29 Haziran 2007 Cuma

evde tek başına olmanın verdiği hüzünle birlikte miskin miskin oturuyorum.
canım bişey yemek istemio, elimi kolumu bile kaldırasım yok enerjim çekildi zaten bu sıcaklar yüzünden. üff bi de büüük müdürler Tükiye sorumluları fln gelio yrn açılışa. bi de onlara şirinlik yapma telaşım olacak yrn. bi yandan da akşam ödemişe gideceğim onun için hazırlanmalıyım.
bi dee biras önce kötü bi hbr aldım eski bi dostumun dedesi vefat etmiş ona da üzüldüm.
aamaaan ya içim sıkılıo yinee pöffffffffffffff!!!

hele bi geell, uzaklar sana gelir,

sen hele bi gel, bütün dertler bitiverir.

hep seni bulur, uzun zor sıkıcı günler,

yazık olur, hadi gel kurtar bizi...

28 Haziran 2007 Perşembe


çoook sıcaaakkkk çooook

27 Haziran 2007 Çarşamba


üffff eriorum artık bu ne sıcak böööle...

ben ki sıcağı seven hiç şikayet etmeyen as terleyen bi insanım, buna rağmen bunalmaya başladım.geceleri klima ile uyumaya çalışıorum ama yine de uykusuzum ya uyuşuk uyuşuk dolanıorum.

aaa bu arada bu sıcaklarda yaşlıları ve hamileleri düşünemiorum. bi de yeni bebeği olanları. mesela müdürümüsün yeni bebeği oldu, adını pek sevmiorum nedense (!) "constantin" koydu oğlunun adını... yazık:(

egeye kadar geldi diolar bu kırım-kongo kenesi. bugün haberlerde aydının bi ilçesine kadar geldiini duyunca içim bi tuhaf oldu, çimlerde gezinmeyin arkadaşlar ben bile artık öğle arasında çimlerde yayılmama kararı aldım. çok ürkütücü bişey ya bigün içinde yok oluosun çok acı:(

25 Haziran 2007 Pazartesi

sanki terk edilmiş bir şehirdeyim...

sıcaklar bi yandan kavururken, öss bitmişken, okullar tatile girmişken, vaktilerden haftasonu aylardan haziransa tabiiki izmir halkı kenti terkedecek...

ama nie yaaa, dün akşamki keyifli leman sam konserinde 200 kişi anca vardık. gerçi leman samın buna rağmen morali yüksekti, süper bi şekilde eğlendirdi bizleri, gündoğarken de ona eşlik etti. sahneye yakın sanki hep beraber içiçe şarkı söyledik, bir kez daha hayran kaldım hatunun sadeliğine, içtenliğine, dinamizmine, saçlarına, taklasına , dansına, espirilerine, yorumuna...

"aşık olur gibi şarkı söyler, şarkı söyler gibi aşık olurum" demiş şu siteyi incelemenizi tavsiye ediyorum tıklayın


bu günlerdeki tek temel besinim bu...

23 Haziran 2007 Cumartesi

oooooo bu ne güselllik böööleee....


motivasyon için bööle şeyler ii gelio insana, alışmışıs tabi:)))
ahh ahh bu aralar popülaritem arttı galiba uluslararası bi şirket, uluslararası bi blog oldu bööle tabiii yazılan dilleri bilmiorum da arada ingilizce bişeyler yazmaya karar verdim sevgili okurlar ;)
dear ladies and gentlemen....
bu arada fena halde kıskanmaya başladım, olmuo bööle millet istanbulda blog takiçileri ile ortak etkinlikler yapıyoooo. ama benim izmirden değilki takipçilerim hep farklı şehirlerden ben napiim şimdi :S
Rodrigo,
you can add your comments in english and german but i don't know your language.
thanx for your comments :)

21 Haziran 2007 Perşembe

"Hayat insanın cesareti oranında daralır ya da genişler!!!"
Anais Nin

20 Haziran 2007 Çarşamba

bir şeyler bekliyorsan...


Bir şeyler bekliyorsan…
Hiç gelmeyeceğini bilerek bekleyeceksin onu.
Hiç hayal etmeden hep yanında olduğunu düşünerek.
Ara sıra, belki bir gün diye başlayacak sözlerin.
Ara sıra olur ya aklından çıkartacaksın iki dakikalığına.
Ama yinede bekleyeceksin.
Hemde öyle gelir falan diye değil.
Hiç gelmeyeceğini bilerek.
Sonra o mısır püsküllerinin döküldüğü sokaklar gelecek aklına.
Sonra onunla yürüdüğün patikalar.
Onu dinlediğin sessiz gölgeler.
Onunla her attığın adımın sesi inleyecek kulaklarında.
Sen yinede bekleyeceksin.
Kafana koymuşsun bir kere.
İnat etmişsin yokluğuna.
Unutmak mesele olmuş.
Unutmamak ise en büyük umudun.
Bekle de dur.
Bir gün hiç ummadığın bir zarf alacaksın eline.
Bir gün bir postacı kapıyı çalacak.
Bir gün bugünleri de görmek varmış diyeceksin.
Ama eline aldığın zarfta seni bekleten hiçbir yazı göremeyeceksin.
Sen yinede bekleyeceksin.
Sabah gazeteleri aldığında onu beklediğini bilerek demleyeceksin çayı.
Onun gelmeyeceğini bilerek karıştıracaksın sayfalarını gazetelerin.
Onun gelmeyeceğini bilerek bir yudumda yarılayacaksın çayı.
Ama sen yinede bekleyeceksin.Sigaranın bittiğini bile duymayacak o.
Sesinin kısıldığını görmeyecek.
Gözlerindeki yaşını hissetmeyecek belki.
Belki senin bu kışı kötü geçirdiğini anlatmayacak ona kimse.
Belki ilaçlarını unuttuğunu düşünmeyecek.
İşten çıkartıldığını,
Bir meydanda öylece elinde simitle haykırdığını,
Gömleğinin yakasının kirlendiğini bilmeyecek.
Ama sen yine bekleyeceksin...

Kahve Molasında okuduğum yazının bir kısmını koyuyorum baya uzun bi yazı ama çok da anlamlı, güsel yazmış İlker Özlük.

hayat kaldığı yerden sek içilebilir mi ????

19 Haziran 2007 Salı


Mutluluk aranan ve aranınca bulunan bir şey olabilir mi? Sakın başka bir şeyin yan ürünü olmasın mutluluk? Haydi bir kez olsun cesur davranıp bin yıllık klişeyi kıralım: Hoşnutluk, güvenlik, haz, huzur arayışının yan ürünü... Ama bana sorarsanız bugün “mutluluk” denen şey çoğu zaman doyumdur. Başka bir şey değil. Yani bu kavram üzerine o kadar afra tafra yapmanın alemi yok!

Asıl aradığımız huzurdur. Ama onu basit bir sükûnet hali sandığımız, bir takım “huzur egzersizleri”ne bel bağladığımız sürece bulamayacağız. Öyle sanıyorum ki, din dışı (seküler) bir hayat huzuru imkânsız kılıyor. Modern insanın huzur peşinde huzursuzca koşuşturup durması bu gerçeği görmezden gelişinden. Huzur “teslim olmak”tır. Kendini akışa bırakmak! Modern “inançsız” insanın kendini güvenle bırakacağı bir “akış” var mı? Yok. Bu yüzden huzur hep istenir ama ertelenir.

Haşmet Babaoğlu

bikaç gündür yazamadıım çünküüü ailemin yanına ödemişe gittim, çok öslemişim ya ii geldi. babacığımın babalar gününü de kutladım, bozdağ gölcük fln da yaptık, bol temiz hava oksijen serinlik depo ettim. bu felaket sıcaklarda çok ii geldi çoook. tıka basa da yemek yedim yaa:( bikaç gün yemek yemesem olacak nerdeyse.

15 Haziran 2007 Cuma


Karşımdasın işte...

Bana bakmasan da oradasın,

görüyorum seni.

Ah benim sevdasında bencil,

yüreğinde sağlam sevdiğim.

Kalbime gömdüm sözlerimi,

ceset torbası oldu yüreğim.

Tıkandığım o an,

Elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte,

Aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim.

Ellerim boşlukta, ben darda kaldım.

Ellerim buz gibi, ben harda kaldım.

Bir senfoni vardı kulağımda çalınan,

bitti artık hepsi...

Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme.

Bakış açım belli oldu yine.

Geride kalan, ardından bakar gidenlerin.

Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim.

Dağlara çarptım her esişimde.

Yollara küfrettim her gidişinde.

Demiştim sana hatırlarsan:

Önemli olan zamana bırakmak değil,

zamanla bırakmamaktir...

Şimdi bana, geçen o zamanın

Unutulmaz sancısı kalır

Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim?

Sende yoktun zaten ben, ben yine bende bittim...


Nazım Hikmet Ran

13 Haziran 2007 Çarşamba

Hayal kurabilirsiniz, bu hayali gerçekleştirebilirsiniz...
Her şeyin bir fare ile başladığını unutmayın!!!
Walt Disney

12 Haziran 2007 Salı



iyiler mutlaka kazanır mı????

oyakbankın son reklamını çok beğendim oldukça etkileyici olmuş... izleyen var mı?


"Köprünün üzerinde duruyordum geçende,

Karanlık, geceye bürünmüş

Uzaklardan bir ezgi duyuluyor.

Ve altın damlalar yağıyordu

Titreyen aynası üstüne suyun.

Gondollar, ışıklar, musiki.

Hepsi Esrimiş, yüzüp gittiler alacakaranlığa…

Benim ruhum, görünmez parmakların

Dokunduğu o çalgı.

Bir barkarol mırıldandı gizlice,

Bin bir renkli mutluluk içinde titreyerek.

Duyan oldu mu O'nu? "


F. Nietzsche

11 Haziran 2007 Pazartesi


italyan mutfağından nefis bir yemek tarifim var sizlere. geçen gün yaptım herkes çok beğendi kremalı tavuğumu... tarif için tıklayın

bi de tiramisu tarifi vereyim bunu da denedim geçenlerde malum kardeşim ve arkadaşı final döneminde sürekli yemek yiyor. portakal ağacının bi tarifi dilersenis tıklayın ama benim gibi ıslak sevenler için biras daha karışımı fasla tutup pandispanyaları ıslatın...
beni tanıyanlar bilir oldum olası bayılırım lacivert ve beyazın uyumuna, mutfakta da tercihim aynı ama buraya koymak için güsel bi lacivert beyaz mutfak bulamadım bununla idare edices artık ;)
hımm bi de benim bi ara şööle şık ve kullanışlı kocaaaman bi mutfak önlüğü almam lasım eskisinden sıkıldım hem küçük ztn şööle elbise gibi geçirilen tarz bişey bulmam lasım. malum zamanı fasla olunca insanın yaz mevsiminde hafif sağlıklı güsel yemekler yapmak için kendini mutfağa atıyor. ya da canı sıkıldıkça alışverişe çıkıyor...:)

9 Haziran 2007 Cumartesi


çoook hoşş bi görüntü

bu hafta oldukça yoğun geçti... bi akşam kokteyle katıldık, bi akşam karşıyakadaydık, bi akşam bornovada derken eve hep geç geldim. evde kaldıım zmnlarda ise sürekli final döneminde olduu için ilkeye yemek yaptım. ben eve gelmeden yapacağım liste hazırlanıp geldiimde bana sunuluyordu, mübarek final dönemi diil, hamilelik dönemi:)

neyse bu haftasonu dinleneyim bari biras. gerçi ben pek yerimde duramam mutlaka gezerim, hatta havalar serin olduu için şimdiden hali hazırda bi piknik planımız mevcut... bi de ev temziliği planımıs var tabi:(

Diana Krall - Temptation



teşekkürler Görkem... Janis Joplin yorumuyla Summertime da çok güseldi...

7 Haziran 2007 Perşembe

arınma...


Müzik dinleyerek başlıyor arınma; seçilen müzik arınılmak istenen ruh halinin üzerine gidecek şekilde oluyor, "çivi çiviyi söker sendromu .."

Temposu arınılmak istenen hızı belirliyor, kendi kendine konuşmak serbest bu gibi durumlarda, söylenmek ve ya kendi kendine tribal ifadeler kullanmak. Kendine acır gibi hissederken, "haketmedim ben bunu egosu" ile kurtulabilmek. Herşey zihinde bir sıraya giriyor, gözler sabitleniyor, dalgın gözüken bu komplike bakışların yanına kalp yaklaşamıyor henüz,duygular arınmaya engel oluyor çünkü.

Her parça değiştiğinde "rahatsızlık veren" den birkaç adım öteye koşabilmiş oluyorsun. Tam gözlerin dolacak diye korkarken gururun, yeni bir parça zihnine sızıyor, damlalar da içine..

"Önemsizlik" var ortada alenen, "fazla gelen"den arınma eğilimi bu, kendi içinde tek başına kalana kadar sürdürmek demek .Sonuca yaklaşırken ,kalbin devreye girmeye çalışır,istemezsin , "olmaz,şimdi asla olmaz" dersin , elinle sıkar kalbini atmasına izin vermezsin. Başka şeyleri kontrol edemedin madem kalbine hükmedersin! Bir başka kalp yaklaşır bilmez durumunu, davranır. Öğrenir yine de yaklaşır, alınırsın , saklanırsın kalbini cebine koyup avuçlarını açarsın kibarca , korunaklı bir durum yaratırsın. O; bu gülümsemeleri görür ve ayak uydurur, büyük bir derdi yoktur ,sadece inanç öpücükleri verir sana.

Arınma eylemi durur, bir huzur hissedersin, zihnin karmaşası yerini kısa "süreli " olarak "sade" duygulara bırakır.Süre dolar dolmaz beklersin ki gitsin diğer kalp! O'na sormak istemezsin ne durumda olduğunu, senin işin vardır bitirmen gereken. Gider... bilir.. anlar.. sadedir o, göründüğü gibi karışık değildir, tek gerçeği sevgidir hala inandığı savunduğu, tekbaşına kalacağını bilse bile satmadığı sevgisidir. Avuçlarında özenle saklar, saklar ki yalnızken sıcak tutsun.

Gerçeklikten -sevgiden -saygıdan - sadakatten hiç şüphesi yoktur ama ya hayat? Paylaşım? Eğer gelecekse yıpratmasın tek derdi odur.

Başlangıcı ve sonu tarihsiz olan kısım; en tatlı ,en belirsiz , en sade ve en gerçek kısımdır...

Arınan kişi, parçalar bittiğinde arınmıştır. Zaman ona aittir ,istediği gibi yalnızlığına sahiptir zihninde artık. Diğeri de hayatına devam etmektedir. Ve bilir ki "isteyen" "arınan" "özleyen" "seven" ve "GELEN" gerçektir...

Gizem Tekebaş

3 Haziran 2007 Pazar


sabah erkenden kalktık kardeşimle aöf uğruna düştük yollara... neyse as kaldı gökçe as kaldı, bi öğleden sonra daha var sadece otur biras tarih çalış diorum ama pek de içimden gelmio:(

bu sıcakta sabah kahvaltılarını yapıp aheste aheste çeşme, foça, kuşadası gibi yönlere uzanan simitleri kafalarına geçirmiş çocukların içinde olduu arabaları görünce benim de canım denize gitmeek istiooooo... üffff!!!


2 Haziran 2007 Cumartesi


dün akşam bulutsuzluk özlemi'nin konserindeydik... Pek zevk almadım aslında ses düzeni hoş diildi, hatta onlardan önce çıkan alt grup çok daha eğlendiriciydi. biras da yaşlanıyorum galiba gürültü gibi gelmeye başladı bazı müzikleri kafam şişti.

konser sırasında ilgimi çeken farklı bi nokta var. ellerinde plastik tabaklara kiraz koyup satan gençler vardı ilk etapta kart ya da kalem satanlardan farkı yokmuş gibi geldi ama daha sonra yapmak istediklerini, amaçlarını anlattılar, ilgimi çekti. hayat adı altında halkın televizyonunu oluşturmaya çalışan bi topluluk varmış ve ellerinde buna destek veren birçok insandan oluşan bir bülten... umarım başarılı olurlar...

vee benim bugün sınavım var hatta yrn da sınavım var :( çalışmam lasım birasdan başlayacağım inşallah. bu hafta da denize gidemiorum bu güsel havayı değerlendiremiorum, mümkünse haftaya bi engel çıkmasın...

1 Haziran 2007 Cuma

You must remember this
A kiss is just a kiss, a sigh is just a sigh.
The fundamental things apply As time goes by.
And when two lovers woo
They still say, "I love you."
On that you can rely
No matter what the future brings
As time goes by.
It's still the same old story
A fight for love and glory
A case of do or die.
The world will always welcome lovers
As time goes by.
Oh yes, the world will always welcome lovers
As time goes by.

as time goes by- casablanca