30 Temmuz 2007 Pazartesi


yunuslarla olmasa bile bugün uzuun uzun yüzdüm, attım kendimi Mordoğan'ın turkuaz sularına...

Çeşme ve bodrumdan, sıkılan benim gibi yeni alternatifler arayanlar için sakin küçük temiz bi belde. Çok fazla gelişememesinin nedeni yolunun biraz dar ve virajlı olması. ama bence o da sorun diil çünkü kıyı şeridinde yeşil ve mavi içiçe, doğayı seyrederek giderken hissetmio insan virajları, fotoğraf makinesine sarılıp hoş kareler yakalamaya çalışıyor. çok keyifli,bol kulaçlı, bol oksijenli bi pazar günü oldu benim için... Mordoğan'ı herkese tavsiye ediyorum gezilesi görülesi bi yer emin olun!!! Üçkuyulardan binilen otobüslerle 1 saat 5dkda oradasınız. Öncelikle bi merkezi turlayın derim, sonra bi oturup yorgunluk çayı eşliğinde kahvaltınızı yapın deniz kenarında elinizi uzatsanız denize ulaşacağınız mesafede şirin kır kahvelerinde. Sonra da Ardıç koyuna doğru yol alın, karşılaştığınız denizin renkleri ve kumsalı hemen sizi cezbedecek ve benim gibi koş koşa atacaksınız denize... öğle yemeğinde de pek alternatifiniz yok duma beach club var onun imkanlarından yararlanabilirsiniz. sonra da deniz kum güneş üçlüsünü bırakıp da nası İzmir'e dönerim derdi başlıyor tabi saat 17 sularında ama mecburen yola koyuluyorsunus çünkü yarın iş var ve pzt:(


aa bu arada otobüste bizi dumur eden kızı anlatmadan geçemeyeceğim. elinde bilet concon bi kızımız bizim koltuğun arkasında (en arkada) oturan beye gelip de 1-2 numara burası mı die soruyor tuhaf bi bakış ve yüz ifadesiyle. bis ilkeyle zor tutuyorus kendimizi hangi otobüste minibüste görülmüş en arkadan başlayan koltuk numaraları yaa:) yok kardeşim insanlar otobüse binmeyi de bilmio dedirten bi tabloydu. en öne yönelmesini söylediğimisde hala devam eden şaşkın bakış karşısında pes dedik sadece. ööle bi yere saklamışlar ki şu 1-2 numaralı koltukları der gibi:)


TRT'de Melek Şehri var şu anda, ne de güsel filmdir o, defalarca izlemişimdir ve hala da çok beğenirim.

29 Temmuz 2007 Pazar

mümkünseee ben bu yunuslarla yüzmeek istioooruuummmm



9-19 Ağustos tarihleri arasında İzmir ' de yapılacak olan Genç Bayanlar Avrupa Şampiyonası finalleri için hazırlıklar tamamlanmıştır.

Şampiyona' ya Türkiye' nin yanı sıra Romanya, Danimarka, İsveç, Norveç, Rusya, Macaristan, Litvanya, Almanya, Fransa, İspanya, Avusturya, Slovenya, Hollanda, Sırbıstan ve Polonya katılacaktır.

Şampiyona Celal Atik ( Fuar) Spor Salonu ve Ege Üniversitesi Spor Salonu' nda oynanacak olup final müsabakası ile Milli Takımımızın maçları Celal Atik Spor Salonu' nda oynanacaktır.
Türk Milli Takımızın TRT 3 ' de yayınlanacak maçlarının tarih ve saatleri:
1. 10/08/2007 saat:19:00 Danimarka - Türkiye Celal Atik Spor Salonu' nda
2. 11/08/2007 saat:19:00 Türkiye - Macaristan Celal Atik Spor Salonu' nda
3. 12/08/2007 saat:19:00 Türkiye - Litvanya Celal Atik Spor Salonu' nda
Her bakımdan mükemmel bir organizasyon geçirebilmek dileğiyle;
Haydi izmir takımına sahip çık!!!

27 Temmuz 2007 Cuma

Big Girls Don't Cry - Fergie


I hope you know, I hope you know

That this has nothing to do with you

It's personal, myself and I

We've got some straightenin' out to do

And I'm gonna miss you like a child misses their blanket

But I've got to get a move on with my life

It's time to be a big girl now

And big girls don't cry

Don't cry

Don't cry

Don't cry

26 Temmuz 2007 Perşembe

çok hoş yazmış Bekir Coşkun okuyun derim...
Ağlama gülüm...
SEÇİM sonuçları belli olduğunda, bir televizyon ekranında gördüm onu.
Belli ki güvenli bir ülke özlemi çeken, bu ortaçağ görünümlü Türkiye’den mutlu olmayan ve gerektiğinde bayrağını alıp meydanlara koşan çağdaş Türk kadınlarından birisiydi.
Ağlıyordu...

25 Temmuz 2007 Çarşamba

SaYeNiZdE...



Ne okyanuslar kadar derin
Nede gökyüzü kadar sakin
Fikirler alt üst oldu sayenizde
Korktum artık çarkların dönüşünden

Of allahım of
Neden hep zorda sana gelişim
Of allahım of
Ofları tekerledim sayenizde
Sevgileri tükettim sayenizde
Kendimi kaybettim sayenizde

kadın gözüyle hayattan kareler...


Anadolu Hayat Emeklilik fotğraf yarışması düzenlemiş.

"Görülmeyeni gören, duyulmayanı duyan, hissedilmeyeni hisseden...

Kadınlarımızdan; ruhunu, emeğini, ışığını yansıttığı hayat fotoğraflarını

ve bu karelerin küçük öykülerini bekliyoruz.

Umut ve ışık, hep sizinle olsun..." demişler.

Varsa bööle güsel çalışmalarınıs katılın derim bayanlar ;)

24 Temmuz 2007 Salı

üfffff sıcaklar bi yandan, seçim sonuçları bi yandan fenalıklar geldi. Seçim öncesi yapılan araştırmalara inanmak istemesem de Türkiye'nin gerçeği buymuş demekki:(

There is a beauty in the color brown

Which brings to mind the muted light of caring.

Earth tones: roots, ground leafmeal, seeds, and soil;

Nuts and bark, broad rivers thick with toil;

Tree trunks in a clearing, nothing wearing,

Yet holding high their single woven crown.

For me brown brings to mind your caring eyes,

Innocent and gentle as a doe's.

Vested in your love, my own love grows;

Each thought, each hope, each breath within you lies.


By M. Dimitri Shostakovich.

23 Temmuz 2007 Pazartesi

"t" şeklinde hayatlar

İnsan, hayatı boyunca dosdoğru mu devam eder? Hayat apartmanı dediğimiz yerde,dünyada, tin tin ilerlerken hiç mi durup soluklanmaz, hiç mi yorulmaz? yani anlatmak istediğim hiç mi karşısına bir şey çıkmaz? Elbette çıkar. Kaderimizin adı bazen felek olur ama bazen de “tesadüf” e dönüşür. Bir bakmışız, hayatımız başkalarının hayatlarıyla kesişivermiş. Farkında olmadan salıveririz kendimizi yaşama. Devam eder giderken yaşantımız, ikiye böldüğümüzün öncesi ve sonrası diye ayırdığımızın farkına varmayız.

Eline gelen fırsatları değerlendirmek deriz ya, söz öbeği şeklinde kullanmaya başladığımız bu kalıp aslında değerlendiremediği fırsatlar için üzülen insanların sırf söylemek olsun diye söylediği pişmanlık neticesidir. Fırsat dediğimiz şey kaderimizin bir parçasıdır ve seçim denilen şey zaten olacak olan şeydir; ama yine de en üst kata çıkıp eli boş inmek yerine alt katlardan alarak eli dolu olarak geri dönmek daha karlıdır.

İnsan yaşamındaki fırsat çizgileri doğru giden bir yaşamı kestiğinde, nefesi kesilebilir insanın. Bu duraklamanın sebebi bir acı bir korku olabilir. Fakat neden bir mutluluk olmasın?

O da mümkündür elbette. Fırsat bir başkasının hayatı olduğunda, insan hayatını bir başkasına açtığında, gönlüne koyduğunda onu ya hata kapasitesini dolduruyordur ya da eski hatalarını affettiriyordur. İşte bu yüzden fırsattır onun adı. Aslında her ne şekilde olursa olsun lezzet verir yaşama, güzellik katar. Mutluluktur yani diğer adı. İlla ki acıya dönüştüreceğim diye gayret edenlerimiz “t”nin yan çizgisi olma yolunda ilerliyordur. Sonradan çıkan olma yolundadır onlar.

Nefesinizin kesilmesi bir anlık heyecan getirse de, devamlı olduğunda acı getirir. Ara ara uzaklaşmak, özlemek değerini öğrenmek anlamındadır ve bunu işkenceye döndürmenin hiçbir mantığı yoktur.

Belki çoktan kesilmiştir hayatınız, belki de kesilmeyi bekliyordur bir yan çizgi tarafından. Ne olursa olsun yan çizgi olduğunu hissettiğinizde yaşamınızın mutlu olduğuna inanmaya ve inandırmaya çalışın. Mutluluğu acıya döndürmek bir fırsat kapısını kapatıp diğerini açmak anlamına gelmez, sadece size zarar verir. Kesik kesik bir sürü çizgi atmanın alemi yoktur. “ t” şekli mu”t”lu olmanın en temelidir ve bu şekilde doğru giden bir çizgi olması esastır. Ve unutmayın bu doğruyu sadece bir tane doğru kesmiştir. İkincisi bile yoktur.

Öznur Can

21 Temmuz 2007 Cumartesi

Gökçe - Böğürtlenli Reçel



adaşımın parçasını koyayım dedim...

patroncumla bugün ufak bi ssk ve vergi dairesi maceramıs oldu çok komikti çok... sizlere de anlamadan geçemeyeceğim. Şoförümüs rahatsız olduğu için muhtasar fln tırı vırı şeyler bise kaldı. bis de düştük markusla yollara, adam Alman, yer yol bilmio tarif ede ede gittik neyse vergi dairesinde sıraya girdik sonra ssk ya gittik. adam arabada başladı dans etmeye radyoda bi yandan ricky martin çalıo bu hem söölüo hem oynuo hem de araba kullanıo :)) neyse hallettik işleri dönüşe geçtik bi de baktım ağzına bi tomar sakız atmış patlatmaya başladı bana da uzattı almadım, bu da yetmedi hadi yolumusun üzerinde bi de bankaya uğrayalım dedik orda da sıra beklerken bu açtı bacakları -bu arada boy 2,15m fln siz tahmin edin artık bacak boyunu- bi elinde normalde boynuna astığı anahtarlığı bi de ağzında şapur şupur patlattığı sakızı. gören koskoca şirketin patronu olduuna kesinlikle inanmas yaramas bi çocuk gibi. Almanlar rahat bi millet ya içine girdikçe daha da ii anlıorum...

20 Temmuz 2007 Cuma


"benim dimesim" çok güsel bu aralar favori içeceğim %100 kımızı meyveler, tadı süper içeriği süper, hem de çok sağlıklı. zaten oldum olası sağlığa zararlı tüm içeceklere antipatim vardır, o nedenle meyve suyu, ayran ve su temel içeceklerimdir. içinde hangi meyveler mi vaarrr...Sekiz farklı kırmızı meyvenin bir araya gelmesiyle oluşmuş bu müthiş tad; Frambuaz, çilek, yaban mersini, frenk üzümü, nar, vişne, elma ve üzümden elde edilmiş. En kısa zamanda denemelisiniz derim. Ama pazarlama stratejileri gereği sanırım, her markette her meyvesuyu reyonunda ulaşılamıyor bu ürüne, Migroslarda kolaylıkla ulaşıyorum mesela...
Ben Dimes'e iş başvurusu yapmıştım önceden, nie beni almıolar kiiii???? ben sıkılmaya başladım sürekli tekstil ürünleri görmekten gerçi parkeden iidir boşver kızım ;)

beni tanıyanlar bilir pek ilgilenmem ööle burçmuş falmış ama bugün şirkette çay saatinde sohbet ederken arkadaşlarla ellerindeki aylık dökümanlara şööle göz gezdirdim bu ay benim için üç önemli gün varmış ayın 11-20 ve 28 i. 11i geçtik hiçbişey olmadı yarın 20si bakalım ümitle bekliorum neymiş o özel şey die ;)
bi deee bu ay benim için bol seyahatli bi ay görünüomuş bakalım gezmeyi severim 2 haftasonum da dolu dolu geçti, önümüsdeki diğer haftalar da ööle olur umarım...

19 Temmuz 2007 Perşembe


birileri, birilerini merak eder... ama hep bunu arka plana atar ve umursamaz tavır takınmaya çalışır. onun hakkında çevreden bilgi edinir belki de ama onu kendi içine girip de çözmek ister bazen. bazen bunun için bi şans yaratmak gerekir bazen de öölece beklemek sabretmek...

en iisi boşveeeerrrr demek belki de kimi zaman ;)

yanılıyor muyum?
ben bööle bi ev istioooruuuum mümkünseeee ;)

18 Temmuz 2007 Çarşamba

"Şu yazıyı okumadan önce de sonra da fikrim hep aynı, bu insan türü sadakat duygusundan mahrum, aldatma ve yalan yine hat safhada itiraf edebilenlerin sayısı %21 çıkmış anca!"
Türkiye genelinde 24 ilde, yüz yüze anket yöntemiyle gerçekleştirilen "Türkiye Erkek Profili" araştırmasının sonuçlarına göre, Türk erkekleri giderek sağlığına, giyimine ve beslenme alışkanlıklarına dikkat eder hale geldi ama eski alışkanlıkları da devam ediyor.

Araştırma, Efes Pilsen için TNS Piar tarafından yapıldı.

* GALATASARAY BİRİNCİ: Erkeklerin yüzde 34'ü Galatasaray taraftarı. Galatasaray'ı yüzde 22 ile Fenerbahçe ve yüzde 17 ile Beşiktaş izliyor. Erkeklerin yüzde 20'si fanatik bir taraftar ve hayatın anlamı sadece futbol.

* FIRSATINI BULAN EŞİNİ ALDATIYOR: Türk erkeğinin dörtte üçü eşini güzel buluyor, gurur duyuyor, aşırı kıskanıyor. Ama fırsatını bulunca aldatanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok. Erkeklerin yüzde 21 eşi ya da sevgilisini aldattığını itiraf ediyor. Ekonomik gücü yeterse birden fazla kadınla evlilik yapılmasında sakınca görmeyenlerin oranı ise 12.5

* ALYANSLA ARALARI HİÇ İYİ DEĞİL: Ortalama 23 yaşında evlenen erkeklerin yüzde 63'ü evlendikten sonra parmağına alyans takmıyor, yüzde 69'u hem resmi, hem de dini nikâh yapmayı tercih ediyor. Araştırma sonuçlarına bakıldığında çiftler arasında kan bağı oranı şehir yaşamında gitgide azalıyor. Çiftlerin yüzde 88'nin arasında kan bağı yok.

* KİTAP OKUMUYORLAR: Günde ortalama 3-4 saat televizyon izleyerek vakit geçiren Türk erkeğinin okuma faaliyetleriyle de arası iyi değil. Okuma yazma bilen erkeklerin yüzde 46'sı hayatlarında hiç kitap satın almazken, yüzde 28'i uzun zamandır kitap almadıklarını ifade ediyor. Okuma yazma bilen erkeklerin yüzde 65'i hiç ya da uzun zamandır kitap okumadığını itiraf ediyor.

Sabah gazetesi...

17 Temmuz 2007 Salı

Uyan Ve Gülümse!!! ben bunu heeeppp yapıoruuum...

Uyan ve Gülümse!
Olumsuz bir yaklaşımı olumlusuyla nasıl değiştirebilirsiniz? Bunun kolay bir yolu var. Gülümsemeyi öğrenin ve gün boyunca gülümseyin. Bol bol pratik yapın ve sık sık aynaya, kendinize bakın. Doğal bir biçimde gülümsemeyi öğrenin.
Eminim, yaşamınızın işe gitmek için istekle uyandığınız mutlu bir dönemi vardır... İçinizden gülümsemek geldiği için evinizden yüzünüzde bir tebessümle çıktınız. Sabahın erken saatlerindeki bu tebessüm, ruhunuza şevk ve gayret verdi. Eğer işe giderken herhangi bir nedenle yüzünüzdeki gülümseme kaybolmuşsa, tekrar gülümsemelisiniz. Böylece başarının basamaklarını daha kolay tırmanırsınız. Neşeyle kalkın ve işe güvenle girişin. Asla geçmişi özlemeyin! Özgüveniniz ve tebessümünüz size tüm hafta boyunca yardımcı olacak.

Mehmet Salih-Kahvecilerden....

keyifli, sakin, hoşsohbet insanlarla geçirdiğim güsel bi haftasonu oldu. arada bööle eski aile dostları ile toplanmak, büyüklerle de takılmak insana farklı şeyler katıyor.


13 Temmuz 2007 Cuma


yarın bu saatlerde blog sahibi, haftasonunu geçirmek üzere akçay'da olacak... hatta bu saatlerde yemek sonrası kumsalda yürüyor, bol bol esinti depoluyor olabilir ;)

dönüşümde fotolarımısı sizlerle paylaşacağım tabiiki!

herkese güsel, mutlu, bol güneşli haftasonları...

12 Temmuz 2007 Perşembe

web danışmanımın dikkatine!!! ben bu template den fena halde sıkıldım bana yeni bi template bulalııııımmmmmmmmmm oluuurr muuuu????

Mehmet Öz Sendromu

Mübarek diyet ayları geldi...
Havada peeling kokusu var.
Hanımlarda bir tatlı telaş.
Keyifle soyuluyorlar. ..
Hem ciltten... Hem cepten.
Halbuki, ne güzel mevsimdi eskiden...
Kiraz çıkardı.
Karpuz çıkardı.
Ya şimdi?
Mehmet Öz çıkıyor!

Profesör Mehmet Öz'den anlıyoruz artık, yazın geldiğini...
Her yaz başı Mehmet Öz geliyor, elinde tuğla gibi bir kitap...
Gelsin tabii. Memleketidir.
Ama ne zaman Mehmet Öz gelse Amerika'dan, bizim evin huzuru kaçıyor birader.
Geçen akşam gittim eve, mesela...

Değerli eşim, kapıda bekliyor.
Elinde mezura...
- Bu ne?
- Belini ölçeceğim...
- Niye?
- Mehmet Öz söyledi.
- İllallah be kardeşim, gene ne dedi?
- Çok konuşma, dur şöyle!
Durduk mecburen...
Eşim de terzi gibi belimi ölçtü...
Zannedersin pantolon diktireceğiz. ..
Meğer, bu seneki yeni kitabın bombası buymuş...
Belinin çevresini ölçüyorsun, belinin çevresi, boyunun yarısından az edecek...
Eğer belinin çevresi, boyunun yarısından fazlaysa, kalpten ölüyorsun...
Benim anladığım bu.Ölçtük.
Benim belim, boyumdan uzun çıktı. E tabii, hır çıktı.
O yasak, bu yasak. Onu yeme, bunu yeme.
Çünkü, Mehmet Öz'ün hesabına göre,
bugüne kadar yaşıyor olmam, doğanın mucizesi!

Geçen sene de yaşamıştık, aynı krizi.
Geldi Mehmet Öz.
Bir elinde kitap, bir elinde fındık.
Bunu oku, bunu ye.
İtiraf edeyim, okumadım... Ama yedim.
Hem de, ne yemek...
Ayıptır söylemesi, ben fındığı kuru kuruya yiyemem, prensip olarak...
Rakıyla fındık, viskiyle fındık, birayla fındık...
Zayıflamak için fındık yedik, 20 kilo aldık!
Eşim, isyan haliyle...
- 2-3 tane yiyeceksin, 2-3 kilo değil...
- Ben anlamam.
- Nasıl anlamazsın?
- Ye dedi, yedim, Mehmet Öz'e sinirlen. (...)


ÇOK GÜLDÜM ÇOOOK NE DE GÜSEL YAZMIŞ YILMAZ ÖZDİL...

8 Temmuz 2007 Pazar


07/07/07 çılgınlığı...

İyi ve mutlu bir evlilikle 07.07.07 tarihi arasında nasıl bir bağlantı olabilir? Örneğin arabanın arkasına bağlanan boş konserve kutularının şeytani ruhları, kıskanç bakışları uzaklaştıracağına da inanılıyor. 7 rakamının her 100 yılda bir arka arkaya sıralanması bu önemli olayın hayatta sadece bir kere yaşanabileceği hissi veriyor ve şans oyunlarında da 7'yi "şanlı numara" yapıyor. Gerçekte de Temmuz evlilik ayı.. Çoğu insan bu ayda evlenir ancak 07.07.07 tarihinin en önemli yanı asla unutulmayacak bir evlilik tarihi olması olabilir mi acaba ;)

Neyse bis kaçırdık treni belki 09/09/09 'a ancaaa:) Dokus benim uğurlu sayımdır da, görüces bakalım...

Ve Dünyanın Yedi Harikası...

Ürdün'deki Petra Antik Kenti, Çin Seddi, Brezilya'daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti, Meksika'daki Chichen Itza Piramidi, İtalya'nın Roma kentindeki Kolezyum ve Hindistan'daki Taç Mahal anıt mezarı Dünyanın yedi harikası olarak belirlendi.

Özlem Tekin-A)Şık








Sezen Aksu Hasankeyf konusunda duyarlı olmaya çağırıyor hepimizi. Hasankeyf'in önümüzdeki günlerde GAP yapılanması kapsamında gündeme gelen Ilısu Barajı projesi ile sular altında kalabileceğini hatırlatarak 'Zaman bu zaman' diyor!!!


"Yüzyıllardır mağaralarından süzülen eski uygarlıkları bağrında taşıyor Hasankeyf Anadolu'da. Son yıllarda mücadele ettiği sorumsuz yerleşim ve betonlaşma tehlikelerine inat, asırlarla ifade edilen bir kültürel geçmişin izlerini zorla da olsa korurken, Hasankeyf şimdi de sularla boğuşacak. Gözlerden sakınıp inci tanesi gibi korumak bir yana dursun, 'medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar' kalan son dişiyle de sulara gömecek Hasankeyf'i anlaşılan. 'Korunmaya müsait yer' anlamını taşıdığı için almış adını Hasankeyf. O dönemlerden bile galip gelip sakınabilmiş dokusunu. Bu meydan okuma, 21. yüzyılın başlarında 'ismi açıklanmayan' Alman bir finansörün desteğiyle sularda kaybolmak için değildi elbet, olmamalı. Hepimizin kökleri yatıyor Hasankeyf'te. İnsan olmanın ayrıcalığı var ise eğer, bu ayrıcalığın hakkını vereceğimiz zaman bu zaman. Bunun farkına varmış toplumların temsilcileri, 'Hasankeyf katliamında' rol almamak için çoktan geri çekildiler; çevre birliklerinin ve kendi kamuoylarının duyarlılığına seyirci kalmadılar. Bu insanlık suçuna dahil olmayalım lütfen."

6 Temmuz 2007 Cuma

şu cuma günlerini çok seviorum çünkü yrn cumartesiiii...
klasik türk müziği korosu ve sezen çok hoştu...
bugün sıradışı bi olaydır ki sayfamı 300e yakın kişi ziyaret etmiş bi günde
ve hiç ama hiçbiri yorum yapmamış ühü ühü:(
yorum yapın ama biras olmuo böööle...


Barış için çok üzgünüm, mekanın cennet olsun Barış...

5 Temmuz 2007 Perşembe

"Sadakat bir ahlak kavramı değildir. Sadakatsizlik ahlaksızlık, sadakat da büyük bir ahlak kavramı değildir. Bir fedakarlıktır yalnızca. Herkesin önüne beğeneceği bir başkası çıkabilir. Bir fedakarlıktır yalnızca. Herkesin önüne beğeneceği bir başkası çıkabilir. Çok doğaldır bu. Ama onunla birlikte olmamak, esas sevdiğini üzmemek için yapılan bir özveridir. Hepsi bu."
Duygu Asena

görkem bence çok doğru bi karar sen de yazmalısın ve bis de seni takip etmeliyis, en kısa zamanda bekliyorum...

yarın sezenin konseri vaaaarrr... hem de sanat müziği söyleyecek fuar açıkhavada, kaçırmamam lasım ;)




4 Temmuz 2007 Çarşamba


bu aralar lalelerden uzak kaldım, bu kırmızı laleler Barış için...
bu akşam bostanlı sahilinde kumrucu şevkiden sonra çimlerde serinledik, eve yeni geldim uykum gelmeseydi kenelere inat çimlerde yayılışımızı gösteren fotoları ekleyecektim, o nefis gün batımını da ama çoook uykum var... ben yatıyorum, ii geceler...

ey aşk nerdesin?


güzel yerdesin...


sen heryerdesin...


tamam da nerdesin?


mirkelam

3 Temmuz 2007 Salı


neler oluyor benim ülkemde bu aralar... gerçi tüm dünya bu halde şu anda. şehit düşen askerler, bitmek bilmeyen terör olayları, tuhaf doğa olayları doğuda haftasonu yağan ceviz büyüklüğündeki dolular, rize de her tarafı çamura bulayan yolları parçalayan yağışlar ve üç gündür hayata dönmesi için dualarımı eksik etmediğim Barış :(


Ümit'in de dediği gibi bol ümitli bi hafta olur umarım ve Barış tekrar gözlerini açar...
güsel bi haftasonuydu, ailemle birlikte geçirdiğim serinlik depoladığım huzurlu bi haftasonu.
cuma günü ben otobüsten iner inmes o akşam açılışı olan kültürparka götürüldüm, deli gibi bi kalabalık vardı... açılışa ümit sayın ve eylem gelmiş konser vermeye, ahhh ahh die geçirdim bu kalabalık leman samda olsaydı keşke... eee yurdum insanı bööle işte...
gölcük bozdağ derken yine bol oksijen depoladım geldim. şu balık tutma işine de fena halde kafayı taktım. bütün gün elimde oltayla balıkları besledim, ben bi daha gelene kadar büyüsünler die yaptım tutamadım sanmayın ya ;) bi tanecik sazana bile kıyamadım ondan yani:)) beni bu hevesle gören çevredeki insanlardan yardımlar geldi ama şu oltayı uzağa fırlattırma olayını hiç bi şekilde çözemedim ama ümidimi yitirmiş değilim yavaş yavaş yakındaki balıkları besleyeyim dedim:)