30 Mayıs 2008 Cuma

bu aralar oldukça hızlı yaşıyorum, aktivitelerle dolu bi hafta geçirdim o nedenle sevgili blogumu da ihmal ettim birascık farkındayım. neyseki bu haftasonunu sakin bi şekilde evde geçirmeyi planlıorum. bi de tabi şu ikinci üni. derdim var, bu sınavı da atlattım mı dış ticaret maceram da sona erecek yrn.
dün ünlü bi amerikan firması ile görüşmeye çağrıldım. faaliyet alanı kozmetik ve hijyen ürünleri olan büük bi şirket. ben de memnuniyetle karşılayarak hevesle gittim, 3,5 saatlik testlerin ardından beni bekleyen iş tanımı hayal kırıklığı yarattı tabi. kafam olmuş kazan gibi ve bana bütün bu testleri şööle şööle bi iş için yaptın dedikleri anda dünyam yıkıldı resmen :(bu kadar kolay mı anlyamıyorum, bi sürü nitelik arıyorsun karşı tarafta fakat karşısına niteliksiz bir iş tanımı ile çıkıyorsun:S İşsizlik ülkemde bu denli artınca demekki insanlar bunu doğal hakkı gibi görmeye başlamış. neyse ki gayet ii bir şirkette güsel bi işim var:)
çarşamba günü benim için müthiş bi gündü, çtv yi yatırmak için saatlerce sıra beklemem dışında herşey mükemmeldi, ama sadece bu kadarını anlatabilirim sevgili blogum ;)
"Saçlarini dagitir rüzgar
Yeditepe üzerinden
Hatiralar tarihin küllerini savurur"

levent yüksel - İstanbul.mp3 -

26 Mayıs 2008 Pazartesi



Kurun Düşlerinizi de !

Bakarsınız Saat durur,

Onlar uyandırır

Tabu - Demet Saðýroðlu

biras da gündemden...

Nuri Bilge Ceylan "Üç Maymun" filmiyle 61. Cannes Film Festivali'nde en iyi
yönetmen ödülünü aldı. Ceylan, ''Kazandığım ödülü güzel ülkem Türkiye ithaf
ediyorum''dedi.

ne mutlu ki bööle başarılı sanatçılarımız var, gurur duyuyorum. bu filmi izlemek şart oldu;)

NASA nın Mars’a gönderdiği uzay aracı Phoenix yani Anka Kuşu, Türkiye saatiyle 02.55’te Kızıl Gezegen’in yüzeyine başarıyla indi. İnmesinden kısa bir süre sonra, uzay aracından ilk görüntüler de Dünya’ya ulaştı.

bu dünya bize yetmemeye başladı ztn, bi yerlerden başlayıp yeni alternatifler aramak gerek. bende de bu aralar bi astronomi merakı sormayın yani. yıldızlarla da aram ii, gece vapurda körfezin üstündeki yıldızları izleyerek daha da pekiştirmem lasım ve bunu sık sık yapmak lasım ;)

25 Mayıs 2008 Pazar

You're the sun in my universe


Right now, everything is revolving

around you and your tender touch.

All knots in my mind are just solving,

for my fears I don't care very much.


23 Mayıs 2008 Cuma

hoşgeldin bebek!
başındasın herşeyin.
bebeksin işte!
dünya'nın bütün bebekleri aynı şekilde doyar.
tadını çıkar.
belki muhammed olur adın.
belki musa. belki isa.
boyun 2 metre olabilir.
belki de esmer olursun.
belki kısa.
o zaman bebek demez kimse sana.
başını aç derler ya da kapa!
sen çalış! sen doğur! sen savaş! sen sus!
istedikleri gibi olmassan öldürebilirler seni!
töreler daha değerliymiş gibi hayattan!
herkes eşittir!
ama göreceksin, bazıları daha eşittir hayatta!
şaşırma, burası tuhaf bir dünya!
gülümse yinede.
büyüdüğünde eşit yaşaman için çalışan insanlar var burada!
gülümse bebek.
gün gelecek, herkes sana sadece insan diyecek...

her geçen gün izledikçe tüylerimi diken diken eden Hürriyetin İnsan
Hakları Evrensel Bildirisinin 60. yılında hazırlamış olduğu bu videoda geçen sözleri paylaşmak istedim.

Keyifli hafta sonları...

Kahvenizin köpüğü, içinizde huzur daim olsun!

22 Mayıs 2008 Perşembe

Yumdum gözlerimi
Karanlıkta sen varsın
Karanlıkta sırtüstü yatıyorsun
Karanlıkta bir altın üçgendir alnın ve bileklerin

Yumulu göz kapaklarımın içindesin sevdiceğim
Yumulu göz kapaklarımın içinde şarkılar
Şimdi orda herşey seninle başlıyor
Şimdi orda hiçbir şey yok senden önceme ait
Ve sana ait olmayan

NAZIM HİKMET


Theme From "Silk Road" - Kitaro

20 Mayıs 2008 Salı

her çağırdığında yanına gelmez mutluluk
sessiz sessiz sindireceksin
ya da geçip hayatın önüne
yüzüne yüzüne indireceksin
yoktan var etmeli bazen mutluluğu
aynaya bak çok sev bulduğunu
sen sana her zaman iyi gelensin
koy ver gitsin, bırak gururu
oof oof
koy ver gitsin
yalın


19 Mayıs 2008 Pazartesi























doğa ile iç içe huzur dolu bi haftasonu geçirdim okurlarım, dinlenmiş gevşemiş, stres atmış, neşeli ve saçları yapılmış bi şekilde karşınısdayım. aaa hiç ısrar etmeyin saçımın yeni halini koymayacağım henüz;) belki ilerleyen zmnlarda...
pazar sabahı erkenden kalkıp yollara düştük ailemle, tire de güsel bi kahvaltının ardından adaya (bis izmirliler ada deris kuşadası yane) dooru yola dvm ettik. davutlar sapağına girdikten sonra 4. kmde müthiş bi ekolojik çiftliğin önceden araştırmasını yapan zat-ı alim rehberlğinde değirmenin önünde park ettik aracımızı. içeri doğru yürüdükçe nette gördüklerimi kıyaslamaya başladım, hani olur ya bazen çok süslü sergilerler ama içerik ii değildir fln. ööle bişey kesinlikle yoktu, fotolar az bile göstermiş çok şirin bi yer. öncelikle gölbaşı adı verilen gölün içine doğru yapılmış otantik bölümde çaylarımızı içip gazetelerimizi okuduk, sohbet ettik. sonra hayvaları tek tek inceledik gezdik. hayatımda görmediğim kadar uzun boynuzlu keçiler, değişik tavuklar, tavşanlar, koyunlar hepsi çok şirindi. hele gölün içinde insanları takip eden ekmek atmamızı bekleyen rengarenk kuğu ördek ve kazların senfonisi daha bi hoştu. daha sonra çiftliğin diğer kısmına doğru ilerledik, bu bölümde at çitfliği vardı, ata binmek isteyenler için ortamlar hazırlanmıştı ve tahta sedirler üzerinde minderlerle localar yer alıyordu, bi yandan atları bi yandan da dut ağaçlarının güselliğini seyrederek, taze dut suyumuzu yudumladık, gazetelere dvm ettik. öğle saatlerinde karnımız acıkmaya başlayınca restaurant kısmına geçip tepeden çiftliği seyretme imkanı bulduk. pembe asma gülleri şık ahşap masalarıyla, organik yemekler ve zeytinyağlılarla dolu mutfaklarından farklı lezzetler denedik. ızgara bıldırcını tavsiye ediyorum, ayrıca her çeşit zeytinyağlıyı da mükemmel yapıyorlar. ahşap büyük salıncaklarda en son sallanıp içimisdeki çocuğu biras canlandırarak oradan ayrıldık. tüm gününüzü geçirebileceğinis mükemmel bir yer, şiddetle tavsiye ediyorum herkese. dilerseniz incelemek için web sitesi için tıklayın




İŞTE EN ÇOK ELEMAN ARANAN İŞLER
Mali denetimci ve mali analist: En çok talip edilen pozisyonlardan olduğu için. adayların ücret beklentileri çok yüksek. Pozisyonda sirkülasyon fazla.
Java geliştirici: Java yeni ve sürekli yenilenen bir teknoloji. Bu nedenle Türkiye'de bu alanda uzmanlaşmış deneyimli kişi bulmak zor.
Yönetici asistanı: Sirkülasyonu en fazla olan pozisyon. Her firmanın kültürüne ve beraber çalışılacak yöneticiye göre profil değişebiliyor.
İş geliştirme müdürü: Bu pozisyon yeni yapılanma döneminde olan firmalarda talep ediliyor. Her firmada bulunan bir pozisyon olmadığı için eleman bulmak zor.
Teşkilatlanma sorumlusu: Vakıf yapılarına yönelik bir pozisyon. Türkiye'de sivil toplum kuruluşları kariyer açısından talep edilmiyor, bu pozisyonda çok fazla uzman yok ve ihtiyaç var.
İngilizce bilen resepsiyonist: Yabancı dil bilen kişiler tercih etmediği için uluslararası firmaların sıkça talep ettiği bir pozisyon.
Yer bulma ve kiralama uzmanı: Türkiye'de gelişen perakende sektörü ile ortaya çıkan bir pozisyon. Büyük perakende firmaları mağaza yeri bulma, kiralama işlerinden sorumlu olacak kişi arıyor. Henüz uzmanlaşmış aday bulunamıyor.
Mağaza satış elemanı: Her gün bir yenisi açılan alışveriş merkezlerinde çalışacak yetişmiş, firma kurum kültürünü en iyi şekilde yansıtan, vardiyalı çalışmaya açık mağaza satış elemanı pozisyonu da en fazla aranan pozisyonlardan.
Not: Veriler Select KRM'den alınmıştır.
Milliyet gazetesinden alınan yazının dvmı için tıklayın



eskişehirsporu da tebrik ediorum. bi aralar oraya aitmişim gibi sevdiim 2.şehir ve insanları. es es liler süper ligde;)

16 Mayıs 2008 Cuma

30Mayıs Yıldız İbrahimova hayranlarına duyrulur
Jazz günleri başlıyor kampüste ay sonunda unutmayın ;)



"Ruhumun renkleri var. İçimde uçuşan kelebekler var. Rengarenk çeşit çeşit kelebekler. Zaman zaman değişir kelebeklerimin sayısı , renkleri, hızları, nazları...

Bazen masmavi, bazen yemyeşil, bazen bembeyaz bazen pespembeeee uçuşurlar… Neşe, umut, heyecan dağıtırlar yüreğimin her noktasına. Yaşamın benim elimde olduğunu, nasıl bakarsam öyle göreceğimi, inandığım değerlere sahip çıkmam gerektiğini nakşederler usulca… "

Güsel sözler dimi okuyunca beni yansıttığını düşündüm blogladım hemen:)

15 Mayıs 2008 Perşembe





bugün özel günler bi araya toplanmış, kardeşimi nası unuturum... eczacılık günün kutlu olsun ilkecim:)

14 Mayıs 2008 Çarşamba



bu sabah süpriz bi yağmurla uyandım, sanırım pek beklenen bi hava durumu değildi bu. sabah işe giderken şemsiye kullanmadan hafif ıslanarak yağmur kokusu eşliğinde iki dk kadar servise yürümek ii geldi.




dün için üzgünüm buradan da belirteyim dedim, açılış kokteyline gelmeyi gönülden istememe rağmen çıkan aksilikler ve hesapta olmayan bu sağlık raporu nedeni ile gelemedim, cumartesi telafi ederiz artık;)




nagishiiimmm iyi ki varsın, iyi ki doğdun... yeni yaşın yeni güsellikler getirecek eminim buna:) kocaman bi mujapppsss sana...

13 Mayıs 2008 Salı


Keşke gerçek olsa dediğimiz neler var hayatta???


not: resmin üzerine tıklayıp büyütün daha net göreceksiniz

"Cevap bulmak zor,

cevapsız kalmak ise hepsinden ağır. "

12 Mayıs 2008 Pazartesi

hayata nasıl bakmalı...


Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden, her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı.Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.


Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu.


Daha sonra kızına tek kelime etmeden beklemeye başladı.Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı.Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi.


Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı.Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra, son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.

Kızına dönerek sordu:


- Ne görüyorsun?

- Patates, yumurta ve kahve? diye alaylı bir cevap verdi kızı.

“Daha yakından bak bir de” dedi baba, “patatese dokun.”


Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.


“Aynı şekilde, yumurtayı da incele.”


Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.


En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.


Söyleneni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:


- Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?


Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı.


Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı tepki vermişti.


Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.


Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş; katılaşmıştı.


Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.


- Sen hangisisin? diye sordu kızına. Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?


Patates gibi, yumuşayıp ezilecek misin?


Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın?


Yoksa, kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?

11 Mayıs 2008 Pazar

tuna nehri civarında çekilen mavi jeans reklamı son zamanlar islediim en enteresan reklam filmi.
kafana göre...
tıklayın

"BÜYÜK ADIM ATMAKTAN HİÇBİR ZAMAN KORKMA, KÜÇÜK SIÇRAMALARLA UÇURUMLARI
GEÇEMESSİN..."

P.S çok hoşuma gitti bu söz ;)

biras önce çok değişik bişey oldu, brunch hazırlığım öncesinde alışverişe çıktım, belirlediğim ürünleri ararken alışveriş merkezinde iki küçük çocuk etrafımı sararak bir gül verdiler bana ve anneler günümü kutladılar, ben şaşkınlık içinde "ama ben anne değilim" diyebildim ve teşekkür ettim. o şaşkınlıkla çocukları öpmeyi bile akıl edememişim:) ee çoktandır çiçek almayınca insan böle oluo galiba :(


bu dünyadaki en güvenli sığınağım senin kucağın anneciğim, anneler günün kutlu olsun

senin sevdiğin sarmaşık güllerinden koymak istedim bloguma, öpüoorum kocaman...

şampiyon cimbom :))))))



10 Mayıs 2008 Cumartesi

sevgili ranger eline sağlık, ne de hoş
eserleri var yakın arkadaşlarının,
komşularının... paylaştığın için teşekkür
ederim. senin de dediğin gibi
elimden geldiğince dolu dolu
yaşamaya çalışıyorum
hayatı...

keyifli bi cuma akşamını daha geride bıraktım:) çoook eskilerden bi giriş oldu bu sanırım...
yeşil köşte eski büyük ağaçların altında, hoş müziklerden eşliğinde ılık bir mayıs akşamında az ışıklı bi ortamda sohbet etme şansı bulmak keyifliydi. ardından da küçükparkta uzun zmndır oynamadığım tavla olayına girelim dedik, neyse ki pek unutmamışım, berabere kaldık hehehe :)en azından yenilmedim ve sadece bi kere mars oldum, bu benim için büüük başarı ;)





izmir sanatın etkinliklerinden olan ispanyol gecesindeydik geçen akşam, çok keyifli bi gösteriydi, müzikler insanı alıp götüren cinstendi ve piyano çalan kıza hayran oldum. o piyano ve kemanın ahengi de müthişti. yalnız bi ufak sorun yanımda vızıldayan iki küçük çocuktu, nası yaş sınırı koymazlar anlayamıyorum bu tip etkinliklere :S


6 Mayıs 2008 Salı









bu konuda gelen yoğun mail ve msjlara bi açıklık getireyim sevgili okurlarım bu fotoların nası muhteşem bi haftasonuna ait olduundan bahsedeyim sizlere. cumartesi sabahı salihli istikametinde yola çıkıp salihliye 10km. kala bir kır kahvesinde yapılan köy kahvaltısı ile güne başladık. yanımda misafirlerim muko ve erich çifti ile kardeşim vardı. güsel bi kahvaltının ardından yolkenarında gördüğümüs gelincik tarlasına daldık ve birbirinden hoş kareler yakaladık. ardından bozdağlara dooru yola dvm ettik, yine beğendiğimis yerlerde manzara seyretme ve foto amaçlı durduk. kırk oluklara geldimisde bir dilek tutup her oluktan biras biras su içtik bakalım dileğim gerçek olacak mı ;) hiçç ısrar etmeyin söölemicem ne dilediğimi :) soora bozdağın meşhur helvasından tattırıp misafirlerimize gölcüğe dooru ilerledik. göl kenarında sakin huzurlu bi ortamda güsel bi yürüyüş, soora göl kenarında içilen sıcacık çaylar ve havanın serin olmasına karşın zıp zıp zıplayarak oynadığımıs langırt oyunu (bu arada bilmeyenler düşünmesin ki bu zıplanarak oynanan bi oyun muydu die bu sadece ilke ve bana özgü bişii kendimisi kaptırıp zıplıorus) ve ilkeyle benim aldıımıs malubiyetle sonuçlandı:( olsun cnm onlar misafir dierek kendimisi avutsak da nerden bilelim langırtın almanların da ii bildiii bi oyun olduunu. erich eniştecim bu konuda çok başarılı çıktı;) gölcüün ardından birgiye dooru ilerledik ve inişe geçtik. çakırağa konağını gezdirip, oraya dair hikayeleri anlatarak ödemişe geçtik. meşhur kadınlar pazarımısı ve cumartesi pazarımısı gezdirip bikaç alışveriş yaptık. fresh meyve denilen olayı öslemişim bis burada bulamıyorus nerdeyse dalından pazara çoook güsel çook. çileğin bile gerçek bi kokusu oluo ödemişte... neyse iiice ballandırdım sanırım. soorasında annemin hazırlamış olduu bia akşam yemeği ve uykunun ardından pazar sabahı kalkıp tire-değirmene gittik, oldum olası bayıldıım bi yer doğa ile baş başasın, su sesleri kuş cıvıltıları eşliğinde yemek yemek müthiş oluoyor, bu zevki misafirlerimis de tatsın istedik ve derken dönüşe geçtiik. oldukça keyifli dolu dolu bi program oldu...
NOT: fotoğraftaki ağaç bozdağ-gölcükte göl kenarında çekilmiştir ;)







5 Mayıs 2008 Pazartesi


hiç yapmadııımm bişey bu biliorum sevgili okurlarım, yaklaşık bi hafta kadar yazmamışım. hayatın farklı yoğunlukları ve yazmak için anlık da olsa kısa süre ile istek duymamak bunun nedeni...


dolu dolu geçen bi haftasonunun ardından, netten uzakta kalmanın verdiği bi özlemle blogumu açtığımda "ranger"ın yazdıkları beni çooook mutlu etti, zaman ayırıp tek tek okuyup yorum yapması da ayrı bir inceliği, teşekkürler ranger ;)


haftasonu neler yaptııımı fotoğraflarla da süsleyerek akşam eve gittiğimde ekleyeceğim, şimdi iş zmnı, herkese ii haftalar...