
28 Kasım 2007 Çarşamba
26 Kasım 2007 Pazartesi

24 Kasım 2007 Cumartesi
ikinci el erkekler
23 Kasım 2007 Cuma
sevinçle uyan...
20 Kasım 2007 Salı
Elimi Uzatsam Hüzün, Yukarı Çıksam Mutluluk...

Sevdanın motiflerini dokumak ilmek ilmek,
Katıksız yüreğime almak seni.
Mutluluğa aç gönlümün sevgi ekmeği.
Elimi uzatsam hüzün, yukarı çıksam mutluluk,
yüreğimde düğümlenmiş sensizlik.
Güneşin sıcaklığında bulmak sesini.
Gözlerine yarınlardaki umudumu,
Yüreğine sevgimi bırakmak.
Fakir gönlümün bereketi.
Elimi Uzatsam hüzün, yukarı çıksam mutluluk,
yüreğimde düğümlenmiş sensizlik.
İmkansız düşler geçiyor içimden........
Adnan Çakır
19 Kasım 2007 Pazartesi
18 Kasım 2007 Pazar
meksika usulü baharlı kahve
Meksika Usulü Baharlı Kahve
Mutfak: Meksika
Yapilis Tarifi
antakya kebabı (antioch)
600gr Kuşbaşı et
2 Su bardağı erişte
3 Domates
3 Yemek kaşığı margarin
1 Su bardağı bezelye
½ Demet dereotu
1 Enginar
10 Mantar
2 Kuru soğan
4 Yeşilbiber
1Su bardağı kaşar peynir rendesi(Dil peyniri de olur)
Yapılışı:
Kuşbaşı eti minik küpler halinde doğranmış soğan ile kavurun. Mantarları küp küp keserek ete ilave edin. Daha sonra sırasıyla yeşilbiber, enginar, domates, bezelyeleri ilave edin.
Diğer tarafta erişteleri tuzlu ve hafif yağlı suda makarna gibi haşlayın. Yağlanmış tepsiye önce kavrulmuş eti ve bezelyeyi daha sonra da erişteyi düzgünce yerleştirin. Tepsinin üzerine alüminyum folyo ile kapatarak 180 derece ısıtılmış fırında 15 dakika demlendirin. Servis yapmadan önce üzerini kaşar rendesi veya dil peyniri ile süsleyin.
16 Kasım 2007 Cuma
15 Kasım 2007 Perşembe
İtirazım vaarr...
13 Kasım 2007 Salı

ZAMAN İÇİNDE
bak işte! gizleri yaşamın,
işte mutluluk gülümsüyor bir kapı aralığından
ellerimizi uztsak tutabiliriz belki
şimdi ya da hiç bir zaman unuttuğum bir şarkımı?
neydi o çok eskilerde düşmezdi ağzımdan
birlikte yine söyleyebiliriz
belki şimdi yada hiç bir zaman
gülen bir çocuk vardı yıllar önce
düşleriyle bulutlar üstünde yaşayan
belki birkez daha yaşarız o günleri
şimdi yada hiç bir zaman
nasılda yandı bir anda görüyor musun?
dev ağaçlarıyla o içimizdeki orman
yanmamış bir yer buluruz belki ararsak
şimdi ya da hiç bir zaman
kişi sımsıkı sarılıyor bulduklarına
umutların bir rüzgarla savrulduğu an
yine de bir şeyler kurtarabiliriz belki
şimdi ya da hiç bir zaman
herşey bize biz kadar yabancı artık
giderek yitiyor zaman içinde insan
oysaki çağları aşabiliriz
BİRLİKTE GEL ........
ŞİMDİ YA DA HİÇ BİR ZAMAN
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
11 Kasım 2007 Pazar
İnsan Telefon Defterini Temize Çekerken Bazı İsimleri Eski Defterinde Bırakır
İnsan Telefon Defterini Temize Çekerken Bazı İsimleri Eski Defterinde Bırakır
Birlikte EDİP CANSEVER okuduğunuz o insanlar, solmuşlardır.
İNSAN TELEFON DEFTERİNİ TEMİZE ÇEKERKEN YALNIZLIĞINIDA KANITLAR.
Bütün bu insanlar şimdi nerede, ne yapmaktadırlar? Saat elbette dört'tür! Paradoks, labirent, koni, tüm bilimsel ifadeler ve mentalite tersine dönmüştür. Ters dönmüşüzdür. Bu tekbaşınalık ve bu isim katliamı aslında size ters gelir... Çalan telefona bakarsınız.Acaba? Acaba telefon defterini temize çeken bir arkadaşınızın son anda kurtarma çabası mıdır?
Bir iki kırık sözcük, yarım yamalak bir buluşma, belki...
Bilemezsiniz...
LÜTFEN, AMA LÜTFEN TELEFON DEFTERLERİNİZİ KAYBETMEYİNİZ...
Küçük İskender
10 Kasım 2007 Cumartesi

Sevgili ATA' m!!!
Yüreğimde duyduğum seslenişini, kuşkularını, hatta hala bizler için yitirmediğin inancını, sabrını ve umudunu içimde yaşıyorum. Umarım ki milletimiz iç ve dış düşmanlara karşı daha fazla göz yummasın, onların kötü emellerine alet olmasın.
Senin yolundan asla ve asla ayrılmayacak, hangi şartlar altında olursa olsun, ilkelerini her zaman savunacak bir Türk kadını olarak, bize emanet ettiğin bu vatan için, üstüme düşen her görevi büyük bir onurla yerine getireceğime söz veriyor, sana ve yine bu vatan için canlarını veren tüm şehitlerimize, hatta bu günkü özgürlüğümüzün siz mimarlarına, Tanrı' dan rahmet diliyor, sizlerin önünüzde saygıyla eğiliyor, Tanrı'ma da, senin gibi eşi bulunmayan, yüce bir değeri, yalnızca Türk milletine bahşettiği için, sonsuz teşekkür ediyorum.
Ruhlarınız Şadolsun.
8 Kasım 2007 Perşembe
Yum usuLca gözLerini ...
uzat üşümüş ellerini
sakla o masum yüreğini
zaman gibi sessiz uyu
bu dünya dipsiz bir kuyu
pamuktan kalbin solmadan
hayat yüzüne vurmadan
uyu..yavrum uyu
bu dünya dipsiz bir kuyu
uyu.. melek yüzlüm uyu
bu dünya dipsiz bir kuyu...
çabuk sıkılan bi insan olarak ben ondan da sıkıldım ve sana geri döndüm;) seninle birlikteliğimis nerdeyse bi yıl olacak, nasıl da geçiyor zmn, ben de yaşlanıorum bu arada...
dekorasyon üzerine yoğunlaştım bu ara, dergileri her zmnki gibi takip ediorum. hatta annemle birlikte aldıımıs demonte komodini monte ettik, öğreniorum yavaş yavaş, anlamaya başladım bu işlerden. beceriksiz diilmişim bunu da anlamış oldum bi kez daha, elimden gelio bööle işler...
duvarlar için de yeni bi düzenleme istiorum bakalım, fotolarla dolu duvarıma yeni bi düzenleme yapmam lasım.
kendi yatak odamın duvarları için de lale resimlerimden bi kompozisyon oluşturacağım... nası bişeye benzicek ben de merakla bekliorum.
artık anneanneme de kavuştuk, öslemişis onu da...
5 Kasım 2007 Pazartesi
Severken Güvensizlik...

Sevmek zordur diken gibi, herkes sevilmez. Sevgi bir kapıyı çalmak için yanında iki kardeşini, saygıyı ve güveni görmek ister. Üçünün arkasında ise sevişmek vardır. Sevişmek hepsini birden iteler arkadan kapıya doğru. 4'ü birden bir araya gelince işte orda aşk olur. Aşk kapıyı çalmaz, kapıya yüklenir açmak için. Aşk o kadar nadir uğrarki, aşk kapıyı çalınca, dondurmaya bakan yaramaz çocuklar gibi yelkenlerini suya indirirsin. Genelde aşkı görünce yüklenmeyi beklemez kapı kendiliğinden açılır. Olaki kapı açılmazsa bir süre bu 4 birader bekleşir kapı eşiğinde. Hatta sahiplenir başkasını da sokmamaya çalışır.
Saygı ve güvensiz sevgi olamaz, onlarsız sadece ihtiyaçlarını giderirsin. Saygı olmadan sevilebilir ama ona aşk denmez. Öyle bir kardeşi vardırki sevginin o olmadan sevgi kapının yanından bile geçmez. O ortadan bir an bile kaybolsa ordan uzaklaşmak ister, kaçacak delik arar. Sevginin bu vazgeçilmez kardeşi güvendir. Sevmek için güvenmen gerekir. Güven suyudur, mineralidir sevginin. Sevginin büyümesi, dallarının uzaması, çiçeklerinin güzelleşmesi için güven olmazsa olmaz koşuldur. Aslında insan kendi rahatı için güvenir. Her zaman onla ve yanında olamazsın. Yaşama devam edebilmen için güvenmen gerekir.
Bazen sevgi, bazen güven önden gider. Sevginin önde gittiği zamanlarda, güvenebilmek için bahaneler uydurursun. Ufacık emarelerden bir dolu sonuç çıkarırsın. Güveni en olmadık yerlerde ve en olmadık zamanlarda hissedersin karşındakine.
Güvensizlik prangalar gibi ayaklarına asılır, engeller seni. İstesen de sevemezsin güven olmadan. İlişki 4 ayaklı masadır. Bu ayaklar sevgi, saygı, güven ve sevişmektir. Güven bacağı olmadan bu 4 ayaklı masa, yavaş yavaş ve acıyla çürür. Oysa diğer 3 ayakdan biri olmadan da masa ayakta durur. Hatta bir çok ilişkide, özellikle eski olanlarında genelde bu 3 ayaktan biri eksiktir.
Güven sadece 1 kez kaybedilir. 2. şansı hiçbir zaman vermez insana. Sonrasında güven duymayan hep acabalar içinde kalır. Her an nerede olduğunu ne yaptığını bilmek istersin güvenini yitirirsen. Sürekli yanında olmasını, ya da bir şey aklına gelince hemen sesini duymak istersin. Sanki yanında olunca ve sana bakarken sana ait olacak. En kötüsü ise ona ulaşmaya çalışırken ona ulaşamamaktır. İşte o zaman tüm zemberekler atar ve her türlü kötü ihtimal insanın aklına gelir. Onun yanına koşarak, uçarak gitmemek için kendini zor tutarsın. Gitsen ve herşeyin normal olduğunu görünce dahi güvenin artmaz. Bir sonraki kriz anını beklersin, artık zincir kopmuş güven kaybedilmiştir. Bir açığını yakalayana kadar rahat etmezsin. Bu kadar hayalini kurup hayatı zehir ettikten sonra eninde sonunda o açık yakalanır. Açık küçük olsa dahi haklı çıkabilmek için küçücük olay dramatize edilip büyütülür. "Ben demiştim" der güvenmeyen. Kişi kendi hazırladığı çukura düştüğünü ve o kadar zamanı başta kendine olmak üzere etrafındaki birçok kişiye nasıl zehir ettiğini çok sonraları anlayacaktır. En kötüsü severken ve ayrılamazken güveni kaybetmektir.


