğuna inanıyorsan ve etrafındakiler aksini söylüyorsa bi dinle onları da) kimseye hayatının ön koltuklarını verme, bırak boş kalsın.. kırılmaktan üzülmekten hatta sonunda acı çekmekten iyidir.. belki uzun süre beklersin ama doğru kişi çıktığında beklediğine değecektir unutma!

8 Ağustos 2008 Cuma

Ormanlar yaniyor yanan her agac yuregimizi dagliyor. Artik millet olarak harekete gecme zamani gelmistir. El ele verelim ve bu afetlerin önune gecelim. Baslattigimiz yangin ucagi alim kampanyasina destek verin, gelecegimizin ellerimizden yitip gitmesine seyirci kalmayin.

Yangin Ucagi Alim Kampanyasina Katilmak İsteyenler:
Kampanyaya katilim icin banka hesap numaralari
- Ziraat Bankasi Heykel Sb. 1925
- Halk Bankasi Anit Sb. 16001925
- İs Bankasi Ankara Sb. 8001925
- Vakifbank Ankara Sb. 1925
- Finansbank Siteler Sb. 1925
- Yapi Kredi Bankasi Mesrutiyet Sb. 1925
- Garanti Bankasi Ulus Sb. 1925
- Sekerbank Yenisehir Sb. 1925
- Akbank Ankara Sb. 1925
Turkiye’nin her yerinden yapilan islemlerde bu subelere havale masrafi ödemeksizin yardim kampanyasina katilabilirsiniz.

Ayrica ;
- Butun GSM operatörleri faturali hatlarindan “Yangin” yazip 3919’a kisa mesaj gönderebilirsiniz. Mesaj bedeli 6 YTL’dir.

- Yangın Ucagi Alim Kampanyasina destek olmak icin www.thk.org. tr web sayfamizdaki bagis kismindan açıklama alanına
yangin ucagi alim kampanyasi ibaresini yazarak kredi karti ile odeme yapabilirsiniz.

- Size en yakin Turk Hava Kurumu Subesine ugrayarak makbuz karsiliginda bagis yaparak kampanyaya destek verebilirsiniz.

Haydi Turkiye tek yurek olalim…

7 Ağustos 2008 Perşembe

Bir yıldızın gökten kaybı kadar arsız
Ah bu gidiş çok zamansız
Sensizliğin tam ortasında
Oyunsuz, oyuncaksız
Ellerin .elerin
Şimdi ellerin elleri
Şaçlarından bir yol inerdi ortasında ellerimin
Şimdi bir akarsu misafir içimde gözlerimin
Gözlerin .gözlerin
Bazen susar, bazen bağırır yaralanmış sözlerin
Senin suskunluğunda bir çığlık
Vuruverir özlemin
Özledim .özledim
Ben acılarımı dışladım
Seni kendime eşledim
Yokluğunda yağmur oldum
Saçlarını düşledim
Özledim .özledim .özledim
Söyleyen : Feridun Düzağaç

Feridun Duzağac - 2008

farkındayım sevgili okurlarım çok uzun zmn oldu, hatta bi ara nadiren yazma ya da yazmayı bırakma gibi bi karar almayı düşündüm. amaaaaaaaaaaaa vazgeçtim dvm ediorum:)


dolu dolu bi tatil oldu benim için. ertesinde de hoş anlar yaşadım, birçok duyguyu aynı anda yaşama fırsatı buldum, herşey mükemmel gibi şimdilik. bilge, en yakın dostlarımdan biri amerikadan geldi onunla da güsel, eğlenceli zmnlar geçirdik, hala da geçirmekteyiz, planlarımıs mevcut ;)


çok fasla evde duramıorum, ehliyetimi de aldım bu koşuşturmaca içerisinde, artık ben de aktif bir sürücü olabileceğim için mutluyum;)