
30 Ağustos 2007 Perşembe

Sezen yorumuyla "Yine Yeni Yeniden"
Yuregimdeki firtina dinmedi hala
Titrerdim, isterdim seni hep kollarimda
Yine bana gel
Yana yana yine beni sev
Hadi beni yine sev
Beni deli deli sev
Beni yine yine, yeni yeni, yine yeni yeniden sev
Ben yandikca bagrimda sonmez ates
Gece yildiz tenimde, gunduz gunes
29 Ağustos 2007 Çarşamba
Bekir Coşkun'dan Mükemmel bir yazı...
DEVLET adamı "gelişinden" değil "gidişinden" bellidir.
Bir manevi yolun iki yanına dizilmiş insanlar, dudaklarında dua, gözlerinde yaşla uğurluyorlarsa devlet adamını...
Yüreğinde yurtseverlik olan herkes "teşekkür" ediyorsa...
Eller sallanıyorsa arkasından...
Fısıltılar onun gidişinin ülkemiz için bir güven kaybı olduğunu durmadan tekrarlıyorsa...
Çocuklar onu seviyorsa...
Trafik polisi; kendisine ve kırmızı ışığına saygı gösteren bu devlet adamına son selamını verirken burnunu çekiyorsa...
Bu ülkenin tüm zenginliklerine sahip çıkmış adamsa o...
Bir misal; diyelim ki o manevi yolun iki yanındaki ağaçlar, ağaçlardaki kuşlar dahi (2-B yasasının durdurulmasından dolayı) huzurlarını ona borçlularsa...
Yüzü ak...
Anlı açık...
Vicdanı rahat...
Başı dikse gidenin...
O benim Cumhurbaşkanımdı...
*Bu yazı yazıldığı sırada Cumhurbaşkanımız Sezer’in görevi teslim edip Çankaya’dan ayrılmasına artık saatler vardı.
Son eşyasını toplamış, boşalttığı çekmecesini çekip son kez bakmıştır.
Eminim, telleri tamir edilmiş şemsiyesine, mutfak kapısının arkasında asılı fileye kavuştuğu için sevinçlidir bile.
Ama bir yandan da kendisine huzurlu bir gidiş hakkı vermeyen bu topluma kırgın...
Endişeli...
Tedirgin...
*Ne yapacaksınız...
Arkasında yolsuzluk dosyaları onu kovalamadıysa...
Ne gelirken, ne giderken, sorgulanmaktan korunmak için bir "zırha" gereksinim duymadıysa...
Aslında rejimi yıkmak istemediğini anlatmak zorunda kalmadıysa...
Onu ikinci cumhuriyetçiler sevmediyse...
Tarikatlar, mollalar ona kızdılarsa...
Ve yobaz gidişini bayram sayıyorsa...
O benim Cumhurbaşkanımdır...
28 Ağustos 2007 Salı
27 Ağustos 2007 Pazartesi
duydugum en tatlı yalanlar...

Önemli olan ruh güzelliği canım ....peeeh :)
25 Ağustos 2007 Cumartesi

orda bi çocuk "parmağımı şıklatınca gökten boyoz düşmesini" yazmış koptum resmen;) ben de mi üye olsam ne ilginç kişiler varmış bu sitede, biras daha gezindikçe farkettim.tavsiye ederim sizlere de...
23 Ağustos 2007 Perşembe
şimdi bu sesleri dinlerken sessiz bi ortam elde edin, sesi iice açın ışıkları kapatıp kanepenize uzanın başınızın altına bi yastık koyun, bi yandan klimayı açın size esinti yapsın sanki bu ormandaymış gibi, bu kuşları gerçekten yakından dinliyormuşsunus gibi... ormanda yürüyorsunuz bastığınız yaprakların hışırtıları bi yandan yağmurun sesi...
bugünkü yorgunluğumu ben bununla attım. bu aralar hem kendi işlerimi yetiştirmek hem de hüsünün işlerini halletmek için yoğun perf. sergiliorum da...gel artık hüsü ya amma fasla tatil yaptın sen, benim canım çıkıo muka ile yetiştirces die uğraşıorus hem gel de güldür neşelendir şööle bizi, peynirli börek bile yapıcam bilemiorum yane;)
22 Ağustos 2007 Çarşamba
Ben Yağmur Ağladım
Kavim göçlerinden bu yana ağlayan
Ve durmadan
Cep kanyağı yakıcılığında ezgiler
Çalan, çaldıran, yakalatan
Adı bende gizli bir kadındı İstanbul
Şehre bir yağmur yağdı
Ben ağladım
Sevilirken ayrılmak mı kaldı Bizanstan
Yalan dolan yoktu gözlerde sadece ses
Verilen sözler birdi edilen yeminler sıfır
Eşyalar alındı fotoğraflar söküldü yerlerinden
Bir aşkın izlerini yok edecek yeni bir aşk sipariş edildi yeniden
Bir şehre yağmur yağdı
Ben ağladım
Kim daha çok yalan söndürdü çay bardaklarında
Hangisi talandı demli öpücüklerin
Ve buğularda yitirilen kimin adıydı
Bir aşktan diğerine kaç saate gidiliyordu
Soyulur muydu kabuğu hayatın
Yoksa bütün vitamini kabuğunda mıydı?
Yağmur şehre bir yağdı
Ben ağladım
Ben ençok seni götürdüm giderken
Aklımın nakliyesiydi asıl yoran taşıyıcıları
Yardan düşmüştüm yaralarım yardan armağandı
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi
Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı
Ben yağmur ağladım bir şehre yağdı
Ben şehre ağladım bir yağmur yağdı
Ben bir ağladım şehre yağmur yağdı
Ben...
Yağmur...
Ağladım...
Yılmaz Erdoğan
Dün gece bu şiiri Bedirhan Gökçe'nin ağzından dinledim
uykuya dalmadan önce beni daha bi etkiledi...

İşte.. Ayaklarım buzz gibi kumlarda şimdi. Sabah serinliğinde kumsalda yürümek kadar güzel bir şey yoktur bilir misiniz? Serin bir sabaha, serin kumlara çıplak ayakla basarak başlamak.. Saçlarınız uzunsa ve biraz sağa sola karışıyorlarsa bu serinlikte bir de.. Yürüdüm biraz denizee doğru, salına salına, ayaklarımın altında ezdiğim her kum taneciğini ayrı ayrı hissederek yürüdüm. Kah gözlerimi kapattım, kah ta ilerilere daldım gittim.. Sanki ufuk çizgisinin ötesinde bir şeyler görmeyi bekler gibiydim. Sabahın köründe, kumsalda bir evde uyanarak; senfonik doğal bir müzik eşliğinde uykuma son verip, zihnimde adım adım ufuk çizgisine yaklaşan ben "NEREDEYİM?" diye sorduğumu fark ettim kendime...
21 Ağustos 2007 Salı

yeni bi kahve sitesine üye oldum ve ordan beğendiğim okurlarımla paylaşmak istediğim iki güsel tarif... www. kahve.gen.tr
Kahve, tarçın ve elma suyu: Sonbahar kahvesi
Yapması çok zor olmayan değişik bir kahve tarifi:
1/4 kap (cup) kahverengi (esmer) şeker
1 kap elma suyu
1/4 kap filtre (ground) kahve
1/4 kap tarçın
3 kap su
Filter kağıdının ya da sabit filtrenin olduğu ve kahve koyduğunuz göze kahve ve tarçını koyup karıştırın. Soğuk su gözüne suyu koyun. Kahvenin damladığı cam kaba ise esmer şekeri koyun ve üzerine elma suyunu ekleyin.Kahve makinasını çalıştırın ve her zamanki gibi kahvenizi yapın. Kahve damlaması tamamlanınca biraz karıştırın ve eğer isterseniz üzerine biraz tarçın tozu serpin. Afiyet olsun... Tarif: Cheryl LewisBellaOnline's Coffee & Tea Editor
Sıcak günler için Buzlu Vanilya Mochaccino...
2 Kişiliktir.
Malzeme:
2 kap (büyük fincan) sert filtre kahve ya da espresso
2 kap az yağlı ya da light süt
1 yemek kaşığı kakao
1 yemek kaşığı şeker
1 yemek kaşığı vanilya tozu
Kahveyi hazırladıktan sonra ufak bir tencereye koy, üzerine süt, kakao, şeker ve vanilya ekle (Vanilya tadı fazla gelirse yarım kaşık koyabilirsiniz) ve 5 dakika kaynamayacak derecede ısıt. 5 dakika ılınmasını bekle ve üzerine bol buz koy ve çalkala. Buzdan önce bir mikser ile köpürtülebilir.
20 Ağustos 2007 Pazartesi

18 Ağustos 2007 Cumartesi
Tavuklu Polenta

17 Ağustos 2007 Cuma
Bu Sabah Güneş Doğmuyor
Bir mektupla başladı sevdamız
Kaç fasıl sürdü de bitti
Rüzgarına bırakıp yandığımız
Satırlar uçupta gitti
Ne sözlerin tadı kaldı
Ne şarkılar seni andı
Bin teselli kar etmez
Aşk yolcusu yalnız kaldı
Bu sabah güneş doğmuyor
Gün geceden kurtulmuyor
Aşkın esir almış bu gönlümü
Dudaklarımdan o şarkı hiç düşmüyor
Kimse bana üzlülmüyor
Sabret o gelir demiyor
Aşkın esir almış bu gönlümü
Dudaklarımdan o şarkı hiç düşmüyor
16 Ağustos 2007 Perşembe

Çocuklar Gibi
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
10 Ağustos 2007 Cuma
9 Ağustos 2007 Perşembe

8 Ağustos 2007 Çarşamba
6 Ağustos 2007 Pazartesi

4 Ağustos 2007 Cumartesi

2 Ağustos 2007 Perşembe

1 Ağustos 2007 Çarşamba









