30 Ağustos 2007 Perşembe


çok sevinçliyim sevgili okurlarım çoook, çok uzun zmndır içimde kalan ama yapamadığım şey??? nedir o ? tam dööört günlük bi tatil... Dolu dolu geçirmeyi planlıorum bu tatili. Sizlere gideceğim yer hakkında kısa bi bilgi geçeyim ;)

"Seferihisar İlçesi'ne 5 kilometre mesafede ve Sığacık bölgesinde bulunan Akkum Plajları, berrak denizi, pırıl pırıl kumları ve sörf yapmaya uygun denizi ile ünlüdür. Dionysos Tapınağı, Athena Kutsal Alanı ve benzeri antik yapıların bulunduğu akeolojik özelliği bulunan antik Teos'a da bir kilometrelik bir yürüyüş ile ulaşılabilir. Akkum plajlarına günübirlik gidilebileceği gibi, buradaki turistik tesislerde de konaklanabilir. Sığacık Limanı akşam günbatımlarında eşsiz bir görünüme bürünürken, buradaki restoran ve barlarda hem eğlenebilir, hem de en taze deniz ürünlerinin tadına bakabilirsiniz"

aslında burası şimdi daha da ünlü oldu, malum "Kavak Yelleri" dizisinin çekildii beach club da akkumda.
neyse daha detaylı bilgileri dönüşte sizlerle paylaşırım, sevgiyle kalın...

Sezen yorumuyla "Yine Yeni Yeniden"


Yuregimdeki firtina dinmedi hala
Titrerdim, isterdim seni hep kollarimda
Yine bana gel
Yana yana yine beni sev

Hadi beni yine sev
Beni deli deli sev
Beni yine yine, yeni yeni, yine yeni yeniden sev

Ben yandikca bagrimda sonmez ates
Gece yildiz tenimde, gunduz gunes

29 Ağustos 2007 Çarşamba

Bekir Coşkun'dan Mükemmel bir yazı...

Güle güle Cumhurbaşkanım...
DEVLET adamı "gelişinden" değil "gidişinden" bellidir.
Bir manevi yolun iki yanına dizilmiş insanlar, dudaklarında dua, gözlerinde yaşla uğurluyorlarsa devlet adamını...
Yüreğinde yurtseverlik olan herkes "teşekkür" ediyorsa...
Eller sallanıyorsa arkasından...
Fısıltılar onun gidişinin ülkemiz için bir güven kaybı olduğunu durmadan tekrarlıyorsa...
Çocuklar onu seviyorsa...
Trafik polisi; kendisine ve kırmızı ışığına saygı gösteren bu devlet adamına son selamını verirken burnunu çekiyorsa...
Bu ülkenin tüm zenginliklerine sahip çıkmış adamsa o...
Bir misal; diyelim ki o manevi yolun iki yanındaki ağaçlar, ağaçlardaki kuşlar dahi (2-B yasasının durdurulmasından dolayı) huzurlarını ona borçlularsa...
Yüzü ak...
Anlı açık...
Vicdanı rahat...
Başı dikse gidenin...
O benim Cumhurbaşkanımdı...
*Bu yazı yazıldığı sırada Cumhurbaşkanımız Sezer’in görevi teslim edip Çankaya’dan ayrılmasına artık saatler vardı.
Son eşyasını toplamış, boşalttığı çekmecesini çekip son kez bakmıştır.
Eminim, telleri tamir edilmiş şemsiyesine, mutfak kapısının arkasında asılı fileye kavuştuğu için sevinçlidir bile.
Ama bir yandan da kendisine huzurlu bir gidiş hakkı vermeyen bu topluma kırgın...
Endişeli...
Tedirgin...
*Ne yapacaksınız...
Arkasında yolsuzluk dosyaları onu kovalamadıysa...
Ne gelirken, ne giderken, sorgulanmaktan korunmak için bir "zırha" gereksinim duymadıysa...
Aslında rejimi yıkmak istemediğini anlatmak zorunda kalmadıysa...
Onu ikinci cumhuriyetçiler sevmediyse...
Tarikatlar, mollalar ona kızdılarsa...
Ve yobaz gidişini bayram sayıyorsa...
O benim Cumhurbaşkanımdır...

başımda sevdan
hep benimmi basımda esecek kış yelleri
hep bu soğuk rüzgarlardan üşüyen ellerimmi olacak
ellerini tutuşumla bitecek tüm dertlerim
yok mu soğuk rüzgarlarda üşüyen ellerimden tutacak

uyku düşümüyor gecelerime
sen bunu düşünüyormusun
uyku düşümüyor gecelerime
üşüyorum üşüyormusun

28 Ağustos 2007 Salı



yarın önemli bi görüşmem var brezilyalılarla, umarım ii ve verimli geçer, benim için dua edin olurr muuu...
şans bambularımı da koyayım şööle belki işe yarar ;)

27 Ağustos 2007 Pazartesi

duydugum en tatlı yalanlar...


duyduğum en güzel yalanlar ...ve duyabilceklerim arasındaki en güzellleri...

Mobius beni mimlemiş, biras geç oluyor ama haftasonu yazacağım için söz vermiştim sözümü tutuyorum. Çok fasla şey gelmedi aklıma, bu arada ilk defa mimleniorum ben, bu bir ilk benim için:)

Konumusss "tatlı yalanlar", ben de karşıma çıkan gelmiş geçmiş tatlı yalanlardan bi demet sunayım istedim, bunun için küçük bi araştırma ve araklama da yapmadım desem yalan olur:)


Ve işteee bunlar çıktı ortaya...


Bana güven canım sevgilim korkma, seni kaybetmicem seni zor buldum, kolay kaybetmem, hayatını paylaştığım için çok mutluyum...


Görmeyeli zayıflamışsın galiba, bana söylenen en tatlı yalanlardan:)


Önemli olan ruh güzelliği canım ....peeeh :)


Yemeğe tuz atmamışsınızdır ve bilirsinizki kötü olmuştur :( ama o ;" bu güne dek yediğim en lezzetli yemek... aynısından tekrar ne zaman yaparsın tatlım? " der birileri...


Sen insan olamassın sen olsan olsan bi ''MELEK" olabilirsin !! :)) hehehe



çeşmealtında deniz kum güneş üçlüsünden sonra yorgun düşmüş ve öğle yemeğinin verdiği mayışık bi vaziyette masada oturan ben...






Sabah kahvaltımızın küçük bi kısmı, yine döktürmüşüs kardeşimle marifetlerimisi ;) aa nie ben tamamını çekmemişim ki...

Pazar sabahları vazgeçilmes kahvaltı keyfi...






25 Ağustos 2007 Cumartesi



Gülüş bir yanışımdır bir öbür kişiye;

Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye...

Anılarından kale yapıp sığınsa bile,

Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.


Özdemir Asaf


nette gezinirken biras önce http://www.hayatta.com/ adlı bi siteye rastladım. soru şu "hayatta ne yapmak istersin?" çok ilginç cevaplar var, beni tabi yine herzmnki gibi izmirliler grubu çekti.

orda bi çocuk "parmağımı şıklatınca gökten boyoz düşmesini" yazmış koptum resmen;) ben de mi üye olsam ne ilginç kişiler varmış bu sitede, biras daha gezindikçe farkettim.tavsiye ederim sizlere de...

23 Ağustos 2007 Perşembe



şimdi bu sesleri dinlerken sessiz bi ortam elde edin, sesi iice açın ışıkları kapatıp kanepenize uzanın başınızın altına bi yastık koyun, bi yandan klimayı açın size esinti yapsın sanki bu ormandaymış gibi, bu kuşları gerçekten yakından dinliyormuşsunus gibi... ormanda yürüyorsunuz bastığınız yaprakların hışırtıları bi yandan yağmurun sesi...

bugünkü yorgunluğumu ben bununla attım. bu aralar hem kendi işlerimi yetiştirmek hem de hüsünün işlerini halletmek için yoğun perf. sergiliorum da...gel artık hüsü ya amma fasla tatil yaptın sen, benim canım çıkıo muka ile yetiştirces die uğraşıorus hem gel de güldür neşelendir şööle bizi, peynirli börek bile yapıcam bilemiorum yane;)

22 Ağustos 2007 Çarşamba

Ben Yağmur Ağladım

Yerle yeksan, ıslak saçlı, kem gözlü,
Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
Ve durmadan
Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
Çalan, çaldıran, yakalatan
Adı bende gizli bir kadındı İstanbul
Şehre bir yağmur yağdı
Ben ağladım
Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden
Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk sipariş edildi yeniden
Bir şehre yağmur yağdı
Ben ağladım
Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında
Hangisi talandı demli öpücüklerin
Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
Soyulur muydu kabuğu hayatın
Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?
Yağmur şehre bir yağdı
Ben ağladım
Ben ençok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
Ben...
Yağmur...
Ağladım...

Yılmaz Erdoğan

Dün gece bu şiiri Bedirhan Gökçe'nin ağzından dinledim
uykuya dalmadan önce beni daha bi etkiledi...

İşte.. Ayaklarım buzz gibi kumlarda şimdi. Sabah serinliğinde kumsalda yürümek kadar güzel bir şey yoktur bilir misiniz? Serin bir sabaha, serin kumlara çıplak ayakla basarak başlamak.. Saçlarınız uzunsa ve biraz sağa sola karışıyorlarsa bu serinlikte bir de.. Yürüdüm biraz denizee doğru, salına salına, ayaklarımın altında ezdiğim her kum taneciğini ayrı ayrı hissederek yürüdüm. Kah gözlerimi kapattım, kah ta ilerilere daldım gittim.. Sanki ufuk çizgisinin ötesinde bir şeyler görmeyi bekler gibiydim. Sabahın köründe, kumsalda bir evde uyanarak; senfonik doğal bir müzik eşliğinde uykuma son verip, zihnimde adım adım ufuk çizgisine yaklaşan ben "NEREDEYİM?" diye sorduğumu fark ettim kendime...
bu bi journey to blue ve benim rüyama da çok benziyor çook...

21 Ağustos 2007 Salı

lalesiz olmuyor...

yeni bi kahve sitesine üye oldum ve ordan beğendiğim okurlarımla paylaşmak istediğim iki güsel tarif... www. kahve.gen.tr
Kahve, tarçın ve elma suyu: Sonbahar kahvesi
Yapması çok zor olmayan değişik bir kahve tarifi:
1/4 kap (cup) kahverengi (esmer) şeker

1 kap elma suyu

1/4 kap filtre (ground) kahve

1/4 kap tarçın

3 kap su
Filter kağıdının ya da sabit filtrenin olduğu ve kahve koyduğunuz göze kahve ve tarçını koyup karıştırın. Soğuk su gözüne suyu koyun. Kahvenin damladığı cam kaba ise esmer şekeri koyun ve üzerine elma suyunu ekleyin.Kahve makinasını çalıştırın ve her zamanki gibi kahvenizi yapın. Kahve damlaması tamamlanınca biraz karıştırın ve eğer isterseniz üzerine biraz tarçın tozu serpin. Afiyet olsun... Tarif: Cheryl LewisBellaOnline's Coffee & Tea Editor

Sıcak günler için Buzlu Vanilya Mochaccino...

2 Kişiliktir.
Malzeme:
2 kap (büyük fincan) sert filtre kahve ya da espresso

2 kap az yağlı ya da light süt

1 yemek kaşığı kakao

1 yemek kaşığı şeker

1 yemek kaşığı vanilya tozu
Kahveyi hazırladıktan sonra ufak bir tencereye koy, üzerine süt, kakao, şeker ve vanilya ekle (Vanilya tadı fazla gelirse yarım kaşık koyabilirsiniz) ve 5 dakika kaynamayacak derecede ısıt. 5 dakika ılınmasını bekle ve üzerine bol buz koy ve çalkala. Buzdan önce bir mikser ile köpürtülebilir.

20 Ağustos 2007 Pazartesi



avril güsel şarkı bence de ;)

çok uzun zmn olmuş haftasonunu izmir içinde geçirmeyeli. resmen terk edilmiş bi şehir havasındaydı alsancak, kordon, kıbrıs şehitleri, her yeerr... ama uzun zmndır dar zmnlarda sohbet etme şansı bulduğum arkadaşımla bol bol muhabbet etmenin zevki bi ayrıydı... yemekten sonra içtiğimiz kahvenin tadı hala damağımda, çok lezzetli yapıolar bu kahve dünyası pardon şimdi kahve diyarı olmuş orası, bayılıorum adamların filtre kahvelerine, markus'un kahvesi bile o kadar ii diil ;)

18 Ağustos 2007 Cumartesi

Tavuklu Polenta


Bugün evde temizlik günüm, temizlikten arta kalan zmnda da İtalyan Mutfağından bi yemek yapayım dedim veee tavuklu polentaya karar verdim. Malzemeler aşağıda, tarifi için de burayı tıklayın

Malzemeler

7-8 adet tavuk kalça 1 yemek kaşığı zeytinyağı ve 1 yemek kaşığı tereyağı 2-3 yaprak taze ya da kurutulmuş ada çayı 1 yemek kaşığı taze biberiye ya da 10-15 cm uzunluğunda taze biberiye dalı 3-4 yemek kaşığı hazır çiğ krema


Yukarıdaki o resmi de eklemeden geçemeyeceğim, ben ne zaman gideceğim burayaaaaaa???


bu deniz tutkusu bitmek tükenmek bilmeyen bişey galiba. hiç karaya ayak basmasam özlemem ben bunun içindeyken. keşke imkanım olsa hep suda yaşasam...

17 Ağustos 2007 Cuma

Bu Sabah Güneş Doğmuyor



Bir mektupla başladı sevdamız
Kaç fasıl sürdü de bitti
Rüzgarına bırakıp yandığımız
Satırlar uçupta gitti
Ne sözlerin tadı kaldı
Ne şarkılar seni andı
Bin teselli kar etmez
Aşk yolcusu yalnız kaldı
Bu sabah güneş doğmuyor
Gün geceden kurtulmuyor
Aşkın esir almış bu gönlümü
Dudaklarımdan o şarkı hiç düşmüyor
Kimse bana üzlülmüyor
Sabret o gelir demiyor
Aşkın esir almış bu gönlümü
Dudaklarımdan o şarkı hiç düşmüyor

16 Ağustos 2007 Perşembe


Bu güselim ormanları nie yakarlar? Nasıl olur da dört günde beş kez yangın çıkar aynı yerde? Aklım almıyor bunu aklım almıyor... Göz göre göre yanıyor güselim izmirin ormanları, üzerimize kül yağdıkça üstümüzü kapkara bulutlar kapladıkça içim yanıyor içim. Her mevsim piknik yaptığımız, koşup oynadığımız, bol bol oksijen depoladığımız alanlar yanıyor! Yağmur kaynaklarımız yanıyor :(

Lüüttfeeen bu rüzgar hızını kessin!!! Saçma sapan yağmur duaları yerine keşke ormanlarımıza sahip çıkabilsek bunun için çaba sarfedebilsek... Bu çok mu zor bi olay???

Çocuklar Gibi




Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim her dakika hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi
Bazı nur içinde bazı sisteydim
Bazı beni seven bir göğüsteydim
Kah el üstündeyim kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi
Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair yahut bir hükümdar gibi
Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi
Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi
Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi
Başını göğsüme yasla sevgilim
Güzel saçlarına dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi
Sezen söylerken bu şarkıyı duygulanmamak elde mi, yer ve ortam nasıl olursa olsun götürüyor insanı çook uzaklara dooru...

10 Ağustos 2007 Cuma


Ödemiş Kebabı şiddetle tavsiye edilir. ben de şimdi bundan yemeye gidiorum ödemişe. haftasonu yokum ii bakın kendinize sevgili takipçilerim. ailemle öslem giderme zamanı şimdi... sizi de beklerim ;)

9 Ağustos 2007 Perşembe


Karton yumurta kaplarını alıp rengarenk boyayın. İçlerine minik yastıkçıklar dikin. Üstlerine çiçek benzeri şeylerle dekor yapın. İçlerine mum şeklindeki yumurtalarınızı oturtun. Çok şirin olacaklar. Eğer isterseniz yastıkçılara iğne benzeri malzemenizi iliştirin; iç kısımlarına iplik gibi ufak eşyalarınızı koyun esprili bir dikiş kutusu olsun. Olmadı mı? Peki yüzük küpe gibi aksesuarlarınızı koymaya ne dersiniz? Hem onlar derli toplu dursun hem de yumurta kutunuz sizi bir süre mutlu etsin. Ya da sırf keyif olsun diye gidin bir boncukçuya, renkli boncuklar alın. İster içine koyup seyredin ister daha sonra kolye yapın. Ne dersiniz?


8 Ağustos 2007 Çarşamba

kimseyi sevmeden yaşayamazsın
yalnızken hayata katlanamazsın
dalında kuruyan bir çiçek gibi
koklanıp sevilmeden yok olamazsın
vazgeç hayallerin öylece kalsın
tek başına değil benimle varsın
hatıralar sarar hep günlerini
uzundur geceler kurtulamazsın
tek başına yaşamak kolay mı sanıyorsun
aldanıyorsun
sen duvara bakarsın duvarlar sana bakar
görüyor musun
aynalara sorarsın aynalar sana sorar
duyuyor musun

Emma Shapplin - La Notte Etterna

6 Ağustos 2007 Pazartesi

bana yorum yazan da kalmadı bu aralar:( ümit de yazmıoo, kaski dee, hdogan daa... zaten yrn pazartesi, ben gelmişim evde tek başımayım, kardeşim gitmiş düğüne, msnde laflayacak arkadaş bile yok, dergi kitap gazete okumaktan da sıkıldım okudum yeteri kadar bugün, tvde izlenecek pek kayda değer film de yok:( ben hala dün gecenin etkisinde kalsam ne yazar şu anda canım çok sıkılıo tavuklar gibi erkenden yatıcam galiba yine. üfff ne problemli bi hatun oldum ben yine ;)

ada süperdiii bu haftasonu... izmirliler genelde ada derler bahsettiğim yer kuşadası. tam anlamıyla eğlencenin dibine vurduk orada, yeni tanıdığımıs arkadaşlarla güsel bi grup yapıp çok eğlendik çoook. gündüz bol bol güneşlendik yüzdük gezdik alışveriş yaptık. gece de kaleiçi başta olmak üzere barları dolaştık, eller havayada doyasıya dans edip sonrasında biraverde oturup denizi seyrederek yorgunluğumuzu atıp sohbet ettik. benim gibi düzenli yaşamaya alışmış, sadece zamanında çok önemli finaller için sabahlayan birini bile sabahlatmayı başardı arkadaşlar sağolsun, güneşin ilk ışıklarıyla yatmamıştım çoktandır, bu da ayrı bi değişiklik oldu ;) yarının pazartesi olduğunu düşünmeden eğlenmek, mümkünse biras daha orda kalmak istedim ama bu kadarı mümkün diildi. olsun yine de bu iki günlük dolu dolu eğlence, yeni insanlar yeni ortamlar çok ii geldi bana ;)

4 Ağustos 2007 Cumartesi


"gel benimle çok çok uzaklara

hüzünlerimi bir parça aşkla değiştir

gel benimle bilinmez duraklara

mevsimlerimi bir dalga yaza dönüştür..."
gel diyenin arkasına takılıp gitmek çoook uzaklara
kendini o akışın içine bırakmak,
senin neyin beklediğini net olarak göremesen bile
g-i-t-m-e-k,
yanında onun varlığını hissedeceğin için sonsuz bi güven duygusuyla onunla her yere gidebilmek...
???

2 Ağustos 2007 Perşembe


bu aralar iice yoğunlaştım ev dekorasyon işlerine. evim dergisini takip ediyorum çok hoş, çok orjinal aksesuarlar yapıyorlar. basit malzemelerle evdeki eşyalarımızı değerlendirerek şık objeler yaratmak da güsel bi duygu.



en kısa zmnda denemek istediğim iki şey var biri süs olarak kullanılacak terlik diğeri de aile albümü...









bööle gülen mutfak eşyaları gördünüs mü hiiiççç????

1 Ağustos 2007 Çarşamba


taş evlere bayılıyorum, bu haftasonu Mordoğanda da onlardan bikaç tane gördüm ama en güselleri Alaçatı ve Foça'da. o taş evleri görünce beraber zevk alarak baktığımız belki bi gün yaparıs dediğimis o insan geldi aklıma şu anda uzaklara doğru uçtuğunu bildiğim biri... umarım bi gün taş bi evim olur tabi mümkünse o evde yalnız oturmak istemiooorumm ;)
Denizli'ye yağmur yağmış çok kıskandım çok, acilen bise de yağmur yollayın olmuo bööle, ösledim ben yağmuruuuu...