
31 Ocak 2007 Çarşamba
KABULÜMDÜR...
KABULÜMDÜR!..
Gitme
En çok kışa yaraşıyorum
Gerisi olmuyor
Devamı çirkin bir kalakalmak oluyor
Tutuluyorum
Gitme
Sen olmadan yaşayabilirim cümlesi en kızgın çubukların birileri tarafından canınıza tazece değdirilmiş olduğunun kanıtıdır. Acizliğin diğer adı, sen olmadan da yaşayabilirim'dir bir cümlede.. Yapılacak hiçbir şey yoktur. Çaresizlik inatla düzendeki döngüde aranmalıdır artık. Mesela sabahlar olacaktır, yine kiranızı ödemelisiniz, sonra aynı periyotlarla bitecek, doldurulması gerekecek sularınız vardır; şaşal… "Şaşal" ne demek inanın bilmiyorum. Annemden zihnime kazınmış bir kelimedir bu. Sularımızın bile kirlendiği günlerden armağan bir tanım; bilmem, beklide annemin uydurduğu.. Olsun inadına "şaşal.." Ne demekse?..
Ekmek elden su gölden tanımını bile kirlettiler. Suyu bol saçmak olmazdı. Baba "ne çabuk bitti, içiyor musunuz yahu!" biçiminde şuura ziyan cevaplarla karşılık verir olurdu. O da haklı…
Hepimiz ne kadar sahteyiz. Durmadan oynuyoruz. Yalancıyız. Bir aşk olma acısını bile yaşamak lüksümüz yoksa, sular da şaşalsa artık ve bu şaşal ne demektir bilinmiyorsa vay'dır halimize, vay ki hem de nasıl…
Kimse yakıştıramaz değil mi kendine
Ulu orta "sancıyorum, acıtıldım, gitti" diyemez de hep kendine dönen yüzünedir eskitme işlemleri. En çok kendimizi acıtmak, eskitmek…
Ev yoluna girince "nerede kalmıştık" şeklinde dönmek evcil ama ortak acılarımıza. Sen de yalancısın. Ben de..
Senin sahtekarlığından bir farkı yok benimkinin
Bir farkımız olmamalı aslında
Ama yine yalancıyız, illa ki farklarımız olmalı dercesine"Onsuz yaşayabilirim" cümlesindeki kadar aşikar bir köftehorluk var kanımızda
Biz farklıyız, mutluyuz, eksiksiz hatta kusursuzuz telaşlarımız var
Ama yalan
Oyun
Dolan
Kanıyorum
Gittiği için
Evet, benim evimde de kavgalar seninkiler kadar somut
Babama kabul ettiremediğim doğrularım
Annemin anlayamadığım zırvalıkları var
Senin şu yanağındaki et beni hani, kusura bakma biliyorum elinde değil ama benim de değil
Bu görüntün için sana bastıramadığım içimde büyüyen kinlerim var
Her sabah hapşururken ağzını tutmadığın için sana okuduğum çok bela..
Sen inandırdın sanıyorsun yalanlarını ama daha akşam duydum yine yediniz birbirinizi
Anasını sattığımın dediğim olmuyor mu sandın
Oluyor anasını satayım, olmaz mı hiç
Oluyor işte…
Sular şaşal
Babam da haklı
Ama yalancıyım ben
Senin yalanlarından farkı yok
Ne kadar doğru bu
Alayı yanlışlık
Gitme demeliydim
GitmeGidince kış oluyorum
Gerisi hiç
Demedim
"Onsuz da yaşayabilirim!!!"
Ha unutmadan"
Aa solak mısın sen, demek zekisin"
diyen herkesten de tiksiniyorum
Yalan da olsa dürüstlüğüm tutmuşken belirtmek isterim!..
SARAHATUN DEMİR
Gitme
En çok kışa yaraşıyorum
Gerisi olmuyor
Devamı çirkin bir kalakalmak oluyor
Tutuluyorum
Gitme
Sen olmadan yaşayabilirim cümlesi en kızgın çubukların birileri tarafından canınıza tazece değdirilmiş olduğunun kanıtıdır. Acizliğin diğer adı, sen olmadan da yaşayabilirim'dir bir cümlede.. Yapılacak hiçbir şey yoktur. Çaresizlik inatla düzendeki döngüde aranmalıdır artık. Mesela sabahlar olacaktır, yine kiranızı ödemelisiniz, sonra aynı periyotlarla bitecek, doldurulması gerekecek sularınız vardır; şaşal… "Şaşal" ne demek inanın bilmiyorum. Annemden zihnime kazınmış bir kelimedir bu. Sularımızın bile kirlendiği günlerden armağan bir tanım; bilmem, beklide annemin uydurduğu.. Olsun inadına "şaşal.." Ne demekse?..
Ekmek elden su gölden tanımını bile kirlettiler. Suyu bol saçmak olmazdı. Baba "ne çabuk bitti, içiyor musunuz yahu!" biçiminde şuura ziyan cevaplarla karşılık verir olurdu. O da haklı…
Hepimiz ne kadar sahteyiz. Durmadan oynuyoruz. Yalancıyız. Bir aşk olma acısını bile yaşamak lüksümüz yoksa, sular da şaşalsa artık ve bu şaşal ne demektir bilinmiyorsa vay'dır halimize, vay ki hem de nasıl…
Kimse yakıştıramaz değil mi kendine
Ulu orta "sancıyorum, acıtıldım, gitti" diyemez de hep kendine dönen yüzünedir eskitme işlemleri. En çok kendimizi acıtmak, eskitmek…
Ev yoluna girince "nerede kalmıştık" şeklinde dönmek evcil ama ortak acılarımıza. Sen de yalancısın. Ben de..
Senin sahtekarlığından bir farkı yok benimkinin
Bir farkımız olmamalı aslında
Ama yine yalancıyız, illa ki farklarımız olmalı dercesine"Onsuz yaşayabilirim" cümlesindeki kadar aşikar bir köftehorluk var kanımızda
Biz farklıyız, mutluyuz, eksiksiz hatta kusursuzuz telaşlarımız var
Ama yalan
Oyun
Dolan
Kanıyorum
Gittiği için
Evet, benim evimde de kavgalar seninkiler kadar somut
Babama kabul ettiremediğim doğrularım
Annemin anlayamadığım zırvalıkları var
Senin şu yanağındaki et beni hani, kusura bakma biliyorum elinde değil ama benim de değil
Bu görüntün için sana bastıramadığım içimde büyüyen kinlerim var
Her sabah hapşururken ağzını tutmadığın için sana okuduğum çok bela..
Sen inandırdın sanıyorsun yalanlarını ama daha akşam duydum yine yediniz birbirinizi
Anasını sattığımın dediğim olmuyor mu sandın
Oluyor anasını satayım, olmaz mı hiç
Oluyor işte…
Sular şaşal
Babam da haklı
Ama yalancıyım ben
Senin yalanlarından farkı yok
Ne kadar doğru bu
Alayı yanlışlık
Gitme demeliydim
GitmeGidince kış oluyorum
Gerisi hiç
Demedim
"Onsuz da yaşayabilirim!!!"
Ha unutmadan"
Aa solak mısın sen, demek zekisin"
diyen herkesten de tiksiniyorum
Yalan da olsa dürüstlüğüm tutmuşken belirtmek isterim!..
SARAHATUN DEMİR
30 Ocak 2007 Salı
güzel bi ninni
Sensin canim yazim kisim
Benim sirin nazli kusum
Sana sevgi ucurmusum
Uyu ninni uyu ninni
Bilirim ne cok dusun var
Cicek cicek opusun var
Bir gul gibi gulusun var
Uyu ninni uyu ninni
Kovan kovan balin olsun
Bin cicekli dalin olsun
Denizlerde salin olsun
Uyu ninni uyu ninni
Gozlerin akip gidiyor
Uykulara gul seriyor
Ruyalar seni bekliyor
Uyu ninni uyu ninni
Benim sirin nazli kusum
Sana sevgi ucurmusum
Uyu ninni uyu ninni
Bilirim ne cok dusun var
Cicek cicek opusun var
Bir gul gibi gulusun var
Uyu ninni uyu ninni
Kovan kovan balin olsun
Bin cicekli dalin olsun
Denizlerde salin olsun
Uyu ninni uyu ninni
Gozlerin akip gidiyor
Uykulara gul seriyor
Ruyalar seni bekliyor
Uyu ninni uyu ninni
minik Asya'ya...
28 Ocak 2007 Pazar
Alışveriş çılgınlığı bir hastalık
Çeşitli nedenlerle ortaya çıkan mutsuzluk, yalnızlık, öfke, engellenme ve sinirlilik gibi olumsuz duyguların neden olduğu bir hastalık bu, alışveriş hastalığı... geçenlerde bununla ilgili bi yazı okumuştum. okumak isteyenlere -http://www.ntvmsnbc.com/news/358234.asp

ama tam da bööle güzel indirim mevsiminde alışveriş yapmadan duramıyor insan. güzel bir pazar gününde kardeşimle çıkıp alışveriş merkezlerinde dolaşmak, elimizi torbalarla doldurmak yeni yeni kıyafetler almak birascık da olsa kendimi ii hissetmeme neden oldu.
26 Ocak 2007 Cuma
Tek başıma hiçbir sorunun yanıtını bulamıyorum.
Hep yeni hayatlar yaşamayı isterken
kendimi aynı hayatı tekrar tekrar yeniden yaşarken buluyorum...
Sisli bir gecede yolunu kaybetmiş gemilere benzetiyorum kendimi... Yanına gidip konuşmak isteğim insanları da işte bu kayıp gemilere benzetiyorum. Uzaktan soluk ışıklarını görüyorum...
Ama ne onlar bana yaklaşabiliyorlar, ne ben onlara...
Sisli gecede birbirimize uzaktan bakıp yeniden kendi kayboluşlarımıza karışıyoruz...
Umudum kalmadı artık; bu dünyada düşüncelerimi, beni, duygularımı gerçekten anlayacak birini bulmam imkansız görünüyor artık bana...
Ama evimde duramıyorum yine de...
Kendimi sokaklara atmak, insanlarla konuşmak, kendimi onlara anlatmak istiyorum. Dinliyor gibi gözüküp dinlemeseler de,
anlıyor gibi yapıp gerçekte anlamasalar da...
Cezmi ERSÖZ

haftaya yıllık iznimin bikaç gününü kullanacağım. şimdiden planlar yapmaya başladım o üç-dört gününe neleri sığdırsam die.offf ne kadar ihtiyacım var bu tatile.aileme ve evime zaman ayırmak istiyorum, bu yoğunlukta kendime de onlara da zmn ayıramıyorum ve bu beni çok üzüyor. acilen yeni bir iş bulmam lazım, birçok şeyden bunaldım artık sanki herşey üstüme üstüme geliyor, içim sıkılıyor ve bu sıklıkla tekrarlana bi hal oldu. Kendimi geliştirememenin verdiği sıkıntı da cabası:( bunca yıl boşuna mı okudum, ve hala boşuna mı kendime bişeyler katmak için uğraşıyorum sorularım hep yanıtsız kaldıkça daha da bunalıyorum. amma bunalım bi yazı oldu ama ööle napiim içimden ve aklımdan geçenler bunlar şu anda:(
25 Ocak 2007 Perşembe
24 Ocak 2007 Çarşamba
Kusura bakma-sezen söylüyor

Bak deme bana bakamam gözüne
Gül deme bana gülemem yüzüne
Bak deme bana bakamam gözüne
Gül deme bana gülemem yüzüne
Kusura bakma iş işten geçti
Olamayız artık eskisi gibi
Kusura bakma iş işten geçti
Olamayız artık eskisi gibi
Benim de gözüm artık açıldı
Her yanıma kısmet saçıldı
İstemem ne aşk ne karakter
Dünya para üstüne döner
Her şey mal mülk her şey para pul
Dostlukmuş sevgiymiş ara bul
Her şey mal mülk her şey para pul
Dostlukmuş sevgiymiş ara bul
Yok deme bana sen de ben gibisin
İsteseler canını verirsin
Yok deme bana sen de ben gibisin
İsteseler canını verirsin
Kusura bakma iş işten geçti
Olamam ben artık eskisi gibi
Kusura bakma iş işten geçti
Olamam ben artık eskisi gibi
Benim de gözüm artık açıldı
Her yanıma kısmet saçıldı
İstemem ne aşk ne karakter
Dünya para üstüne döner
Her şey mal mülk her şey para pul
Dostlukmuş sevgiymiş ara bul
Her şey mal mülk her şey para pul
Dostlukmuş sevgiymiş ara bul
Gül deme bana gülemem yüzüne
Bak deme bana bakamam gözüne
Gül deme bana gülemem yüzüne
Kusura bakma iş işten geçti
Olamayız artık eskisi gibi
Kusura bakma iş işten geçti
Olamayız artık eskisi gibi
Benim de gözüm artık açıldı
Her yanıma kısmet saçıldı
İstemem ne aşk ne karakter
Dünya para üstüne döner
Her şey mal mülk her şey para pul
Dostlukmuş sevgiymiş ara bul
Her şey mal mülk her şey para pul
Dostlukmuş sevgiymiş ara bul
Yok deme bana sen de ben gibisin
İsteseler canını verirsin
Yok deme bana sen de ben gibisin
İsteseler canını verirsin
Kusura bakma iş işten geçti
Olamam ben artık eskisi gibi
Kusura bakma iş işten geçti
Olamam ben artık eskisi gibi
Benim de gözüm artık açıldı
Her yanıma kısmet saçıldı
İstemem ne aşk ne karakter
Dünya para üstüne döner
Her şey mal mülk her şey para pul
Dostlukmuş sevgiymiş ara bul
Her şey mal mülk her şey para pul
Dostlukmuş sevgiymiş ara bul
Videosunu kopyalayamadım, kopyalanabilir versiyonunu bulan paylaşırsa sevinirim
23 Ocak 2007 Salı

Lütfen herkes kendi hayat felsefesine kendi blog sayfasında yer versin, benim sayfamı bu amaçla kullanmayın. Mademki yansıtmak istediğiniz bişeyler var siz de yeni oluşumlar içine girin, abuk subuk sözlerle dikkat çekmeye çalışıp yersiz davranışlar içine girmeyin. Sayfamın izmir, istanbul, ankara harici bursadan, adanadan, konyadan ve daha birçok yerden takipçisi var farkındayım. Paylaşımcı bi insanım elimden geldiğince bilgi almak isteyenlere de yardımcı olabilirim.
21 Ocak 2007 Pazar
20 Ocak 2007 Cumartesi
yiğidim aslanım burda yatıyor...-Hrant'a...
Bu nasıl bi cinayet aklım almıyor, diğerleri gibi bunu da hazmedemiyorum...
"Tetiği çeken alçak biliyor muydu acaba bu ülkenin bölünmemesinin, halkların birbirine düşman kesilmemesinin en büyük garantilerinden birinin Hrant olduğunu...
Asıl onsuz bu mozaiğin çatırdayacağını, bu demokrasinin yaralanacağını... Türklerin aşağılanacağını...
Türkiye'nin onunla birlikte sadece cesur bir yurtseveri değil, kardeşçe bir arada yaşama umutlarını, barışı ve hoşgörü kültürünü de yitirdiğini...
Yoksa asıl amaç bu muydu?" diyor Can Dündar, sonuna kadar katılıyorum.

Bu testi, dünyadaki insanlarin
%2'sinin geçmeyi basardigi
söylenmistir. Siz %2'ye girmek istermisiniz?
Kurallar:
1. 5 farkli renkte 5 ev var.
2. Her evde 5 farkli ülkeden birer kisi oturuyor.
3. Bu evlerde yasayan kisiler farkli marka içki içiyor, farkli marka sigara içiyor ve farkli cins hayvan besliyor.
4. Sigara, içki ve hayvanların hiçbiri ayni cins değil.
Verilen Bilgiler:
1 Ingiliz kirmizi evde yasiyor.
2. Isveçli köpek besliyor.
3. Danimarkali çay içiyor.
4. Beyaz evin solunda yesil ev var.
5. Yesil evin sahibi kahve içiyor.
6. Kus besleyen kisi "Pall Mall" marka sigara içiyor.
7. Sari evin sahibi "Dunhill" marka sigara içiyor.
8. Tam merkezdeki evde yasayan kisi süt içiyor.
9. Norveçli ilk evde oturuyor.
10. Kedi besleyen kisinin evinin yanindaki evde oturan kisi "Blend" marka sigara içiyor.
11. "Dunhill" marka sigara içen kisinin evinin yanindaki evde oturan kisi at besliyor.
12. "Blue Master" marka sigara içen kisi ayni zamanda bira içiyor.
13. Alman "Prince" marka sigara içiyor.
14. Mavi evin yanindaki evde oturan kisi Norveçli.
15 .Su içen kisinin komsusu "Blend" marka sigara içiyor.
Soru: BALIGI KIM BESLIYOR?
ARANIZDA %2 GİRENİNİZ VARMI CEVABINIZI BEKLiYORUM
19 Ocak 2007 Cuma
18 Ocak 2007 Perşembe

bu fiş yazmak çok da zor bi olay diilmiş... gözümde büyüyordu günlerdir, ama kardeşimin de yardımlarıyla hallettim bikaç saatte. (kocamaannn öpüorum kendisini) bütün gün faturaların arasına gömülüp eve gittiğinde de benzer şeyleri görmek bayıyor insanı, kendi işim nasılsa die erteleye erteleye günler geçti ve sonunda hallettim ohhh bee dedirten bi andı. hayatımda ilk ve son defa yaptıım bir şey ne kadar da büyük bi yük gibiymiş üzerimde
17 Ocak 2007 Çarşamba
SeNiNLe YaŞlanMaK iStiYoRuM
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...
Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı "herşeyde".
Bugünden başla, erteleme yarına!!!

Bugünden başla, erteleme yarına!
Sen!Ne için çabalıyorsun?
Nereye gideceğini bile bile çırpınıyorsun,
konuşman gerekince susup kalıyorsun,
susman gerekince aslan kesiliyorsun!
Evet sen!Yardım etme anlayışını biliyor musun?
Yaşlılığı, bir gün yaşlanacağını düşünüyor musun arada?
Çocukları ne kadar etkiler şiddet biliyor musun?
Körpe beyinleri ebediyen mutsuzluğa sürükler şiddet!
Kadını, kadınlığından utandırır şiddet!
Yaşlıyı, yaşamdan soğutur şiddet!
Bir anlık öfke, bir geleceğe, bir ömre bedel!
Bir anlık korku, ömür boyu etkiler!
Ya sen! İnsan halinden anlıyor musun?
Sen insan! Başkasını kendi yerine koyabiliyor musun?
Anlayabiliyor musun o başkalarını?
Kızıyor musun hatalarına üzülüyor musun?
Ağlamaları geceye saklıyor musun?
Çocuklara bir anda olsa mutluluk verebiliyor musun?
Çevrende seviliyor musun?
İşini her şeye rağmen sahiplenebiliyor musun?
Paylaşmayı biliyor musun?
Öleceğini, nefesin tükeneceğini, kalbin duracağını,
ara sırada olsa hatırlıyor musun?
Bu soruları kendine sor, cevaplayabiliyor musun?
Cevapların hayırsa eğer, gözden geçir hayatını,
Yok eğer evet ise bozma çizgini,
Sorular düşündürdüyse hiç durma,
Bugünden başla, erteleme yarına!!!
16 Ocak 2007 Salı
Aşığım demekle aşık olunmuyor...

Aşığım Demekle Aşık Olunmuyor.
Aşk aşk diye inliyoruz durmadan,
Duygularımız akıp gidiyor satırlara,
Kelimeler,dizeler,şiirler,ardı sıra
Geçek aşk'ı yaşıyor muyuz acaba?
Şimdiki aklım olsaydı eğer,
Sorardım kendime,aşık olmadan önce
Bu güç,bu hırs,bu azim var mı diye.
Sorardım sevdiğime
Beni sevmek yürek ister,
Sende bu yürek var mı diye.
Aşığım demekle aşık olunmuyor,
Sevmek,ölesiye sevmek yetmiyor.
Sevgi karşılık ister,özveri ister.
Aşk verdiği kadarını almak ister.
Aşığım demekle aşık olunmuyor,
Bozulmuşsa terazinin bir kefe'si
Gelmiyorsa verdiğin sevgi geriye
Kabuslar görürsün tüm gecelerin de.
Aşığım demekle aşık olunmuyor
Çalışacaksın,üreteceksin,hep vereceksin.
Seviyorsa o da seni,senin sevdiğin gibi,
Elbet dönecektir sana,verdiğin sevgi.

günlüğüme haftasonu antalya'da olmam nedeni ile biras ara vermiştim, şimdi geri döndüm kaldıım yerden devam ediyorum... yorucu bir o kadar da zevkli bir iş gezisiydi. cumartesi bütün gün toplantıdaydık ama akşamüstü havuz sefamız ve buhar banyomuz süperdi. otelimiz oldukça konforlu ve ilginç bir mimariye sahipti. çin esintileri vardı her yerde. sabah kalktıımda güsel bir kahvaltı ardından deniz kenarında yürüyüş de çoook güseldi. bol bol fotoğraf çektim hele otobüsün içinde çektiklerim süperdi, hoş manzaralar yakaladım hatta bir kaçını burada paylaşmak istiorum.
12 Ocak 2007 Cuma
Asuman Pansuman
İşte bu kapı işte bu da sapı daha nasıl olur ki aşkın ispatı kartal ve pendik, gittik gittik geldik bakışınca o ahu gözlerle yüzüme bakmadın, fark etmedin bile üzüldüm çok, çöktüm ama derler ya kıvrıl fakat kırılmaa au ne kadar ayıp ne yaptın asumana au kalbimi kırdın yap bir pansumana au ne kadar ayıp yapma asumana au kalbimi kırdın yap bir pansuman gitme, aşk silahını bir gün çekince ya hamle yap ya elini kaldır dönüp sakın gitme...
güne bu şarkıyla başlıorum bu aralar, çok tuttum kıpır kıpır
10 Ocak 2007 Çarşamba

bi isteksizlik var üzerimde, bana neler oluyor bilmiorum ama hiçbişey yapasım yok. elimi, kolumu kaldırasım yok:( buna kış mevsimi sendromu mu diyolar bilmiorum ama bu halin bi an önce geçmesini ve eski canlılığıma kavuşmayı istiorum... bi önerisi olan var mı??? yoksa sizin durumunuz da benden farksız mı?
9 Ocak 2007 Salı
8 Ocak 2007 Pazartesi
Ben Kazanacağım Sen Kaybedeceksin

Ben Kazanacağım Sen Kaybedecesin
Anla işte bak anla! İŞTE HAYAT BU!
Anla yüreğim anla..dimdik duruyorum karşında
Geçen günler bileklerimi kesiyor yavaş yavaş..
.. ve akan kan sadece gülümsetiyor beni
Dayandıkça artıyor gücüm
..ve bu hayata gülüyorum
Ben kazanacağım, sen kaybedeceksin..
Önümüze gelen engeller! !
Önüme çıkan engeller! !
KAYBEDECEKSİNİZ! !
Ceyhun Yılmaz
7 Ocak 2007 Pazar
LALELER VE PAZAR... ben ikisini de seviorum...

bu pazar günlerini çok seviorum çoook...
güsel bir uyku, süper bi kahvaltı, hoş bi gezinti...
bu forumu ii ki açtılar bornovaya ben de karşıyakaya gitmekten kurtuldum.
bu aralar hoş filmler var vizyonda, ama bu güneşli pazar gününü sinemada geçirmek istemedim. iş çıkışı hafta içi gitmek daha ii die düşündüm. bi arkadaşım holiday'i tavsiye etti, bi arkadaşım dejavuyu... bakalım artık hepsine gideceğim sırayla.
son zamanlarda iki tane türk filmine gittim küçük kıyamet çok etkileyiciydi, dondurmam gaymak'ta da çok güldüm ona en çok anneannem bayıldı:)
ama beni üzen bi olay var beni bu bloga alıştıran arkadaşım şimdi ara vermekten bahsediyor:( neden bilemiorum neden bu ara?
6 Ocak 2007 Cumartesi
Kendime Son Nasihat

Acı bir nefes çekip esrarından gecenin
Bilinmeze yürüt kelimelerini
İzlerini kaybetsin içinde ölen çocuklar
Kaybol ...
Rezilliğine aldanma zamanın
Kendini kandırmaların
Geçen anın ve gelecek zamanın demi ol
Ama sessizce ... sükunetle...
Sırrını sen bil , o aynada suretinle konuşan sen ol
Kırılan cam ve batan kanatan acıyı yut
Yut ki türkü olsun bundan sonra ağzından çıkan feryat
Ve aldanma bülbüllerin figanına bu kadar kolay
İnsan denizinde
Bir ben-i adem ol
delilerin şaşkınlığına ve çekilen acıların aşkına
Binlerce gün ve gece ölen , dirilen .. dirilten
Seven ve sevilen
Sen ol ...
UĞUR
çemberde rastladım bu şiire alıp götürdü beni uzaklara...
Bilinmeze yürüt kelimelerini
İzlerini kaybetsin içinde ölen çocuklar
Kaybol ...
Rezilliğine aldanma zamanın
Kendini kandırmaların
Geçen anın ve gelecek zamanın demi ol
Ama sessizce ... sükunetle...
Sırrını sen bil , o aynada suretinle konuşan sen ol
Kırılan cam ve batan kanatan acıyı yut
Yut ki türkü olsun bundan sonra ağzından çıkan feryat
Ve aldanma bülbüllerin figanına bu kadar kolay
İnsan denizinde
Bir ben-i adem ol
delilerin şaşkınlığına ve çekilen acıların aşkına
Binlerce gün ve gece ölen , dirilen .. dirilten
Seven ve sevilen
Sen ol ...
UĞUR
çemberde rastladım bu şiire alıp götürdü beni uzaklara...
Evde yalnız kalmak büyümek anlamına mı gelir?
evde yalnız kalmak büyümek anlamına mı gelir?
uzak kalmışım bu duyguya büyüdüm baya ama hala korkuorum ara ara. neyse ki ilke geliyor bugün, özledim de zaten keratayı...
bari ikimizin fotosunu koyayım şööle bi...
5 Ocak 2007 Cuma
3 Ocak 2007 Çarşamba

biraz uzak kaldım internetten, bilgisayardan, telefonlardan bu tatilde ve buna ne kadar çok ihtiyacım olduğunu bir kez daha anladım. tatil denilen şey çok güsel bi olay ya. ama nie biras daha uzun süreli yapmıyorlar bunları anlamıyorum. uzun zmndır ilk defa yağmurlu bir sabahta geç kalkıp yatakta vakit geçirme gibi bi lüksüm oldu. ahhh ahh bunlar da mı lüks gelecekti insana diyorum bazen. şimdi de geçeliiimmm yeni yıl için dileklerimeee...
yeni bir iş, sağlam bir ilişki, huzur, sağlık... en büük beklentilerim bunlar benim. Çoook mu şey istiorum ya;-)

Yeni yılın hepimize,
Çalışkan astlar, örnek üstler, güçlü iletişim, bayrama rastlayan iş günleri, bol satışlar, sadık çalışanlar, 34 saatlik günler, 10 günlük haftalar, sıkıştırmayan “deadline”lar, zevkli projeler, faydalı danışmanlar, geç başlayan erken biten mesai, yararlı eğitimler, dengeli müdürler, klavyenin yanında sapsağlam durup dökülmeyen kahve fincanları, sıkıcı olmayan konferanslar, uçları/mürekkebi bitmeyen kalemler, eğlenceli iş yemekleri, akıllı stajyerler, başarılı sunumlar, tamamlanan dosyalar, değişik yerlere iş seyahatleri, üzeri tamamen çizilen yapılacak iş listeleri, ödemeleri doğru ve hemen yapan sigortacılar, dürüst ortaklar, kaybolmayan fakslar, açıksözlü yöneticiler, bitirilen kitaplar, çalışan asansörler, adil kanunlar, hayırlı ortaklıklar, politikasız/oyunsuz, içi dışı bir iş arkadaşları, ulaşılabilen kişiler, aşılabilen sekreterler, bozulmayan klimalar, büyük masalar, lezzetli öğle yemekleri, hızlı giden servis arabaları, açık yollar, iyi tatiller, ergonomik ofisler, içten konuşmalar, yeni müşteriler, neşeli ofis partileri, kısa toplantılar, etkin takım çalışmaları, işbirliği yapan takım arkadaşları, ucuz teknoloji, kilitlenmeyen programlar, çökmeyen bilgisayarlar, daha az “junk” mail”, bitmeyen yazıcı kağıtları, düşük faturalar, özel hayatınıza ayıracak bol zaman, bol primler, yüksek zamlar, anlayışlı patronlar, verimli günler, ödüller, başarılı işler getirmesini diliyorum...
Mutlu yıllar!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















