31 Aralık 2007 Pazartesi

2008 e dooru atacağımız yeni adımlarımızın hepimiz için şans, mutluluk ve güsellik getirmesini diiyorum okurlarım.
Öpüyorum sizleri,
Sevgilerimle...
Gökçe
bu aralar eve girmes oldum ya, party girl misali...

cuma günü yüklemelerle dolu yorucu bi iş gününün ardından akşam saatlerinde anneannemi de alıp kardeşimin şiir dinletisine gittik. Büyük bir süprizle karşılaştık öncesinde Yıldız Kenter'in "Ben Anadolu" oyununu izleme şansımız oldu. Bir kez daha hayran kaldım o müthiş bir yetenek, o yaşta o enerji mükemmel bişii, Allah hepimize onun gibi enerjik bir yaşlılık tattırır umarım.


gelelim cumartesiye... sabah kahvaltısının ardından bir hasta ziyareti yaptık ve dooruu hediyelik eşya fuarına attık kendimizi, çok kalabalıktı ama güsel şeyler de bulduk hem kendimis için hem de sevdiklerimisi sevindirmek için...
akşamına da partiz zmnı dedik süslendik püslendik ve LaSerra ya gittik, hem bikaç arkadaşımızın doğumgününü toplu olarak kutladık, hem de doyasıya kurtlarımızı döktük. canlı müzik, eğlence, sohbet fln hepsi süperdi, arada bööle şeyler yapmak lasım...
şimdi de yoğun geçen iki günün ardından pazar gününü sakin sakin evimde, elimde kahve önümde notebook, karşımda tv, birasdan ilkenin benim için aldıı filmleri islicem... ohhh dinlenmek de güsel şeymiş ;)








30 Aralık 2007 Pazar

Parçalandım
Ve her bir parçamı ayrı yere bıraktım
Birini açık denizlerin en derin yerine attım
Kürek çektim uzaklaştım dönüp
Arkama bakmadım bile
Birini yüksek dağların zirvesineÇıkardım
Hiç kimse kurtarmasın kurda kuşa yem olsun diye
Birini hiç unutmadığım oKüçük şehirde bıraktım
Dönemedim kim bilir
Belki dönsem de bulamazdım
Önce savruldum yok oldum
Sonra dinlendim duruldum
Ve her giden parçam
Yerine yenisini doğurdum
Daha güçlü daha sakin
Daha mutlu daha suskun
Daha olgun daha kırgın
Daha yalnız daha yorgun...

29 Aralık 2007 Cumartesi

hoş bir söz

"Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkaları adına iyilik yaptığını düşünmesi ile başlar."
"I Wanna Grow Old With You"
Another day
Without your smile
Another day just passes by
But now I know
How much it means
For you to stay
Right here with me
The time we spent apart will make our love grow stronger
But it hurt so bad I can't take it any longer

28 Aralık 2007 Cuma

sen "geçmişimdeki" sen misin? ya da benim bugün gördüğüm suret kim? ben de bu soruyu soruyorum şimdi mobius gibi... ansızın çıkıp gelen sonra yok olan insanlar varsa ... hep garip insanlar beni mi buluo dersin, hatta bööle bi gruba ait olduğuna inanır ve acilen üye olursun...
ya da herşeye boşverip akışına bırakırsın, ve bu akış içerisinde 31 aralık pzt günü çalışmayacağını düşünür, Charles amcanın yapmış olduğu kıyağa sevinir durursun... yine dört gün tatil ohhhh :) duyan da beni çalışmayı sevmeyen bi insan zannedecek. arkadaşlar sakın yanlış anlamayın ben işimi seviorum aslında ama kaç yıldır çalışma hayatımda yıllık izin kullanamadıım için bööle küçük tatiller bile beni mest edio;)

bin tane güneş istiyorum!

Her yanı yılanlarla çevrili bir ada sanki kaderim
Dualar okuyarak geçiyorum içlerinden, dokunmuyorlar!
Güneşleri doğurtmak istiyorum günüme
'Bir tane var' diyor masalda ki dede '
Ve binlerce isteyeni var' diyor
Anlıyorum ki hak etmeliyim önce...
Mistik bir koku var hafızamda senden kalan
Bir tütsü yakımında geçen zamanların getirdiği
Onsuzluğu unutturan sevdanın hediyesi...
İki yana düşmüş acılarımı çamurlarda bırakan,
Orda eriyip gitmesine göz yuman,
Baharın peşine takılıp gelen bir kırlangıcın sesi
Budur hayatımı kolaylaştıran yan...
Ve sonsuzluğun olmayan bitişinde hayal ettiğin
Parlak bir inci tanesi gibi hayalimdeki yerin
Acılarımı eriten ve bana sevgiyi bırakan rüyanı anlattım
Fincanın dibinde kalanlar gibi sevdası tadın

Gülay Yıldız

27 Aralık 2007 Perşembe

yeni yıl için plan yapma aşamasındayken bu fotoğraf çıkınca karşıma çarpıldım, ben norveç'e gitsem olur muuuu, bööle bi yerde yeni yıla girmek istiorum beeennn ;)

cevapsız sorular :)

Neden bozulan otobüsün yolcuları bizim otobüsümüze aktarıldığında onlara mültecilermiş gibi bakarız?

Neden her gördüğümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalışırız? Millet olarak Dünya'da kaybolma kompleksimiz mi vardır?

Neden insanlar birbirlerine sarılınca sağa-sola sallanırlar?

Neden öğrenciler ilköğretimin beşinci sınıfına kadar öğretmene "öğretmenim" diye seslenirken altıncı sınıfta bir anda "hocam" diye seslenmeye başlarlar?

Neden insanlar kapalı bir alandan yağmur yağan alana çıkınca kafalarını eğerler? Yağmura duyulan saygıdan mıdır yoksa ondan tırstığımız için midir?

Neden dükkânını kapatıp giden esnaf, kapıya "10 dakika sonra dönücem" yazar, ne zaman gittiğini nasıl anlarız?

Neden gözlerinden öperim denir? İnsan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var midir? Kimse kimseyi gözünden öpmüş müdür?

Düğünlerde neden "Dom Dom Kursunu" ile göbek atılmaktadır. "Bir avcı vurdu beni, bin avcı beni yedi" gibi sözler eşliğinde kendinden geçen başka milletler var mıdır?

Neden bazı kızlarımız şirin bir hayvancağız gördüklerinde "inanmıyorum!" derler, inanılmayacak olan nedir?

Dolmuşlardaki fiyat tarifesinde "en kısa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mı binilir? Bir terslik yok mudur?

Bir programı kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardır? O kadar parayı bayılıp bir bilgisayar programı satın aldıktan sonra "kabul etmiyorum" seçeneğini işaretleyen bir takim saf kişiler mevcut mudur?

Ipana 7 reklamındaki kıza "Ne zamandan beri Ipana 7 kullanıyorsun?" diye soran doktor, Ipana 7'nin yeni bir ürün olduğunu ve reklamdan sadece bir kaç gün önce piyasaya çıktığını bilmemekte midir?

Neden futbol takimi olan Ajax "Ayaks" diye okunur da temizlik ürünü Ajax "Ajaks" diye okunur?


bugün canım biras tembellik yapmak istedi ;)

25 Aralık 2007 Salı

Kurdela...


bazen bir kurdeladır insanı mutlu kılan bazen de...

akşam iş çıkışı pencereden etrafı izlerken bir üniversiteli kıs gördüm sevinçle sevgilisine dooru koşan, banketlerden hoplayıp zıplayarak geçen ve sevgilisine sımsıkı sarılan. o kadar hoş bir tabloydu ki etkiledi beni. puslu soğuk bi havada, kentin ışıklarına inat sadece dolunayı hissettim yukarıda parlayan... sanırım bikaç günlük tatil boyunca göremediği sevgiliye kavuşma sevinciydi yaşadığı, özlemek böyle bişeydi dimi ?

24 Aralık 2007 Pazartesi

ben gelllldiiimmm !!!

bütün tatillerin de bir sonu var her güsel şeyin olduu gibi...
dinlenerek sakin bi şekilde aile ortamında geçen dört günlük tatilin ardından izmire dönüş de fena sayılmas yane...

şimdi çalışma zamanıııı:) nasılsa haftaya tekrar tatil var ;)

Dante's Prayer -Lorena Mckennitt

19 Aralık 2007 Çarşamba

çalış çalış nereye kadar şimdi tatil zamanı ;) koşarak uzaklaşıyorum buralardan, herkese ii tatiller, mutlu bayramlar diliyorum...

hoşçakalın,

haftaya görüşmek üzere;)


18 Aralık 2007 Salı

şarkıların var-yaşar



Korkularım var biliyorsun
Biliyorsun yaşamım dört duvar
Duvarlardan taşmak istiyorsun
Çizilmemiş duvarlarıma
Kapılar dar yapılar dar
Aşk geniş ovalar arar
Çıkamam duvarlarımdan
Bir de buna yaşam diyorlar
Bir tel koptu gitarımdan
Olsun kopsun saçların var
Birçok şeyi aldın ama
Her bir şeyi sandın ama
Gel de al bende kalan şarkıların var
Korkularım var biliyorsun
Biliyorsun yaşamım dört duvar
Kaç kere çıkarmak istedim seni
Çıkmıyorsun içimde
Kapılar dar yapılar dar
Aşk geniş ovalar arar
Çıkamam duvarlarımdan
Bir de buna yaşam diyorlar
Bir tel koptu gitarımdan
Olsun varsın saçların var
Birçok şeyi aldın ama
Her bir şeyi sandın ama
Gel de al bende kalan şarkıların var
Zamanla alışılırmış ama
Alışamayanlar var ...

17 Aralık 2007 Pazartesi

Liman...

Sıralanmış saksılar vardı
limana bakan
penceremizin önünde

ve çiçekler arasında

ekmek kırıntıları serpen
martı yüzlü

bir anne

Terasta toplanan kadınlar

limandaki beyaz geminin

ışıkları yanınca

dedikodusunu yapmayı unuturlardı

tam o saatlerde
sokaktan geçen
yazlık sinemadaki

biletçi kızın

Annesinin dizlerinin dibinden
hiç ayrılmayan

uslu bir çocuk gibidir

limandaki deniz

ama sokağa çıkıp

dalga olmak geçer

yüreğinden

Sunay Akın

16 Aralık 2007 Pazar

bütün o fuar alanındaki elektroniklerden, mekanik sistemlerden çok daha güseldi bu ağaçların görüntüsü...



15 Aralık 2007 Cumartesi

kıymet bilmez misin- yaşar

Sanki bir Adım gider gibisin
Bir an hayalin gözlerimden çıkmaz bilirsin
Bitmişim artık küllerim elinde
Neydi yazdığım şarkılarda duymaz gibisin
Yar bilmez misin senden ayrı ah kolay mı
Kıymet bilmez misin
Yar gelmez misin doymadın mı
Sonlar aynı hep olaylı geçiyor ömrümüz
Yollar ayrı ah kolay mı
Senden ayrı olmak var mı
Sanki bir Adım gider gibisin
Bir an hayalin gözlerimden çıkmaz bilirsin
Bitmişim artık küllerim elinde
Neydi yazdığım şarkılarda duymaz gibisin
Yar bilmez misin senden ayrı ah kolay mı
Kıymet bilmez misin
Yar gelmez misin doymadın mı
Sonlar aynı hep olaylı geçiyor ömrümüz
Yollar ayrı ah kolay mı bitiyor muyuz biz
Sonlar aynı hep olaylı geçiyor ömrümüz
Yollar ayrı ah kolay mı
Senden ayrı olmak var mı

orjinal tasarımların içinde gözüme hitabedenler....








13 Aralık 2007 Perşembe


Marrakech de bir güsel eğlendik şirket olarak hem yeni yıl kutlaması hem de Marcus 'a veda partisi oldu. çok nezih bi mekan alsancakta limana yakın sohonun yanında tavsiye ederim herkese. Dekorasyon da çok ilginç, büüleyici bi atmosfer diyeyim kısaca, romantik anlarınızı rahatlıkla yaşayabileceğiniz bi mekan tabi bis şirketle gidince romantizmden uzak kaldık ;)

11 Aralık 2007 Salı

Gökçe'nin Blogu "1" Yaşındaaaa!!!!!

balonları uçurmanın zamanıdır!!! geçer mi bir koca yıl derken, bu yazıyı yazmayı iple çekerken, bi anda nasıl da 10 aralık olmuş anlamadım. dile kolay dolu dolu 365 gün... farklı bi dünya gibiymiş burası, yazdıkların paylaştıkların, okurlarının seninle paylaştıkları, arada seni desteklemek için yapmış oldukları yorumlar, eleştiriler, yepyeni insanlar 7 de 70'e farklı yörelerden insanların sana bakışı... hepsi insanı çok mutlu eden unsurlarmış, sağol ümitciim sayende adım attım blog dünyasına ve bağlandım kaldım buraya ;) çok da iyi yaptım, kendimi ifade etmek bambaşka bişiii, harikulade...

10 Aralık 2007 Pazartesi

pazar keyfi...


kahvenin yanında bu tarçınlı kurabiyelerin ağızda dağılışı mükemmel bi tatmış, kardeşim ööle dio... 25milyon ona çıkarsa bana acilen çok şık bi cafe açacakmış bu lezzetleri paylaşabileceğim, ahhh ilkecim keşke çıksa sana ;)
kalpli kurabiyeler özel günler için de ideal oldu bi de üzerini şekeremelerle süslesem güsel bi hediye olabilir ileride tabe;)

akşam yemeği olarak da kaşarlı biftek hazırladım, tarifi için denemek isteyenler tıklayabilir.
damak zevkimize uygun hoş bir lezzet yapımı da kolay deneyin derim...

8 Aralık 2007 Cumartesi

Uludağ'da sıcak şarap...


bu sıcak şarabı çok merak ediyorum ben, hiç içmedim keramet ondaymış demek dedim;) bu şiirini okuyunca Ersel Akant'ın. Şaka bi yana Almanların favori kış içeceklerinden biri de bu anlata anlata bitiremiyorlar tadanlar ben de tadayım bu aşk şarabından ya olmuo bööle :)içmek isteyene bi tarçın çubuğu bikaç da karanfi atılması pişirme önerisi olarak sunuldu bana. bide şarap kaynamayacak sadece ılık olacakmış.


Uludağ da Sıcak Şarap
Zordur gerçek aşkı bulmak bu aralar.

Yalan dolu dünyada,
Mevsimlere bölünmüştür aşklar.

Bence en güzeli,
Uludağ da ki sıcak şaraplarda saklılar.
Çok zaman geçti içmeyeli,
Soğuk bir kış gecesi,
Ateşli bir öpücüktür


Uludağ da sıcak şarap.
Ayaklarımızın altında yıldızlar,
Aydan izleriz dünyayı.
Çok yakındır artık, gideceğiz oraya,
İçeceğiz ve bulacağız sıcak şarabın sırrını…

Deniz Kenarı

Yavaşça kıvrıldım deniz kenarına,
Kayalıklarda elimde bir bira,

Sana içiyorum.
Kirli deniz rengi gözlerine ve
Kendinden kırmızı dudaklarına…
Özler İnsan

Tatlı bir yaz rüzgarı,
Seni beklediğim yer sahildeki iskele yanı,
Eser geceler, durmadan akıp gider,
Gözlerimden düşer birkaç damla anı,
Zaman zaman özler insan,
Özler bu gözyaşlarını…

Güz Hep Benim Gibi

İstek üzerine yazamam bilirsin, beceremem.
Düşünmeden yazarım en çok,
Sanırım sen de bunu seversin.
Herkesin ilham zamanlarıyla benimki de aynı galiba,
Ya Temmuz akşamı, ya uçan kuru yapraklar,

Ya da soğuk bir kış gecesi,
Belki de terkedilmiş bir deniz kıyısı.
Genelde hüzünden bozma kısa gülücükler olur hayatımda.

En çok sonbaharı severim.
Sonbahar da aşık olur, yine bir sonbahar da ayrılırım.
Yaşamdan şunu iyi anladım,
Her insan her mevsim gibi farklı,
Ama bir mevsim var ki Sonbahar;
Benim gibi hep aynı…


Hayat

Hep tozlu raflar arasından baktım bu dünyaya,
Hiç almadı beni içine, hep sövdüm bu hayata,
Çağırır oldu geceler, sis gibi çöker oldum sokaklara,
Ayaz oldum bende üşüdüm ve
Baktım ağlarken bu manzaraya…
Doğanın kanunuydu bu belki de,
Doğmuştuk ve büyümüştük gün geçtikçe,
Genellikle kaybeden olmuştuk,
Zaten hayatta almamıştı bizi içine,

Hep gidip gelmiştik o ince çizgide…

Gözlerimiz yarı açık bekliyorduk sonumuzu,

Ve en son yine tozlu raflardan bakmıştık hayata,

Her şey ilk günkü gibiydi bu azgın dünyada,

Yüssüzdü hayat, dönüp gitmişti bize arkasını,

Ve yarım kalan gözlerimiz kapanmıştı sonunda…

Ersel Akant

7 Aralık 2007 Cuma

Karanlıklar içinde bir güneş...
mavi bi karanlık bu ve anca yakın çevresini aydınlatabiliyor...
gökyüzüne doğru ip merdivenle nereye ulaşmak isterdiniz?
------------------
Sıcak bir gün
Yagan yağmur
Toprak kokusu burcu burcu
Yağmur bulutlarının ardından
Doğan güneş
/
Yalnızlığımda
Geceme doğan yıldız
Efsunlu sabahlarımda umut
Yüregimi ısıtan gülüşün
Güneşime eş...

4 Aralık 2007 Salı

kaç kişi var?


Bu fotoyı tıklayın daha da büyütüp kimler varmış sayın bakalım kaç kişi var tanıdıklardan?

2 Aralık 2007 Pazar

bu hafta...

şimmdiii haftanın sonuna gelmişken, bu haftaya dair bi özet geçelim. pzt çoook hastaydım işe bile gidemedim kıvrıldım yattım evde. midemi üşütmüşüm, çok berbatmış yaa bu hastalık:( neyseki bikaç günde babcıımın ilaç bombardımanı ile düseldim



veee "bana bir Picasso gerek" adlı oyuna gittim. Çok öğretici, düşündürücü bi oyundu benim için. Picasso'nun hayatı ve yaşadığı devirde sanata bakış açısı, siyasal yaklaşımları...



hep böyle geçmedi tabi hafta, çok üsücü bi olay da yaşandı, uçak kazasının hbrlerini dinleyerek başladım cuma sabahına, içler acısı görüntüler, her yolcunun ayrı bi hikayesi vardı ve her yürekte bir acı... eve geldiğimde anneannemi televizyon başında ağlarken görünce daha da kötü oldum... Allah rahmet eylesin hepsine...


sonra cumartesi oldu ve ben kendimi alışverişe verdim gün boyu;) akşamına da keyfili bi blues festivaline katıldım, ezgiler güseldi, ortam oldukça nezihti, güsel vakit geçirdik, dans ettik. yalnız havalandırma yeterli değildi .göslerim sigara dumanı ile doldu:( gerçi bol bira, kaliteli müzik ve sigara üçlüsü sanırım onlar için vazgeçilmes gibi duruyordu... fakat benim tercihim daha havadar ortamlar...
şu anda da evde keyifli bi pazar geçiriyorum, yeni tatlar için birasdan mutfağa gireceğim ve öncesinde zerrin özer'in "ömür geçiyor" şarkısını dinliyorum, siz de dinlemek isterseniz tıklayın
şööle bi baktım da pencereden hava pırıl pırıl, bi ara yürüyüşe çıkmak lasım;)

1 Aralık 2007 Cumartesi


İstanbul gibisin, trafiğine denk geldim sanırım...