27 Şubat 2007 Salı

sen ve ...


Sen ve … (Belki de Ben!)

Kelebeğin uçarken, renkli kanadına değen ince ve narin yağmur damlasının etkisiyle yere duşen sakin ve sessiz bedenini,

Belli belirsiz bir rüzgarın yanağımda oluşturduğu soğukluğu,

Elimi uzatsam değebileceğime inandığım bulutların dans edişlerini,

Sabırla yere düşen, bazen yere düşmekle düşmemek arasında kararsızlaşan kar tanelerini,

Uzaktaki dağın üstünden sırayla, sabırla, sukunetle geçen bulutları,

Soğuk bedenimi,

Eylül ayında göç eden leyleklerin bizlere nasil baktıklarını,

Yuvasına ağzında nereden bulduğunu bilmedigim buğday tanesini götüren karıncanın ayak izlerini,

Her sabah beni uyandıranın telefonumun alarm sesinin değil de yatağımın altında gürültülü bir şekilde tahtaları oyan tahtakurusunun sesi olduğunu,

Karanlık ve sessiz gecede, yalnız ve sessiz kaldırımlarda, arkamda beni takip edenlerin olduğunu hissettiğimde, arkama baktığımda, kimseyi göremediğimde,

Zevkle yediğim yemeklerden tat alamadığımda,

Okuduğum tüm kitaplarda ya da cümlelerde ya da kelimelerde adını aradığımda, o da olmazsa ismini oluşturan harfleri bulup gözümün önünde o harfleri birleştirdiğimde,

Otobüs yolculukları sırasında yanımda uyuyan amcanın yüzüne, yarı açık ağzına ve ardından dışarıyı değil de kendimi ve arkamda uyumakla uyumamak arasında tereddüde düşen yaşlı teyzeyi gösteren cama baktığımda,

Fuzuli'nin sanki kendi döneminden beni düşünüp de yazdigi o tek mısralık beyti okuduğumda: "Canan yok ise can gerekmez..",

Şu an elimde olan kaleme, kaymasın diye kağıdın üst tarafına bastırdığım sol elime, kağıda yazı yazan, kalemi tutan sağ elime, ne yazdığımı bilmeden, yapacağım şeyin sonucunu bilmeden, düşünemeden; ama yapamadan duran bedenime hayranlıkla baktığımda,

Hayatın, 'Hayat' oldugunu,

Vb. vb. vb. ,

Herşeyi seni tanımakla fark ettim..

Ahmet Borucu


Ne de güzel anlatmış seni ya da beni bööle anlatan bir sen bulunur mu???

25 Şubat 2007 Pazar

forum bornovadaydım bugün...












sevda yorgunuyum bu kış,
beklersem baharım olur musun???

Başka Türlü Birşey - Yeni Türkü



Başka türlü birşey benim istediğim
Ne ağaca benzer ne de buluta
Burası gibi değil gideceğim memleket
Denizi ayrı deniz
Havası ayrı hava

Nerde gördüklerim nerde o beklediğim
Rengi başka tadı başka
Bir başka yolculuk dalından düşmek yere
Yaşadığımdan uzun
Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
Ağacın yüksekliğince,dalın yüksekliğince rüzgarda
Ve bir yeni ömür vardığın çimen yeşilliğince

Söz: Can Yücel

24 Şubat 2007 Cumartesi

Lale köprüsü



* Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektedir (Edward Newton).

* Eğer boş zamanınız yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir (L.P.Smith).


kaktüsleri seviyorum


nerden aklıma geldi bilmiorum ama esti işte küçükken büyüttüğüm kaktüslerim geldi aklıma. bu yukarıdakine çok benzeyen vardı bi tane onu çok severdim ben. bi sürü yavrusu olurdu saksıdan taşardı ben de koparıp annemin bütün büyük saksılarının kenarına o küçük top kaktüslerden dikerdim. annem önce kızardı ama sonradan değişik bi görüntü oluşunca hoşuna giderdi. bi keresinde saksı balkondan düşüp parçalanmıştı çok üzülmüştüm ama parçalarını toplayıp yenisini yetiştirmeye başlamıştım hepsi birbirine benziyordu nasılsa. şimdi de bambu filizlerim var onlarla uğraşıorum ama kaktüs kadar büyük zevk vermiyorlar ayrıca sararmaya başladı bunlar sinir oluorum var mı bi çaresi bilen varsa paylaşsın... en iisi yeniden ilginç kaktüs türlerinden toplama kararı aldım. bari kendimi bitkilere vereyim...

23 Şubat 2007 Cuma

pozitif düşünce ve beyin gücü



Kardeşim sen düşünceden ibaretsin

Geriye kalan et ve kemiksin

Gül düşünürsün , gülüstan olursun

Diken düşünürsün dikenlik olursun


MEVLANA

Pozitif düşünce , olumsuzluklara razı olmayan,her koşulda yapabilecek iyi bir şeyin olduğuna inanan , insan hayatını olumlu yönde etkileyen bir düşünce tarzıdır. Bugün artık iş,spor ve sanat dünyasında bile pozitif düşünce ve beyin gücü verim arttırıcı bir faktör olarak kabul edilmektedir.Doğu felsefesinin ana kaynağı olan pozitif düşünce günümüzde batı tıbbının da benimsediği sihirli bir kelimedir. Doğada,evrende herşey karşılıklı etkileşim halindedir.Zihinle beden arasında da böyle bir etkileşim vardır. Zihindeki olumlu düşünceler bedende bir takım olumlu sonuçlar yaratıyor. Mutlu insanlarda veya ızdırabını dindirme imkanı arayan kişilerin beyninde,Endorfin denilen bir çeşit doğal morfin salgılanır.Bu morfin bildiğimiz morfinden en az yüz kez daha güçlüdür.Kişinin ızdırabını dindirmesine yardımcı olur.Bu da insana mutluluk verir.İnsanlar ne kadar mutlu ne kadar pozitif olurlarsa ürettikleri Nöropeptip denilen protein zincirleri daha sağlıklı olur ve bağışıklık sistemi daha da güçlenir.Bu gün artık başarının yolu pozitif düşünmekten geçiyor.Bu iki kelimeyi hayat felsefesi olarak benimseyen,insanlar,umudunu,güvenini,iyimserliğini kaybetmeden kendine güvenen,cesur ve insiyatif sahibi bireyler olduklarını çevrelerine hissettiriyorlar. Pozitif düşünen kişiler , pozitif enerji veren insanlarla arkadaşlık ediyorlar,pozitif enerji veren yiyeceklerle besleniyorlar,pozitif enerji yüklemek için spor ve meditasyon yapıyorlar. Sizi daha güçlü kılacak şu yaşam felsefesine kulak verin;

MİZAH DUYGUNUZU YİTİRMEYİNMizah duygusu çok önemlidir. Onu yanınıza almadan sakın evden çıkmayın. Kendinize gülmeyi bilin. Yoksa kendinizi çok ciddiye alır ve bu kadar yükseklerde dolaştığınız için alay konusu olursunuz.

CESUR OLUN Eğer doğru olduğuna inandığınız şeyi yaparsanız , ödülünüzü alırsınız. O da öz saygıdır. Bir ev satın alabilirsiniz, ama yuva satın alamazsınız. İnsanları satın alabilirsiniz , ama dostlar satılık değildir. Hatta kendinize bir ün bile alabilirsiniz. Ama karakter ? İşte doğru olduğuna inandığınız şeyi yapmanız bu yüzden önemlidir. Bir zorlukla karşılaştığınızda onunla dost olmak çok etkili bir yaşam gücüdür. Mark Twain.” Olumsuzluklar insanın kendisini tanımasını sağlar “ demiştir.

İDEALİST OLUN Biz dünyaya yalnızca yaşamak için değil , bir fark yaratmak için geliyoruz. Diyelim ki vurmak istediğiniz hedef “AY” ama isabet ettiremediniz. Yinede yıldızlardan birini vurabilirsiniz. Eğer bir hayaliniz yoksa , hayalinizi gerçekleştirme şansınız olabilir mi ? Daha çok düşünün , daha çok risk alın ve daha çok eylemde bulunun. İsminizi başkalarının kalplerine kazıyın, böylece sonsuza kadar yaşarsınız...


22 Şubat 2007 Perşembe


mutsuzluk, bir türlü mutlu olamama hali...
bugünlerde nedeeenseee üzerimde bööle bir hava var :(
makyaj bile yapmıorum...
beni bööle bakımsız görenler ısrarla eski halime dönmem için çabalıyor,
ya görmeyenler...
üffffffffffff üffffffffffffffff
üflemek pöflemek de bi işe yaramıyor
değiştiremiyorsun bazı şeyleri
bazı sabit fikirleri,
bazı hayatları,
bazı tedirginlikleri...
sadece dualarım var
hayatta kalmasını istediim bir dostun, bir can yoldaşının annesi için
ööle içten ööle temiz
onun yanında olmayı şu anda o kadar çok isterdim ki
ama malesef olamıyorum
küçük kızların duaları kabul olur derler
o da benden bunu istedi
umarım kabul olur...

21 Şubat 2007 Çarşamba

bir deli özlem bu...



Bir deli özlem bu...

Özlüyorum seni,

Yalansız bir özlem bu

Dolansız, saf bir özlem.

Yeni doğan bir çoçuğun

Minicik elleri gibi

Yumuşak ve mazlum bir özlem bu...

Gökyüzü kadar büyük

Senin kadar yüce bir özlem bu...

Hasretten ağlayan sevdalıların

Yıllarca kavuşamayanların

İki gün bile dayanılamayan bir özlem bu...

Ne yapacağini bilmeyen

Telefonlar bekleyen

Ağlayan, isyan eden

Kendisini harap eden bir özlem bu...

Yolda yürürken

Otobüslere dört gözle bakan

Belki, onu görürüm diye

Kıpır kıpır yerinde duramayan

Salak salak, bos bos gezinen

Seni arayan bir özlem bu.

Bulutlara baktığında bile

Sanki seni göreceğini sanan

Orda olmadiğını bilen

Ama yinede şansını deneyen bir deli özlem bu...

Yani güzelim,

Bir kalpsizi bile,

Ağlatabilecek, bir deli özlem bu...

Tutku Bakay
bu aydınlığa ulaşmak bu kadar zor mu içim karardı iice bu karanlıkların içinde mutsuzum ben hem de çooook:(

19 Şubat 2007 Pazartesi

AsaNsöR



İzmir'de en favori mekanlarımdan biri Asansör... Size biraz oradan bahsedeyim İzmir'e gelip de uğramadan geçilmemesi gereken bir yer bence. Her zamanki gibi sevgili Ahmet Pirişta'nın katkılarıyla gerçekleşen bi restorasyon sonucu ortaya çıkan ve Saat Kulemizden sonra ikinci bir simge haline gelen bi eser bu.
Öncelikle buram buram tarih kokan bir sokağa adım adıyorsunuz Dario Moreno Sokağı... Güzelliğini ağaç dalları ve çiçekler arasında gizleyen evlerin önünden geçerek Asansör'e gelerek, Mithatpaşa Caddesi'nden tam 58 metre yüksekliğe çıkarak İzmir'i kuş bakışı seyretmenin keyfini yaşıyorsunuz. Ayrıca kafeterya, restoran ve bar üçlemesini tek bir mekanda toplayıp farklı beğenilere hitap eden bir yer. Yan tarafındaki Yaşar Aksoy Parkı da manzarasıyla pek çok sevgiliye kollarını açmış hoş bir ortam. Tavsiye ederim herkese...

bugün tatilimin son günü:( dolu dolu ii bi tatil oldu benim için, birascık olsun stresten uzak, uzun zamandır yapmayı planladığım şeyleri gerçekleştirebildiğim güzel bi tatil... Mesela dün bütün gün evdeydim (kendime bile inanamadım nası dışarı çıkmadım die) ve sürekli yemek yaptım şu haftasonu gazetelerinin verdiği tarifler de çok güsel oluyor ya. Zaten değişik lezzetlere oldum olası ilgim vardır ve yemek yapmayı da çook severim, o yüsden tam bir günümü mutfakta geçirdim. Yaptığım yemekleri büyük bi zevkle sunmak, onu iştahla yiyen ve beğenen insanları görmek büyük bir mutluluk veriyor bana... Gelmek isteyen varsa bi pazarımı da size ayırabilirim sevgili takipçilerim benim;)

18 Şubat 2007 Pazar


İyi ki Eti şu çörek otlu krakeri çıkardı ya bayılıyorum, süper bişey... (Gerçi bazı insanlar çörek otunu bazı kötü çağrışımlar yaptığı için sevmiyor ama ben seviyorum.) Daha reklamlarda bile çıkmadan abur cubur reyonlarını yakından takip eden bi arkadaşım sayesinde tanıştım TADINDA ile... (GÜZEL ANLAR'la da onun sayesinde tanışmıştım onu da tavsiye edebilirim elmalısı mükemmel bence...) Her çeşidinden bulunduruyordu yanında, haklı gerçekten çalışırken saat dört gibi acıkmaya başlayınca insan ii oluyor, gerçi benim abur cuburdan uzak durmam lazım ya:(
en iisi arkadan yovita ya da activa yemek galiba, hemen erisin bitsin gitsin die:)
aa aklıma gelmişken bu aralar arçelik'in reklamı hoşuma gidiyor, mavi ışık domatesss, bibeer, patlıcan... zaten oldum olası Barış Manço'nun o şakısını çoook severek dinlerim...

KÜRESEL ISINMAYI DURDURMAK İÇİN YAPILABİLECEK BASİT ŞEYLER...

Kuresel isinmayi durdurmak icin siz de mi bir seyler yapmak istiyorsunuz. Karbondioksit salinimini azaltmak icin yapabileceginiz basit seyler.

Ampulunuzu degistirin: Standart akkor ampulunuzu tasarruf ampulu ile degistirip yida 75 kg karbondioksit tasarrufu saglayin.

Daha az araba kullanin: Daha sIk yuruyun, bisIklet kullanin ve toplu tasim araclarindan yararlanin.Araba kullanmadiginiz her 2 km icin 0.75kg karbondioksit tasarruf

Geri donusume katkida bulunun: Evinizden cikan coplerin sadece yarisini geri donusturerek yilda 1200 kg karbondioksit tasarruf saglayabilirsiniz.

Lastiklerinizi kontrol edin: Duzgun sisirilmis lastiklerle liste basina aldiginiz yol yuzde 3 artacaktir.

Daha az sicak su kullanin: Daha az su tuketen bir dus basligina donun, giysilerinizi ilik suyla yikayin. Su isiticinizi 2 derece asagiya ayarlayin.

Ambalajlari fazla olan urunlerden kacinin.Copunuzu % 10 oraninda azaltarak 600 kg karbondioksit tasarrufu

Bir agac dikin.Bir agac omru boyunca 1 ton karbondioksit emer

Sıgarayı bırakın ve bıraktırın Tum dunyada sıgara ıcenlerın dumanlarının karbondıoksıt salınımlarını dusununuz

COZUMUN PARCASI OLUN!!!

16 Şubat 2007 Cuma


Bugün haftalardır ertelediğim bir işi yaptım ve sonunda açıköğretim bürosuna gidip kitaplarımı aldım. Beni tanıyanlar sen üniversiteyi bitirmemiş miydin diyebilir ama bu ikinci üni. AÖF Dış Ticaret ve ben de ikinci sınıfa geçtim. (Umarım günün birinde bu işi tam anlamıyla gerçekleştirebileceğim bir iş bulurum) Birinci sınıf oldukça kolaydı ama ikinci sınıf daha bi zorlayacak gibi görünüyor. Bir yandan çalışmak bir yandan ders çalışmak zor oluyor ama ne yapalım girdik bu işe kendimizi geliştirip, artı değer kazanmak adına... Bir şekilde zamanında bitirip ikinci diplomayı da almak güzel olacak gibi duruyor. Ama tek sorun bu aldığım bi sürü kitap nasıl bitecek onu bilemiorum. Az çok biliorum tabi ama teorik kısım her zaman tekrar gerektiriyor. Şöyle yardımcı test kitapları fln bulsam iyi olacak, en iyisi yarın bi ara alsancak'a sevgi yoluna gitmek...

TaaTilllDeeeYiiiMMM...


Ooo iki gündür evde durmadığım ve nete girmediğim için yazamamışım ben bloga ya daha yeni farkediyorum çünküüüüü tatildeyim. Ocak ve şubat aylarında kullanmam gereken bir haftalık iznimin kalan beş gününü daha değerlendiriyorum. Öylesine insaflı iş verenler var ki mart ayına sarkıtmamıza bile tahammüleri yok. Bu insanlar baharda havalar biras ısınınca daha rahat dinlenir daha rahat gezer daha iyi bir motivasyonla döner fln yok bööle düşünceleri kendilerinin:( Varsa yoksa iş aksamasın, yeri gelsin 12 saat çalışsın insanlar, hatta pazar günleri bile yeri gelsin özel hayatlarına müdahele edeyim uyduruk işler çıkartıp işyerine çağırayım fln:( Bu durumda ben iş aramakta haklı mıyım??? Kesinlikleeeee:)

14 Şubat 2007 Çarşamba

Sevgilisi olanin olmayanin,
Olup da yok gibi olanin,
Yok da var gibi olanin,
Olmayip cok isteyenin,
Oluyo da noluyo diyenin,
Oldugu icin cok mutlu olanin,
Olmadigi icin cok mutlu olanin,
Onsuz olamayanin,
Onunla hic olamayanin,
Herseye ragmen yureginde her daim sevgiye yer olanin,
Sevgililer günü kutlu olsun!!!

SEVGİLİLER GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN


'' Mutluluk çanı'nın'' bir tek aşk'ın ve sevgililerin özel günü olan, '' 14 Şubat sevgililer günü'nde'' çaldığını biliyor muydunuz? Birbirlerini gerçekten yürekten seven ve bütün sevgililerin gerçek mutluluğu için çalan '' Mutluluk çanı '' hikayesini yazacağım şimdi sizlere..

Son yüz yıla damgasını vuran bir aşk filmi dediğimizde ilk aklımıza gelenlerden bir tanesi mutlaka '' Aşk Hikayesi '' olacaktır eminim.. Başrollerini Ali McGrew ve Ryan O'Neal'in paylaştığı '' Aşk Hikayesi '' filminde, unutulmaz bir cümle geçer ;

'' Aşk, hiç bir zaman pişmanlık duymamaktır.''

Yaşadığımızı sandığımız aşklarımıza şöyle bir baktığımızda mutlaka kalp kırıklıklarına da rastlarız.. Bunlar, yapmış olduğumuz yanlış seçimler kararlar pişmanlıklar neticesinde yaşamış olduğumuz izlerdir..Hangimizin aşk hayatında inişler, çıkışlar, dargınlıklar, kırgınlıklar ve hatta istemediğimiz halde ayrılıklar olmadı ki?

İşte! '' Gerçek Sevgi '' bunların hepsini aşmış ve başarmış sevgidir..Hele ki iki kişinin yaşadığı bu kırgınlıklarda mutlaka haklı olan bir taraf vardır.. Ama çokçası da '' gururumuz '' bunu itiraf etmemizi engeller.. İstediğimiz halde özür dilememize izin vermez.. İşte '' Mutluluk çanı '' bizlerin böyle bir durumla karşı karşıya kaldığımız da yani sevgilimizle istemeden ters düştüğümüzde iletişime geçmemizi sağlamak için düşünülmüş..Sevgililerden hatalı olan taraf, '' 14 Şubat sevgililer günü'nde'' bu çanı çalarak, kendisinin söyleyip dillendiremediği mesajını sevgilisine iletmesi içinmiş.''

Mutluluk çanı '' çaldığında şu anlama geliyormuş..

'' Sevgilim, aşkım, beni affet; Evet, ben hatalıyım. Ne yazık ki bunu sana ifade etmeyi kendime ve kör olası gururuma yediremedim.. Bak işte ; şimdi bizim için çalıyorum bu çanı.. Ve diyorum ki ; Hatalıyım sevgilim affet. Seni seviyorum.. Çanımın sesini duy ve ne olur cevap ver....? ''

Sevmeyi bilen sevgililere diyorum ki bu yazım sizin mutluluk çanınız olsun.. Siz seven kalpler ulaştırabildiğiniz kadar ulaştırın ki bütün seven gönüllere mutluluk postasından armağan olsun..Seven kalpler! Bu son satırlarımı iyi okuyunuz lütfen..

'' Yaşamak sevmekle birleştiği vakit AŞK doğar ''

Hiç unutmayınız!

'' 14 Şubat sevgililer günü'' Mutluluk getirsin hepinize..

'' Sevgili melekler yüreğinizden öpsün.''

DEMİŞ SABİHA RANA "KAHVE MOLASINDA" VE BENİM DE ÇOK HOŞUMA GİTTİ BU HİKAYE...

13 Şubat 2007 Salı


Bu aralar oldukça ilgimi çeken bir konu; erkekler ve onları yetiştiren anneler...

Her toplumda olduğu gibi Türk toplumunda da çok yaygın olarak görülen bir durum var; erkeklerin hayatında onları yetiştiren annelerin rolü çok çok büyük. Bunun sonucunda ileriki yaşlarda iki grup insan oluşuyor annesine düşkünlüğü yüzünden doğru ilişkiler yaşayamayan zayıf(!) erkekler ya da annesi ve eşi arasında dengeyi çok iyi kurabilen başarılı erkekler... Benim görüşüm bu doğrultuda... Ve karşılaştığım, hoşuma giden aşağıdaki bu araştırma yazısını da bu vesile ile paylaşmak istedim.


Anneyle erkek çocuğu arasındaki ilişki

Bütün erkek çocukları için anne kucağı çok değerli ve önemlidir. Çünkü erkeğin annesiyle küçük yaşlarda kurduğu ilişki, onun ileriki yıllarda özgüvenini, sosyal ilişkilerini, hatta ne tip kadınlardan hoşlanacağını etkiliyor. Erkek çocuklarının hayatlarındaki ilk kadın ve öğretici kişi anneleridir. Anneyle oğlu arasındaki ilişkiyi bu denli özel yapan etken de bu.

Çocuk annesinden hayatı sevmeyi öğrenir

Annenin çocuğuyla büyük bir ilgiyle bir şeyler yapması, paylaşması, ona hikayeler okuması, çocuğun sağlıklı gelişimi açısında oldukça önemlidir. Bu şekilde anne oğluna yaşama sevincini aşılar. Sıradan gibi görünen güzel anların paylaşılması, çocuğun hayatı boyunca sürecek olan sevgiyi büyütür. Bu sevgi, sadece çocuğun mutlu bir birey olarak yetişmesini sağlamıyor. Aynı zamanda kendine ve başkalarına güvenmeyi de öğretiyor. Çünkü erkek çocuğunun annesiyle kurduğu ilişki, diğer ilişkileri için de bir model oluşturuyor.

Kızlarla olan ilişkide anne bir model sayılır

Erkeğin hayatındaki ilk kadın olan annenin, oğlunun gelecekteki ilişkilerinde belirleyici bir rolü vardır. Örneğin annesiyle arasında bir mesafe olan çocuk, ileriki yıllarda beraber olacağı kadına da mesafeli davranır. Tersine, annesiyle çok yakın ilişkide olan erkek çocuğun, beraber olduğu kadına da yakınlığı artar. Bu nedenle annenin nasıl düşündüğü ve duygularını nasıl ifade ettiği büyük önem taşır.
Bunun dışında, anneyle baba arasındaki ilişki de, çocuğun psikolojik gelişimi üzerinde etkili. Birbirine sevgi ve saygıyla yaklaşan bir çift, çocuklarının gözünde böyle bir ilişki modeli oluşturur.

Kadınların dünyasına açılan ilk pencere

Erkek çocuğu annesinin dünyasını görerek, kadınların dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buluyor. Karşıt cinse ait dünyanın tanınması da, çocuğun bakış açısının genişlemesini sağlıyor. Bir erkek için kadınların dünyasını anlamak, çok geniş bir pencereden bakabilmek anlamına geliyor.
Bir erkeğin hayatına giren ilk kadın olarak anne, çocuk için tam bir gözlem konusu. Erkek, annesine bakarak kadınlar hakkında bilgi edinir ve onları anlamaya çalışır. Bu şekilde anne farkında olmadan kendi kişiliğinde barındırdığı kadınlara özgü davranışlar sergileyerek, oğlunun gözlemlerine müthiş bir malzeme verir.
Bunun dışında annenin derin duygusallığı da erkek çocuğu için keşfedilmeyi bekleyen bir hazine. Çocukların yaşları ilerlerleyip, annelerini anlamaya başladıklarında, kadınlara özgü duyguları ayırt etme yetenekleri artar.

2007 Türkiye Beklentiler, Tercihler, Beğeniler Araştırması

KGM Araştırmanın 2007 Türkiye beklentiler, tercihler, beğeniler araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre Türk halkı 2007'ye ekonomik açıdan olumlu bakıyor. Kişisel gelirin bu yıl artacağını düşünen Türk halkı, son dönemde sıkça gündemde olan siyasi gelişmelerin ekonimiyi fazla etkilemeyeceği görüşünde.

http://www.pazarlamadunyasi.com/Desktopdefault.aspx?tabid=138&ItemId=149&Rtabid=22

12 Şubat 2007 Pazartesi

Göz Yakmayan...Yaşar söylüyor...


yandığım çok oldu
nazarla göz oldu
birden bire karşımda
sen diye göz doldu

yaşımda çok oldu
başıma gelen sondu
birden bire karşımda
dillere söz oldu

hergün yıkanmayan
gözüme ziyan
bana yalvaran
nerede şu an
senin aşkın bana şampuan
ne yüzü ne de gözümü yakmayan

her gün ağlayan
bana yalvaran
gözüme ziyan
nerde şu an
senin aşkın bana şampuan
ne yüzü ne de gözümü yakmayan

ahh bir bilsen
ahh bir görsen

senin aşkın
yarı şaştım
gözümü yakmayan!
haftaya bu şarkı ile oldukça dinamik ve neşeli başladım, tabi bunda farklı parametrelerin de etkisi var;)

11 Şubat 2007 Pazar


Neden sustuğumu bilmek istersen,

Gitmeden önce gözlerimin taa içine bak!

Belki anlarsın;

Mutlu olma arzusunu aşınca mutlu edememek korkusuna dönüşen duyguyu...

Gitmeden önce gözlerimin taa içine bak!

Belki anlarsın kavuşmadan önce neden kaybetmekten korktuğumu,

Özlemeyi neden daha çok sevdiğimi kavuşmaktan.

Bir hayatı doldurmaya yetecek güzelliğinin,

Bir hayali doldurmaya yetmeyeceğini görürsün belki de...

10 Şubat 2007 Cumartesi


Tanrım

Bana onarmaya çalışmak istediğim şeyler için güç

yıkıp yeniden başlamayı istediğim şeyler için cesaret

her iki durum arasındaki farkı anlayabilmem için farkındalık ver

muhasebecinin şiiri

MUHASEBECİNİN ŞİİRİ
Dün yine sensizdim
Sensizliğin muhasebesini yaptım içimde
Ama yoktun sevdiğim
Ne 7A’da ne de 7B’de
Saydım,ölçtüm,tarttım,biçtim
Envanterini çıkardım gidişinin
Borçlusu muydum,alacaklısı mıydım?
Bilemedim,sensizliğin...
Safha safha maliyetini çıkardım gidişinin
Ama yükleyemedim daha ayrılığı gönlüme
Sebebi yoktu,anlamı yoktu hiçbir şeyin
Dağıtım anahtarı yoktu
Birim maliyeti yoktu
Genel üretim giderleri yoktu
Yevmiye kayıtları yok
Sensizliğin hesap ismi yok.
Bu kayıt daha kapanmaz gülüm
Yok, KDV tahakkuku
Yok,genel üretim giderleri
Yok,işte bilançoda sevdamın yeri
Maliyet dönemi sonundayım gülüm
Elimde geçmiş yılın bilançosu
Dağıtamadığım sermayem
Sermayem sendin gülüm
Ardında dönüp duran varlık ise ben
Artık konusu kalmadı karşılıkların
Tasfiye ile uçup giden umutların
Bilirim sevdamın anlamı kalmadı sende
Ve geçmiş yıl karlarının
Tasfiye oldum
Viran oldum
Talan oldum
Gelir tablosunda zarar oldum
Sana Allah’tan tek dileğim
Safha maliyetin gider dağıtım tablosuna dönesin!


çemberdeki forumlarda rastladım çok hoşmuş ya:)))

balık yağı ve omega 3


Bu aralar her yerde balıktan bahsettik arkadaşlarla... Bari ben de bi özet geçeyim istedim bu konu hakkında. Cidden tahminimizden çok daha fazlaymış balık ve balık yağının faydaları. Kalp sağlığı açısından önemli olduğu gibi antidepresan özelliği de varmış. Ama önemli olan daha çok yağlı balıklardan tüketmek -somon, uskumru, ton balığı, alabalık, hamsi, tirsi ve morina balığı- bunlardan yemeğe çalışalım. Ben en çok barbun balığını severim ama bunlardan da yemek lazım tabi.

Omega 3 ün faydaları üzerine bir site keşfettim sizlerle de paylaşayım. Sağlıklı yaşamayı tercih edenler için önemli bir konu...

Trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır.
Bağışıklık sistemi güçlenir
Kansere karşı koruma sağlanır
Beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlenir
İnsülin kullanımını artar (diyabet için faydalı)
Kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır, kanın pıhtılaşmasını önler
Yangı önleyici etkisiyle romatizmal hastalıklara karşı koruma sağlar
http://www.omega3.com.tr
http://tr.wikipedia.org/wiki/Omega-3_yaÄŸ_asitleri

8 Şubat 2007 Perşembe

bikaç google örneği de benden...

bu aralar çok fasla karşılaşmaya başladım blogumu ziyaret edenler arasında tuhaf tuhaf aratmalarla, birkaç örnek vermek istedim ama tabi yazamadıklarım da var içlerinde... nerden ne zmn nasıl aratmış görmek bile hafif bi tebessüm yaratıyor insanın yüzünde:) bu aralar çok ziyaretçim var çok havaya girmeye mi başladım ne;)

"gökçe güzel izmir"
"izmirli gökçe güzel"
ne gökçeymiş ya demekten kendimi alamadım.

"işte bu kapı, buda sapı .. Daha nasıl olur aşkın ispatı.. Kartal ve"
üşenmeden bütün şarkıyı yazmış, noktalama işaretleri de dahil:)

"uffffffff"
sıkıntıdan kendini google a vurmuş galiba bööle anlamsız bi ünlem aratılır mı ya:)

"şubat ayı ay takvimi"
ay takvimi:)

"izmir ninnileri"
izmire özel bi ninni duymadım tamam bize özel şarkılar türküler vardır da bööle bi izmir ninnisi bilen varsa paylaşsın lütfen

"bir gecem gecti seninle"
acaba nasıl bi geceydi;)

"kendimi bulamıyorum"
veee google da arıyorum:)

"yağmurda seninle yürümek"
güseldir ya yağmurda yürümek keşke yağsa da yürüsek...

"aşığım"
???

"tatil fotoğraflarımız"
-mız diyor yani bizim fotolarımız google da ne arasın yaw:)


BUNLAR DA EN SON İLAVELER:))) YORUMSUZ...

çocuk sahibi olmak isteyenlere yumurta nereye verilir
erkeklere nasıl seni seviyorum dedirtirsiniz
direk-t ben yalnızlığım

biras da ruhum doysun...

Aşk Tanrısı

Aşk tanrısıyla dans ettim dün
Yeni bir can buldum kendi derdime
Suç ortağı oldu serseri kalbime
Bendeki bu değişim
Hoşuma gitti tadı da güzel
Dünyama girişin
Hoşuma gitti şeklide güzel
Sen benim başıma gelen en güzel şey
Aşk kokusu var
Havada aşk kokusu var
İçimde dört nala
Kalplerin koşusu var
Fazla bir şey istemem
Sevgilim yanımda uyusun
Birazda ruhum doysun
Aşk kokusu var
Havada aşk kokusu var
İçimde dört nala
Kalplerin koşusu var
Fazla bir şey istemem
Sevgilim yanımda uyusun
Birazda ruhum doysun
Fazla bir şey istemem
Sevgilim yanımda uyansın
Birazda ruhum doysun
Ne yarın umurumda ne de dün
Hadi gün bu gün
Elimizde kalan bir tek aşk
Geçici bu ün

güzel söölemiş kenan...

5 Şubat 2007 Pazartesi

sıcak çikolata


Soğuk günlerin sıcak yoldaşı.
Malzemeler
350 ml süt
20 gram sütlü çikolata
2 yemek kaşığı krema
1/2 çay kaşığı tarçın

Hazırlanışı

Çikolata küçük parçalara kırılıp sütün içine atılır.
Tarçın ilave edilir.
Ağır ateşte zaman zaman karıştırılarak çikolatanın erimesi sağlanır.
Diğer tarafta krema çırpılarak kabartılır.
Çikolata tamamen eridiğinde fincanlara alınır.
Üzerine kabartılan krema konulup servis yapılır.

hele bir de eşilğinde keyifli bir sohbet varsa kendinizi alamadığınız soğuk gecelerinizi ısıtan sizden şanslısı yok demektir...

4 Şubat 2007 Pazar



izmir'e kar yağdı bugünnnn... hava çooook soğuk, dondum resmen ya:( ama ööle oynayacak kadar yağmadı tutmadı çünkü. ve ben bu hava da bile gezmeyi başardım. Son Osmanlı filmine gittik, baya güzeldi, beklediğimden çok daha güzeldi. Tarihi konuları, kurtuluş mücadelelerini ve kavuşulamayan aşkı çok güsel işlemişler. Müzikleri de çok ilgimi çekti gelince hemen netten araştırdım birkaç tensini indirdim hatta.

3 Şubat 2007 Cumartesi

tatil insanı diyorlar bana

tatil insanı diyor bazı arkadaşlar bana;) ööle oldu gerçekten iki gün tatilimi dolu dolu geçirdim aralıksız olarak gezdim ve hala da geziorum. ama bu soğuklar biras engel oldu planlarıma. balçova'ya teleferiğe gitmek istiyordum ama olmadı:(

bir deee saçlarımı boyattım ilk defa vakit bulup, bi değişiklik olsun istiyordum uzun zmndır fena da olmadı yani:)

ÖzLeTiYoR SeNi Bu YaĞmUrLaR


Burada yağmur yağıyor
Aralıksız yağıyor günlerdir
Ama sen yine de şemsiyeni
Almadan gel ilk otobüsle
Buğulanan camlara usulca
Yüzünü çiziyorum ki yüzün
Bir yağmur damlası olup
Düşüyor yapraklarına gülün
Güller de bozamıyor bu uzun
Karanlık sessizliğini kentin
Anılarını yitiriyor sokaklar
Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
Tarih de kekemeleşiyor bazen
Ki o zaman aşktır tek bilici
Aşksa yürümek gibi bir şey
Duyabilmek kuşların gelişini
Anısı bizsek eğer bu kentin
Unuttuğu türküler bizsek
Acıyı rehin bırakıp bir güle
Anımsatmalıyız bunları bir bir
Sonra yürümeliyiz seninle
Sokaklara caddelere çıkmalıyız
Belki bir aşktır bu kentin
Belleğini geri getirecek olan
Burada yağmur yağıyor ama sen
Şemsiyeni almadan gel yine de
Özletiyor bu çılgın sağanak seni
Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
Ahmet Telli
Ahmet Telli'nin şiir dinletisi varmış yakın bi tarihte (14 şubat)İzmir'dekilere duyrulur. Birden aklıma çok sevdiğim fakat uzun zamandır okumadığım bu şiiri geldi...

1 Şubat 2007 Perşembe

Kültürel açıdan lale


Lale özellikle Doğu kültür ve mitolojilerinde özel bir yere sahiptir. Edebi eserlerde sıkça kullanılmasının yanı sıra mitolojilerde de lalenin ortaya çıkışına dair farklı ve çok çeşitli hikayeler bulunmaktadır. Bunların en ünlüsü ve özellikle Doğu edebiyatında en sık kullanılanı Pers mitolojisindeki lalenin kökeni söylencesidir. Bu söylenceye göre yaprağın üstündeki bir çiğ tanesine yıldırım düşmüş, böylece çiğ tanesi ve yaprak alev almıştır. Daha sonra donarlar ve lale meydana gelir. Bu hikayeden yola çıkarak, lale çiçeğinin ortasındaki koyuluğun bu yanma işleminin sonucu olduğuna inanılırdı


benim gibi lale tutkunları için güzel fotolar bulabilecekleri bir site
Yürek kemiğiyle lades tutuşuyor iki çocuk!
misafir oyuncu bir terkediş biçimi
ile ellerim vücudunun prömiyeri!
Aynı ahır adına koşan acılarımız var bizim!
amatör balıkçının leğeninde iki istavritiz seninle
ölüme beş kala ölümle canlı telefon bağlantısı kuran!
dibi senin aşkında gizlenen kırılgan bir aysberg bu tufan !

küçük iskender